Miyase İlknur

Dışarıda at pazarlığı içeride it pazarlığı

19 Haziran 2021 Cumartesi

Hollywood’un aksiyonu bol, macera ve gerilim filmleri bu saatten sonra bizi kesmez artık. Film dağıtım şirketleri, boşuna para verip bu filmleri ithal etmesin. Zira ülke olarak biz bol aksiyonlu, bol gerilimli bu filmlerde yaşanılanların daha katmerlisini bizatihi yaşıyoruz. Zamanımızı karanlık sinema salonlarında hayal gücü geniş senaristlerin yazdığı filmlere ne diye ayıralım ki...

Yaşadığımız her maceradan sonra “Du bakali ne olacak?” diye çekirdek çitleyerek izliyoruz olan biteni. Sadece vatandaş olarak biz izlesek neyse de kamu adına görev yapan ve görevleri bu pis işlerin üzerine gitmek olan bakanı, savcısı, polisi, müfettişi de izliyor. Belli ki onlar da bizim gibi “Du bakali daha neler olacak?” modundalar.

Son bir ayda yaşadıklarımıza bakıp “Daha ne olsun?” demeyin ha. Burası Türkiye, “asla olmaz” denilen ne varsa oldu. Olanların ise belki binde birini biliyoruz. O da aralarında “hır” çıktığında birbirleri hakkında ifşada bulunmalarından dolayı. Eğer aralarında iktidar, para ve mal paylaşımında sıkıntı olmasa onları da öğrenmemiz mümkün olmayacak.

Sorun, sadece kamu rantının talanı, özel mülklere çökme, mafyanın devlet ve basınla işbirliği, milletvekillerinin, sözde meslektaşlarımızın ve kamu görevlilerinin karapara sahipleri ve yeraltı dünyası tarafından maaşa bağlanması da değil. Dış politikadan iç politikaya, güvenlikten yargıya kadar her iş, devlet terbiyesine ve teammüllerine aykırı şekilde perde arkasından yürütülüyor. Dış politikada at pazarlığı, iç politikada ise it pazarlığı dönüyor.

At yerine yine topal eşek almayalım

Cumhurbaşkanımız, ABD Başkanı ile görüşüyor; içeride ne pazarlığı yaptığını bilen yok. Afganistan’da neyin karşılığında askerimiz kalacak bilen var mı? S-400 konusunda bir gelişme olup olmadığını da ancak Beyaz Saray’ın açıklamasıyla öğrenebiliyoruz. Doğu Akdeniz ve Libya konusunda ne tür bir anlaşma yapıldığından Dışişleri diplomatlarının bile haberinin olup olmadığına emin değiliz. Irak’a girme konusunda ABD ile daha önce “at pazarlığı” yapmıştık. Ama tufaya geldiğimiz sonradan ortaya çıktı. Zira bize at yerine topal ve uyuz bir eşek kakaladılar.

İçeride ise tam bir it pazarlığı sürüyor. Devletin bakanı Cumhurbaşkanı’na, mafya lideri hem bakana hem Cumhurbaşkanı’na, karapara aklayıcısı hem basına hem bakana hem adliyede işini takip edenlere, her dönemin derin adamı Mehmet Ağar birlikte iş tuttuğu devlet içindeki diğer derinlere “Bir konuşursam var ya?...” diyerek pazarlık masasında elini yükseltmeye çalışıyor. Perde gerisinde telefon trafikleriyle dönen milyon dolarlık pazarlıklar dilden dile dolaşıyor. Telefonla iş çözülemiyorsa basın üzerinden birbirlerine mektup yazıyorlar. Beraber iş tuttuklarında da bugün de hepsinin dilinde “Vatan bölünmez, ezan susmaz bayrak inmez” tiradı. Vaktiyle “dava arkadaşı” olanların hepsi şimdi birbirleriyle davalık. Ne davaymış be!.. Bir üfürükte yıkılıverdi.

İmamın biri dini konularda sohbet ettiği Bektaşiye “Aptes dinin direğidir” demiş. Bektaşi kahkaha atarak cevap vermiş: “Ulan bu nasıl direktir ki bir o.....ta yıkılır.”

HDP saldırısından sonra neler olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener saldırıya uğradığında “Bu iyi günleriniz, durun bakalım daha neler olacak” demişti. Daha önce de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu öldürmek kastıyla saldırı olduğunda da “Ne işi vardı orada?” denilerek benzer bir tavır konmuştu. Meral Akşener’e yapılan saldırıdan sonra sıranın kimde olduğunu öğrenmek için fazla beklememiz gerekmedi. Önceki gün HDP’nin İzmir il binasına saldırı düzenlendi ve bir emekçi saldırı sonucunda yaşamını yitirdi. Şimdi sıra kimde acaba?

Oldum olası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Durun bakalım neler olacak?” demesinden hep ürküntüye kapılırım. Zira bu sözleri ilk kez Danıştay saldırısından sonra söylemişti. Danıştay saldırısında Mustafa Yücel Özbilgin’in katledilmesi üzerine toplumda siyasal İslam karşıtı söylemler yükselince o zaman başbakan olan Erdoğan ile Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin “Durun bakalım, neler olacak? Arkasından neler neler çıkacak” demişlerdi. Oysa olayın hemen ardından yakalanan Alparslan Arslan susma hakkını kullandığı için ifade vermemişti. Neler olacağını, arkasından neler çıkacağını nereden biliyorlardı?

Gerçekten de sonrasında neler neler oldu?

Cumhuriyet gazetesine de iki kez el bombası atan Alparslan Arslan, güya ülkede kaos çıksın ve siyasal İslamcılar hedef alınsın diye bu saldırıları gerçekleştirmişmiş. Bu olayla birlikte Ergenekon kumpas davaları için düğmeye basıldı. Danıştay saldırısı davası ve Ergenekon davası birleştirildi. Ardından FETÖ ile ortaklık bozulunca bu kez bu kurmaca davaları bizzat kendileri ifşa etti.

O nedenle önce Kılıçdaroğlu, ardından Meral Akşener ve son olarak da HDP’ye yapılan saldırıdan sonra “Du bakali daha neler neler olacak” diye bekliyoruz


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları