Savunmadaki Şema

01 Temmuz 2013 Pazartesi

Üsteğmen iken PKK ile çatışmada bir gözünü kaybeden Ergenekon davası sanığı Serdar Öztürk, savunmasında “Türkiye’de Gladyo’nun 1999’dan bu yana Fethullah Gülen cemaati içinde yapılandığı”nı ileri sürdü. Öztürk, “Türkiye’deki Gladyo’nun muhtemel şeması” diye adlandırdığı bir iddiayı da savunmasında dile getirdi. Şemaya göre, Türkiye’deki Gladyo’nun başında David Philips gözüküyor.
Philips’in adını okurlar anımsayacaklar:
Columbia Üniversitesi’nden
Philips, daha geçen ay Türkiye ile Kürdistan’ın konfedere bir yapı oluşturacaklarını söylemiş, PKK’liler için af önermişti. Philips ayrıca, 2007 ve 2009’da yayımladığı iki ayrı raporda, “Sivil anayasa hazırlanmasını, azınlık haklarının kurumsallaştırılmasını, anayasadaki Türklüğün ortadan kaldırılmasını, yargıyı dönüştürme tedbirlerinin alınmasını, silahlı kuvvetlerin ‘demokratik bir ordu’ gibi işlev görmesini” önermişti.
Kısacası, Philips’in önerdiklerinin hepsi, AKP iktidarı tarafından ya yerine getirilmiş ya da gündeme taşınmıştı.

\n

Kanunsuz İş

\n

Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün, ajansın yüzde 25.65’ine sahip olduğunu yazınca, AA yönetimi açıklama yaptı:
“AA’nın hisse sorununun kökten çözümü için kanuni düzenleme gerekmektedir ve bu konuda çalışmalar yapılmaktadır.”
Yani, Kemal Öztürk’ün hisse satın alması kanunsuzmuş. Kanunsuz iş yapıyorlar, kanunsuzluk ortaya çıkınca da
“kanun arkadan gelecek” diyorlar.
Geldi de konuyu ilgisiz bir yasa tasarısının içine gömdüler.
Eskiden alengirli işleri yasaya uydururlardı, şimdi benzer durumlara yasa uyduruyorlar.

\n

Baş

\n

“Ayaklar ne zamandan beri baş oldu?” sorusuna yanıt:
Bizim bildiğimiz, en az 10 yıldır öyle.

\n

İlahi TRT

\n

TRT’nin geçen hafta üç kanalında dolaştık. Aynı dakikalarda, şeşleştirilmiş kanalda başına bir şeyler sarmış bir adam, Kürtçe, Saidi Nursi’nin özelliklerinden söz ediyordu. TRT Anadolu’da, yazın açılan Kuran kurslarının önemine ilişkin bir açık oturum vardı. Diğer bir kanalda da dini sohbet sürüyordu.
Maşallah, devlet televizyonu değil, Medrese-ül
İbrahim Şahin!

\n

Olanak

\n

PKK ile pazarlık halindeki MİT Başkanı Hakan Fidan, Cizre’de YDG-H adlı grubun asayiş birimi diploması dağıtmasını, yol kontrolü yapmasını da onaylıyor olmalı.
Sayesinde Başbakan’ın kişisel istihbarat örgütü haline gelen MİT için hazırlanan son yasa taslağı da 15 bin kişilik operasyonel güç, mahkeme kararı olmaksızın dinleme, yakalama vb. olanağı tanıyor.
Yalan olduğunu bile bile
“Camide içki içtiler”, “Türbanlı kadına saldırdılar” gibi safsataları dillendirebilenlerin, o taslak yasalaştıktan sonra neler yapabileceklerini bir düşünün!

\n

Yerinde Bir Değişiklik!

\n

TSK’nin görevleri arasındaki “Türk istiklal ve Cumhuriyetini kollama ve koruma”yı çıkarıyorlar.
Epeydir
“bağımsız” bir devlet olmaktan vazgeçmiştik. Bağımlı bir devletin bağımsızlığını koruma ve kollamanın bir anlamı yok doğal olarak.
AKP iktidarı, Türkiye Cumhuriyeti’ni tam bağımlı, piyasasever, kavimci, cemaatçi, ılımlı İslam federasyonuna dönüştürdüğünden ve T.C’yi sildiğinden, onu koruma ve kollama da anlamını yitirmiş bulunuyor.
Tasarı ile TSK’nin vazifesi
“yalnızca yurtdışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı” olacakmış. AKP’nin pazarlık ortağı PKK de Kürdistan’ı kuracağından “yurtiçi” olarak tanımlayacağımız herhangi bir yerden tehlike gelmeyecek. Gezi eylemlerindeki gibi “yurtiçi çapulcuları”na da sultanımızın polisi yetiyor zaten.
Dolayısıyla AKPKK devletinin silahlı kuvvetlerinin amacının ve görevinin değiştirilmesi yerinde bir karardır!
Ancak, tasarıdaki bir sözcük göze batıyor, onu da çıkarmak gerek. Tasarıdaki yeni haliyle TSK’nin bir görevi de
“Türk vatanını savunmak” olarak tanımlanmış. Anayasadan bile atacağımız “Türk”ü niye oraya koymuşlar ki?

\n

Soru Hem AKP’ye, Hem CHP’ye

\n

CHP yönetiminin özenle görüş bildirmekten çekindiği bir konuyu sorgulama görevi partili milletvekillerine düştü.
CHP Uşak Milletvekili
Dilek Akagün Yılmaz, Başbakan’a sordu:
“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı’ndan sonra yayımlanan sonuç bildirgesinde belirtildiği gibi ülkemizde ‘Kuzey Kürdistan’ olarak nitelendirilen ayrı bir bölge mi oluşturulmuştur? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak böyle bir bölgenin fiili olarak oluşturulmasına onay veriyor musunuz?”
Aslında bu sorular
“Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” türünden. Aynı sorular, CHP yönetimine de yöneltilmeli çünkü.

\n

Çekilmemek

\n

BDP Eş Genel Başkanı diyor ki:
“Şu aşamada eve dönüş yasası, af falan da çıksa PKK’liler inmez dağdan. Üçüncü aşama dediğimiz, ikinci aşamanın tümüyle bittiği aşamadan sonra mutlaka öyle bir yasaya da ihtiyaç olacak.”
Hani elde silah çekilmişlerdi?
Çekilmemişler, çekilmeye de niyetleri yok... Amaç belli: Diyarbakır’da düzenledikleri konferansta aldıkları karar gereği
“Kuzey Kürdistan’ı kurmak”, sonra da aşiret reisi Barzani ile birleşmek.

\n

\n

Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020