Hikmet Çetinkaya

Merhaba Uğur Mumcu!..

24 Ocak 2015 Cumartesi

Aradan 22 yıl geçmiş.
Daha dün gibi anımsıyorum o günü.
Ankara karlı, hava soğuk!
Katiller, Uğur Mumcu otomobiline binerken uzaktan kumandalı bombayı patlatıyor...
O günden bugüne ne değişti? Katiller yakalanıp bu vahşi cinayet aydınlatıldı mı? Kimdi bu vahşetin arkasındaki büyük patron?
Aracına kurulan bombalı tuzak sıradan değildi ve arkasında derin güçlerin olduğu bir eylemdi!
24 Ocak 1993...
Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önü...
Katliam Türkiye’yi ayağa kaldırdı, devleti yönetenler söz verdi:
“Bu cinayeti çözmek namus borcumuzdur!”
O namus borcu yerine getirilmedi 22 yıl boyunca. En sonunda haydi adına “tetikçiler” diyeyim; “UMUT operasyonu” yapıldı. Bazı kişiler tutuklandı. Katliam zincirinin halkaları Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerine dek uzandı.
Acı ama gerçek, hep şunu söyledim ve söylemeye devam edeceğim.
“Mumcu katliamı aydınlatılmadı, tıpkı öteki cinayetlerde olduğu gibi...”
Uğur Mumcu cinayetinden yola çıkarsak tüm bunların ardında “derin güçler” bulunuyor...
Önce Hablemitoğlu, ardından Trabzon’da rahip Santoro, Hrant Dink, Malatya Zirve Yayınevi katliamı...
Necip Hablemitoğlu cinayeti işleneli 10 yılı çoktan aştı. Bugüne dek tetikçileri bile bulunamadı.

***

Uğur Mumcu niçin öldürüldü?
Uğur, Türkiye üzerine oynanan karanlık oyunların üzerine gitti, alçakça eylemleri korkmadan yazdı, gün ışığına çıkarıp okuruyla paylaştı...
Gazeteciliği kendi çıkarları için değil; emekçilerin, yoksul halkın çıkarını korumak için yaptı...
Eğilmedi bükülmedi!
Kimse Uğur Mumcu’yu yıldıramadı!
O bir Aydınlanmacı, devrimci ve halkçıydı...
Laiklik temelinde, temel hak ve özgürlüklerin savunucusuydu.
Kitaplarını okuyunca gazetecilik mesleğinin ne denli kutsal olduğunu görürsünüz.
Antiemperyalist, devrimci, toplumcu olmak ve halkı bilgilendirmek.
Bilgi, bilinçle harmanlanırsa yaşama değer katar, hırs değil akıl öne geçer, insanlık tarihin akışı içinde kendine yer arar...
Uygar toplum aslında budur!
Sömürgeci ruha, baskıya, kör inanca karşı koyabilmek...
Azgelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda, bilim ve akıl yok sayılır ülkeyi yönetenlerce.
Uğur karanlığı aydınlığa çevirmenin mücadelesini verdi...
Yaşamı boyunca insan haklarının savunuculuğunu yaptı; basın özgürlüğünü savundu!

***

Yıllar çok çabuk geçiyor...
Hayatın gerçeği içinde, kimi zaman acıları, kıyımları, ölümleri görüyoruz...
Ne yazık ki katiller hep aramızda!
Türkiye’de basın özgürlüğünün olup olmadığını tartışıyoruz.
Köktendinci terör almış başını gidiyor; kelle avcıları Ortadoğu’da insan başı kesiyor İslam adına...
12 Mart’a ve 12 Eylül’e karşı direnen bir Uğur Mumcu...
Niçin direnmiş darbeci rejimlere, ister asker ister sivil olsun!
Cumhuriyet hâlâ Yunus Nadi’nin ilk başyazısında koyduğu ilkelerle yayın hayatını sürdürüyor.
Başı dik ve onurlu!
Tüm çalışanlarıyla omuz omuza!
Yunus Nadi’nin koyduğu ilkeler bugün geçerlidir. Cumhuriyet, ne hükümet ne parti gazetesidir.
Cumhuriyet, yalnızca Cumhuriyet’in, daha bilimsel ve yaygın tanımıyla demokrasinin savunucusudur.

***

Yazımı noktalarken şöyle sesleniyorum:
Sen ölmedin Sevgili Uğur Mumcu, arkadaşım... Senin çok sevdiğin bir kıyı kasabasından yazıyorum yazımı...
Dün 23 Ocak; bugün 24 Ocak...
Hava güneşli, sıcaklık 20 derece...
Toprak; yağmur ve çiçek kokuyor.
Seni çok ama çok özlüyorum!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018