Yeşil kucaktan yangın kuşağına

18 Ekim 2020 Pazar

1970’lerde komünist SSCB’yi Asya sınırlarını oluşturan Müslüman ülkelerde radikal ve siyasal İslamcılığı yayarak yıkmayı amaçlayan ve zaten başaran “Yeşil Kuşak” projesinin mimarı, Henry Kissinger’dır. 

1969’dan beri Nixon’la başlayıp hemen tüm Amerikan başkanlarına dış politika yönderliği yapan Kissinger, 2016 yılında 93 yaşında olmasına karşın Trump’ın da akıl hocalığını üstlenmiştir! 

Türkiye’nin siyasal ve sosyolojik anlamda İslamlaştırılmasın da büyük emeği geçen ABD’nin Yeşil Kuşak politikası, SSCB dağıldıktan sonra da sürdürülmüş; bu kez siyasallaşırken radikalleşen İslamiyeti Amerikan güdümüne sokacak bir yapılanma tasarlanmıştır. 

Adaylar arasından Osmanlı’nın hilafet geçmişi, muhafazakâr milliyetçiliğin Pantürkizm hayali ve yeşil kuşağı oluşturan Türki cumhuriyetler düşünülerek özenle seçilen Fethullah Gülen’in “hizmet” hareketi, merkezi ABD’de beslenip karargâhı Türkiye’de örgütlenerek “Neo Con” dünyaya uyacak “Neo-İslam”ı iki anadilde (Türkçe ve Amerikanca) yaymaya böyle başlamıştır. 

‘Neo-İslam’ taşeronu PKK

17/25 Aralık 2013’ten 15 Temmuz 2016’ya darbeci terör örgütüne dönüşen FETÖ, ya bitirilemedi ya da bitirilmek istenmedi; ama görünen o ki hâlâ önemli mevki ve mevzileri tutuyor. Ekleyin bu Amerikancı “Neo-İslam” artıklarına, MHP destekli AKP iktidarının temizlenenlerden doğan boşluğa doldurduğu tarikat ve cemaatleri; ABD’nin Türkiye’yi istediği zaman istediği yöne çekecek işbirlikçileri hiç eksilmedi!     

Nitekim geçmişte İngiliz muhiplerinin bağrında yetişen bu güruh, bugün ABD ve yine İngiltere’ye çalışıyor. Türkiye’yi kemirerek semirirken, ABD planlarına hizmette de kusur etmiyor ve gerektiği zaman taşeron kullanıyor, PKK ile işbirliği yapıyorlar.

Yeşil kuşağa dolanan Türkiye, şimdi “Yangın Kuşağı” ile kuşatılıyor. 

Ormanlar, zaten yerleşime açılmak için yer yer yakılıyordu. İktidarın belediyelerden alıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurduğu vakfa bağladığı kıyılara zaten kıyılıyor. PKK de İzmir, Muğla, Antalya, Hatay, Tunceli ve Kahramanmaraş’ı yakıyor.

Hedef Hatay 

Orman Bakanlığı’nın resmi internet sitesine göre kundaklama yöntemiyle yakılan bölgelerde ilk sırayı Antalya alıyor. Onu Muğla ve Kahramanmaraş izliyor. En son Hatay’ı yaktılar. Çoğu yangının faili PKK, Hatay’dakini üstlendi de meçhul diyemediler... 

İskenderun Körfezi, Akdeniz’in Adana’ya uzandığı bir deniz cebidir. Hatay ise İskenderun Körfezi’nin karadaki yapışık ikizi gibi Türkiye’nin Suriye’ye uzanan bir kara cebi, Atatürk’ün eşsiz stratejik dehasıyla kazandığımız Türk toprağıdır. Daha doğrusu Türk toprağıydı...

MHP destekli AKP iktidarının sığınmacı politikası sayesinde demografisi değişti, göç toprağı oldu. Düşünün ki 2019 itibarıyla resmi istatistiklerde İstanbul nüfusunun yüzde 3.2’sini oluşturan Suriyeliler, Hatay nüfusunun yüzde 26.7’sine denk geliyor. 

Suriye’nin oldum olası hak iddia ettiği Hatay, aynı zamanda PYD’nin nihai amacı, ABD desteğiyle kurmaya soyunduğu Suriye Kürdistanı’yla sınır komşuluğuna aday. 

Amaç, sözde Kürdistan’ı Akdeniz’e kavuşturmak 

Eğer ABD ile PYD’nin işbirliği sonuç verir ve Suriye’nin kuzeyinde de Irak’takinin devamı bir Kürdistan kurulursa, denize açılacağı, Barzani’nin petrolünü de İskenderun Körfezi’nden Akdeniz’e taşıyacağı stratejik mevki elbette Hatay. İşte bu yüzden sığınmacı dolduruluyor, demografisi değiştiriliyor, işte bu yangınlarla yerleşik halk, T.C. yurttaşları yılıp kaçsın isteniyor. 

Yurdumuzu taş taş üstünde bırakmamaya kararlı düşmanla işbirliği yapan yerli hainler ve taşeronları PKK, Hatay’ı Türkiye’den koparmayı şavulluyorlar! 

İktidar bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Peki, biliyorsa niçin yeterince istihbarat yok bölgede? Neden yakmaya geleni yakmıyor? Nasıl oluyor da yangın uçakları hep arızalı? Eskiden asker sevk edilirdi büyük yangınlara. Dünyada da öyle yapılır. Ormanlarımız yakılır, Hatay’a göz dikilirken TSK nerede? 

Yoksa “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diye alkışladıkları FETÖ kumpaslarıyla kalbi sökülen, beyni uçurulan ordudan geriye bağırsakları mı kaldı?

Rakipmiş gibi yapan ortaklar

MHP destekli AKP iktidarı, her geçen gün salt muktedirleri korumak için var görüntüsü veriyor, zaten. Bu ülkenin dirliği, birliği, iyiliğine düşman FETÖ ve PKK’yi ifşa etmekten çekinmeyen, dolayısıyla terör örgütlerinin hedefinde olan meslektaşlarımız Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan’ın resmi korunması, İstanbul Valiliği tarafından kaldırıldı. FETÖ ve tüm işbirlikçilerinin hedefindeki eski ağır ceza yargıcı Osman Kaçmaz’ın korunması da Ankara Valiliği’nce kaldırıldı. Neden?

Çünkü onlar, iktidarın da hedefinde! 

Düşmanımın düşmanı dostumdur kuralı bile geçersiz, çünkü hedefler ortak... 

Bir zamanlar Çankaya’da mütevazı bir köşk, mütevazı bir meclisimiz vardı. Ama ormanlarımızı, sınırlarımızı ve insanlarımızı layıkıyla koruyan büyük devlettik. 1938’de bitti. 

Şimdi en büyük saray Ankara’da, zaten her su kıyısında bir saray ve yan gel yat sarayı meclis de var; ama devletimiz küçüldü. Gücü sadece sarayları korumaya yetiyor. O kadar. 


Yazarın Son Yazıları

Varlık, yokluk, NAVTEX! 20 Eylül 2020
‘Survivor’ gazileri 6 Eylül 2020
Künye 23 Ağustos 2020
Maarem 16 Ağustos 2020
Tavşanlar da ateş eder! 9 Ağustos 2020
Suat Derviş’in romanı 2 Ağustos 2020
Diriliş: Engizisyon 12 Temmuz 2020