İtinayla Adnancı promosyonu yapılır!

16 Eylül 2018 Pazar

FETÖ ile Adnan Oktar mafyasının, aynı patronaj, yani Amerikan Evangelist lobisinin desteğine sahip olması bir raslantı değildir.
Türkiye’yi kurumsal ve toplumsal anlamda bir yozlaşmışlık beldesine dönüştürmek için kullanılan bu iki terör ve suç örgütünün arasındaki organik bağlantı “al gülüm, ver gülüm” prensibine dayanır.
Her iki örgüt de İslamiyet’in Evangelist yorumu altında Said-i Nursi’den feyz almış gibi yapıyor; FETÖ devletin dibini oyup kurumlarını çökertirken, Adnancı mafya da toplumsal ahlakı dinamitliyordu. Adnan Oktar, çevresine dizdiği silikonlu motorları ve damızlık müritleriyle (makinist?) ansızın zenginleşince parasal olanaklarla dini yasaklar arasında sıkışan buldumcuk Müslüman ya da Süslümanlara “çok eşlilik ve sınırsız seks mubahtır” mesajı veriyordu.
Adnancı fuhuş ve şantaj mafyası; FETÖ’nün kumpas kurmak için kullandığı “teknisyen ekibi”dir. Adnancılar FETÖ’ye teknik destek; yani kurbanları izlemek, dinlemek, sesli ve görüntülü kaydetmek, haklarında çakma kanıt üretmek hizmeti sağlardı. Bu hizmetin karşılığında da FETÖ’cü savcı ve yargıçlar, zaman zaman dürüst emniyetçilerin eline düşen Adnan Oktar ile bendelerini kollar, haklarında hasbelkader çıkan mahkûmiyet kararlarını Yargıtay’daki FETÖ yapılanması (özellikle de 9. Ceza Dairesi) bozar, bazı davaları da zamanaşımına uğratıp çeteyi kurtarırlardı!*

***

Bugün bu yazı dizisini yayımlayabiliyorsam, yargı ve Yargıtay FETÖ’cü savcı ile hâkimlerden bir ölçüde temizlendiği içindir.
Keza Adnan Oktar ve mafyasının 2013 yılından öteye aleyhimde açtığı bazı önemli davalarda, mahkûmiyetimi isteyen savcılar FETÖ soruşturmasına uğradığı ya da hâkimler aynı soruşturma sonucunda değiştikleri için beraat ettiğimin bilincindeyim…
Adnancı mafya avukatları, 2002 yılından öteye Türkiye çapında ota çöpe dava açmaya başladılar. Sonuçta sayısı 10 bini aşan ve özellikle Anadolu Adliyesi’ni adeta çalışamaz hale getiren bu dava furyası, FETÖ’nün yargıdaki genişlemesiyle “paralel” yürüyordu.
Ama 2007 yılında şahsımı henüz “mahkeme” düzeyinde kıstıramamışlardı. Çünkü o tarihin sosyal medyası, en azından benim özelimde internet ve e-posta ile sınırlıydı.
Adnan Oktar ve çetesini çıldırtan, çünkü Yaratılış Atlası’na düzdükleri yabancı basın övgülerinin sahteliğini ortaya çıkaran İsveçli Politiken gazetesine ilişkin yazımı takiben küfür, tehdit, taciz içerikli olanlar bir yana, virüs programları yüklü binlerce mesajla bilgisayarımı çökertmeye çalıştılar. Adnancıların ne kadar çok teknisyeni ve ayakçısı vardır, tahmin bile edemezsiniz, sevgili okurlarım. Hâlâ da var ve bugün de saldırıyorlar zaten!
Neyse ki doğruların yanında da bir bilgisayar mühendisi bulunur, bazen. O günlerde, kayda değer bir şey yapamadılar.
Sanal âlemde Evrim Teorisi’ne ilişkin her yazım için adımı koydukları bir internet sitesi açıp, asla ne yazdığımı aktarmadan cevap yetiştirmeye başladılar.

***

2009 yılında Yiğit Bulut, HaberTürk kanalındaki Sansürsüz programına Adnan Oktar’ın iki müridini davet etti. Müritler, adeta beş yıldızlı bir hapisane mahkûmu ya da müşterileri gibi aynı renk, aynı pahalı kumaş, aynı model takım elbiseleri ve kravatlarına milimi milimine aynı hizada takılmış kravat iğneleriyle robot değillerse, kurulmuş otomat gibi “yaratılış” güzellemesi yapmak için ekrana çıkarılmışlardı, belliydi.
Doğan Medya’dan beri hakkında belli bir fikir sahibi olduğum Bulut’u HaberTürk’te beni sık sık çağırdığı Basın Kulubü’nden tanıyor; en azından “yaratılışçı” olmadığını gayet iyi biliyordum.
Kuşkusuz, bir yakınını korumak için Adnancı müridleri programa çıkarmak zorunda kalmıştı…
Kanalları değiştirirken rastladığım programı, küplere binerek izliyordum. Telefon çaldı, çağrılmadığım programa “karşıt görüş varmış gibi görünmek” üzere telefonla katılmam istendi.
Müritlerin kravat iğnesinden başlayıp Yiğit Bulut’u bir güzel giydirdiğim ve çakma mehdinin çakma atlasını yerden yere vurduğum birkaç dakikalık konuşmam, ertesi gün ve sonrasında Adnan Oktar’ın A9 televizyonunda her biri birer saatlik, iki cevabına mazhar oldu!
Cevaplar, “Zeki, çılgın, sevimli Minediye başlayan üstü kapalı tehditler içeriyordu.
Devamı haftaya…

*https://www.trthaber.com/haber/ gundem/adnan-oktar-orgutunun- feto-ile-bagi-desifre-edildi- 376844.html  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kullanışlı düşmanlık 20 Haziran 2021
Para yoksa, umut var! 13 Haziran 2021
İnancın ahlakı 6 Haziran 2021