Miyase İlknur

Gömleğiyle cenk etmek...

17 Temmuz 2021 Cumartesi

Anadolu’da içinde bulunduğu sıkıntılı durumla baş edemeyen kişiler için “O şimdi gömleğiyle cenk ediyor” denir. 

AKP’nin ve onun genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerdeki hali pürmelali tam da bu söze uyuyor. Yalpalamaları, yaptığı tezviratların anında yalanlanması, buyruklarına itaat etmeyenlerle rövanşist hesaplaşmalara girişmesi başka türlü açıklanamaz.

Örnek mi?

Alın size 28 Şubat davasında başa dönülmesi ve aralarında Çevik Bir ile Çetin Doğan’ın da bulunduğu 14 sanığa verilen hapis cezalarının onanması. Yargıtay’ın bu kararını “Canım yargı kararına Cumhurbaşkanı dahil herkes saygı duymak zorunda” diye yorumlayacak kadar saf bir vatandaş bulmak kabil değil günümüzde. Bağımsız yargının ruhuna fatiha okuyalı tam 11 yıl oldu.

Eski adıyla Yargıtay 16., yeni adıyla Yargıtay 3. Ceza Dairesi, yerel mahkemede 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesinde belirtilen “Türkiye Cumhuriyeti icra heyeti vekilleri heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmek” suçundan verilen müebbet cezalarının onanması kararı her yönüyle tartışmaya açıktır.

765 sayılı TCK’nin 147. maddesi suçun kapsamını şöyle belirliyor:

“Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyeti’ni cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men edenlerle bunları teşvik eyleyenlere idam cezası hükmolunur.”

Ortada önce bir cebir eylemi olacak.

Cebir, zor kullanma, zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak yaptırılan bir eylemdir.

28 Şubat olayında cebir var mı?

Tanklar Başbakanlığı mı sarmış; Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri derdest mi edilmiş; 15 Temmuz’da olduğu gibi Meclis mi bombalanmış; TRT’ye baskın yapılıp zorla bildiri mi okutulmuş?

- Yok; zaten o nedenle postmodern darbe ya...

POSTMODERN DARBEYE KLASİK DİRENİŞ

İyi de iktidar da bu postmodern darbeye karşı eski iktidarların şapkayı alıp gitmesi gibi klasik tavırlarını taklit etmek yerine “Hadi be kardeşim, biz seçimle geldik; oturun oturduğunuz yerde” deyip postmodern bir tavır koysaydı ya...

Hani tanklar yürüdükten sonra “MGK’de vücut dili değişti” diye; Erbakan Başbakanlık koltuğuna oturduğunda sadece vücut dili değil, ağzındaki dili de değişmiş, “Şeriat gelecek de kanlı mı kansız mı gelecek?” diye partisinin grup toplantısında kürsüden haykırmıştı. Bu sözleri söyleyen başbakanın her türlü direnmeyi göze almış olması gerekmez mi?

Yok direnmemiş. Direnmediği gibi MGK’de alınan kararları imza edip “İrtica ile Eylem Planı”nın titizlikle uygulanması için İçişleri ve Adalet Bakanlığı’na altında imzası olan genelgeler göndermiş. Herhalde bu genelgeleri de silah zoruyla imzalamadı.

Erbakan, sağlığında bu konuda “Darbe tehdidiyle istifaya zorlandım” türünden tek kelime etmemiş, davacı olmamış. Sadece o değil, bakanları da...

Ne zaman ki Erbakan ölmüş, ardından 28 Şubat’la ilgili yüzlerce suç duyurusuyla kampanya başlatılmış.

MAHKEME ÜYELERİ KUMPASÇI AMA DAVA DEĞİL

Hemen savcı dava açıp iddianame hazırlamış. Mahkeme, davayı kabul etmiş ve sanıklar hakkında çoğu müebbet olmak üzere cezalar yağdırılmış. Hem de sahte dijital belgelerle. Kendilerini çok zeki sanan FETÖ’nün kurmay heyeti Ergenekon ve Balyoz’da olduğu gibi bu davada da savruk davranmıştı. Genelkurmay Başkanlığı, “gizli” gizlilik derecesine sahip evrakın dışarıya sızdırılmasına karşı bir önlem olarak 5 Kasım 2002 tarihinden itibaren “evrak güvenlik numarası” uygulamasına geçtiği halde savcılığın klasöre koyduğu 1997’ye ait belgelere de evrak güvenlik numarası kaşesi vurmuşlardı. 

Peki, 28 Şubat davasının hâkimi ve savcılarına ne oldu?

28 Şubat şüphelilerinin çoğunun tutuklanmasına karar veren hâkim Mustafa Karatay, 15 Temmuz darbe girşiminden sonra FETÖ bağlantılı çıktı, meslekten atıldı. Bu davanın soruşturmasını yürüten Başsavcı Vekili Mustafa Bilgili, “Kozmik Oda” davasının da savcısıydı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Bilgili hakkında FETÖ üyeliği gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarıldı. Bilgili firar etti, meslekten atıldı. Yaklaşık dört ay sonra 9 Kasım 2016’da sahte bir kimlikle Ankara’da yakalandı. Şimdi Sincan Cezaevi’nde tutuklu. Yardımcısı Kemal Çetin de meslekten atıldı. 

Bu davanın da diğer kumpas davalardan hiçbir farkı yok. Diğer davalarda Mehmet Baransu vardı. 28 Şubat davasında da Tamer Tatar var. Bu kişi kendisine gönderilen belgeleri İstanbul’daki Balyoz savcılarına götürüyor, bunlar daha sonra Ankara’ya Mustafa Bilgili’ye gönderiyordu.

AKP yöneticileri, her 28 Şubat gününde gerçekten darbe olmuş gibi mesajlar yayımlıyor. İyi de siz RP’yi 28 Şubat sürecinde RP kapatılıp yerine Fazilet Partisi kurulduktan sonra “Biz gömleğimizi değiştirdik” diye terk etmediniz mi? 

Gömleğiniz mi eskimişti yoksa gömleğinizle cenk mi ediyordunuz?

Not: Geçen yazımızda SBK’nin sırf yeğenin kredi borçlarına kefil olduğu için 13.5 milyon TL’ye yalısına çökülen 85 yaşındaki Ayhan Göletli’nin sokağa terk edildiğini ve yokluk içinde öldüğünü belirtmiştik. Bu iddiamızın ilk kısmı doğru ve ikincisi yanlışmış. Ayhan Hanım’ın yalısına çöküldüğü doğru, ancak kendisi son günlerini şükür ki Darüşşafaka Bakımevi’nde dostlarıyla huzurlu ve keyifli geçirmiş.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ben de oynayayım mı abi? 28 Ağustos 2021
Eğit - donat - çökert 21 Ağustos 2021
Ateş ile ülfet olmaz 14 Ağustos 2021