Yasanın Anlamı

28 Temmuz 2014 Pazartesi

 

Son torba yasa ile bir anlamda “yargı kararlarının uygulanmaması” ve “yargı kararlarını uygulamayanların ceza kovuşturmasına uğramaması” öngörülüyor. 
Bunun ne anlama geldiğini CHP’li Gürkut Acar, bir örnek ile açıklıyor: 
“Antalya’da Oymapınar Barajı var. Barajın değeri 2 milyar dolar. Bu 2 milyar dolarlık baraj, 350 milyon lirayla özelleştirildi ve Seydişehir Alüminyum Fabrikası’na bedava verildi. Bu millete küfreden Mehmet Cengiz’e verildi. Mehmet Cengiz’in firması bu 2 milyar dolarlık barajı yedi seneden beri işletiyor, parasını satıyor. 1.5 milyar lira, eski parayla 1.5 katrilyon lira buradan para kazandı. Şimdi, kanun getiriliyor ve ‘Bu parayı Mehmet Cengiz firmasından almayalım’ deniyor.” 
Milletiyle sevişme arzusu ile yanıp kavrulan Mehmet Cengiz’den bir barajı mı esirgeyeceğiz? Barajlar, fabrikalar, ihaleler, madenler kurban olsun ona...

Peynir Filotillası
Laf ile peynir gemisinin bile yüzdürülemediğini bile bile, üfürükle yelken şişirmeye çalışan bir dış politikamız var...
CHP’li Osman Korutürk, geçen hafta TBMM’de söyledi söyleyeceğini. Güney Kıbrıs ile 2010’da imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması uyarınca, İsrail’in, Doğu Akdeniz’de üretilecek olan petroldoğalgaz depolama ve nakliye tesislerini korumak üzere 20 bin kişilik bir askeri müfreze ayırdığını anımsattı. Güney Kıbrıs’ta konuşlanacak olan bu müfrezenin aileleri ve sivil personeliyle beraber 50 bin kişiye ulaşacağını duyurdu ve ekledi:
“Bugün bölgede çok ciddi bir katliam yapmakta olan ve bağırmaktan, çağırmaktan, lanetlemekten başka bir şey yapamadığımız İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs ile birlikte üçlü bir ittifak halinde o bölgede hem askeri birlik bulunduruyor, hem de petrol ve doğalgaz çıkartıyor.”
Korutürk, 2010’da o anlaşma imzalanırken, Başbakan’ın, Dışişleri Bakanı’nın “En ağır şekilde tepki gösteririz. Gemilerimizi, filolarımızı, filotillalarımızı bu bölgeye sevk ederiz” dediklerini anımsattı. Bu söylenenlerin ardından tam 4 yıl geçmiş...
Deniz Kuvvetleri’nin komuta kademesinin hemen hemen tümünü içeri attıklarından, haliyle filoları, filotillaları gönderememişlerdir...

Kaçılım
Değneğin bir ucu:
Irak’ın kuzeyinde kurulan ABD mandasının başına getirilen aşiret reisi Barzani, Türkiye sınırları içinde parti kurduruyor, Hakkâri’ye heyetler gönderip çıkan anlaşmazlıklarda arabuluculuk yaptırıyor, işadamları için TC Başbakanı’ndan randevu alıyor!
Değneğin diğer ucu: Diyarbakır’da ordu komutanlığının direğine tırmanıp Türk bayrağını indireni seyredenler, karşılığında o komutanlığı lağvediyorlar. Resmen çekiliyorlar yani, sanki orası yurt toprağı değilmiş gibi...
“Süreç” dedikleri şey; açılım ile başladı, saçılım ile devam etti, son aşamada kaçılım ile sürüyor.
Asın oraya Barzani’nin manda bayrağını, olsun bitsin!

Kim Casus? 
CHP’li Dilek Akagün Yılmaz ile Birgül Ayman Güler, geçen günlerde Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile görüşerek, TSK’ye yönelik ilk “kumpas” olan ve halen 4 askerin cezaevinde bulunduğu “İstanbul askeri casusluk davası”na ilişkin başvurunun ivedilikle görüşülmesini istediler.
İki milletvekili, ABD’den gelen imzasız elektronik posta ihbarıyla başlatılan bu soruşturmadaki çarpıklıklardan örnekler de verdiler. İşte bir kaçı:
- Dijital veriler üzerinde parmak izi ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadı.
- Savunma tanıkları ve tutanakları hazırlayan polisler dinlenmedi.
- Dosyaya konulan tapelerin sahte olduğu anlaşıldı.
- Mağdurların evlerindeki aramalarda elde edilen ilk yardım ders notları, Amerikan savaş gemi resimleri, akademiye hazırlık ders notları, lise 2. sınıf Milli Güvenlik ders kitabı gibi belgeler Genelkurmay Başkanlığı’na sorulduğunda, özensiz bir şekilde “Gizli belgedir” dendi.
- Dijital verilerde adı geçen müştekiler, mahkemede yargılananların hiçbirisini tanımadıklarını, hiçbir tehdit ve şantaja maruz kalmadıklarını söylediler.
- TÜBİTAK’tan gelen “Herhangi bir dijital veride sadece kişilerin isminin geçmesinin o belgeyi o kişinin oluşturduğu anlamına gelmez” yönündeki belgenin savcı tarafından dosyaya konulmayarak kasada saklandığı belirlendi.
- Dosya, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde, yetkili mahkemenin belirlenmesini bekliyor. Yani, dava mağdurlarının Balyoz davasını örnek göstererek, adil yargılanma ilkelerine aykırılık nedeniyle yargılanmanın iadesini isteyebilecekleri bir mahkeme bile yok ortada.

Hızla Giden  
Alifuatpaşa-Sapanca arasında 33 kilometre, Bozüyük-Karaköy arasında 15 kilometre eski yol kullanılıyor. Garlar yapılmamış, Köseköy- Gebze sinyalizasyonu bitirilmemiş, Eskişehir- Gebze arasının uluslararası sertifikasyonu alınmamış, Gebze-Halkalı inşaatı tamamlanmamış ama...
Düğün bayram hızlı tren açılışını yaptılar...
Dileriz, ikinci Pamukova yaşanmaz! Ölen öldüğü ile kalıyor çünkü...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Atatürkçüler Ayakta 24 Temmuz 2021
Neye, Ne Denir? 17 Temmuz 2021
Büyük Tüccar 10 Temmuz 2021
Milli Güvenlik Sorunu 26 Haziran 2021