Miyase İlknur

‘Titrek Hamsi Örgütü’nden ‘Beleş Ekmek Örgütü’ne

25 Nisan 2020 Cumartesi

Temel ve Dursun idama mahkûm edilmişler.

Sehpalar kurulmuş, Temel ve Dursun’u infaz memurlarının huzuruna çıkarmışlar. İnfazdan önce Dursun’a son isteklerini sormuşlar. Önce Dursun cevap vermiş:

- Anamı görmek isterim.

Sıra Temel’e gelmiş:

- Senin son isteğin ne?

Temel biraz düşündükten sonra vermiş yanıtını:

- Dursun anasını görmesin.

Çoğunuzun bildiği bu fıkrayı anımsatma nedenimiz son günlerde en çok tartıştığımız konularla denk düşmesi. Virüs belası kapımıza dayandığı günlerden bu yana yaşadıklarımız fıkra gibi zaten.

Bizde ilk vakanın çıkışından sonra muhalefet ve bağımsız basın organları, “sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diye öneri getirdi. Sırf karşı cepheden öneri geldi diye “sizin aklınıza ihtiyacımız yok” dercesine kulaklar tıkandı. Vaka sayısı binleri bulunca iki günlük sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasağın ilan şekli ve sonrasında yaşananlar malum.

Avrupa’da hastanelerde yaşanan tablo göz önünde bulundurularak önce Fatih Altaylı sonra da İmamoğlu ile CHP’li diğer belediye başkanları sahra hastaneleri kurulması gerektiğini söyleyip yer tespitleri bile yaptı. Atatürk Havalimanı’nda atıl durumdaki otelin ve terminal binasının sahra hastanesi olarak kullanılabileceği önerisi getirildi. Ama gel gelelim öneri muhalefetten ve yandaş olmayan gazetecilerden gelmişti. Öyle ya sahra hastanesi yapılacaksa onun yerini ve nasıl olacağını onlar Reis’ten iyi mi bilecekti? Yeni havalimanını uçağının penceresinden bizzat görüp beğenen Reisimiz, hastanenin yerini de aynı yöntemle belirledi. “Şu pistlerin tam ortasına istiyorum hastaneyi” diyerek yeri gösterdi. Kaça mal olacağını, ihale sürecini kendisinden ve Saray’ın kadrolu müteahhidinden başka bilen yok. Bu krizde halka yapılacak mali desteği yine halkın sadakasıyla yaparak tarihe geçen tek devlet biz olduk ama ne gam. Hastaneye akıtacak milyonlarımız varmış demek ki...

İşyerlerinin kapalı olması nedeniyle maaş alamayan, 65 yaş üstünde olduğu için evinden çıkamayan yurttaşlarımızın ihtiyaçları için bağış kampanyası başlattı belediyeler. Sırf CHP’li belediyeler başlattı diye hemen “Bağış toplanacaksa onu da biz yaparız” denilerek hemen bir bağış kampanyası başlatıldı ve muhalif belediyelerin başlattığı kampanya hesapları bloke edildi. Gerekçe “izin alınmadan yapılmış, hukuki dayanağı yok”muş. Peki, bugüne kadar AKP’li belediyelerin iftar çadırlarında kurulan sofralar, aşevlerinin kazanları, ramazan kolileri kandil-i kudretten mi donanıyordu?

Bağış toplama, bahşiş ver

Bilim Kurulu, sokağa çıkan herkesin maske kullanması gerektiğini söyleyince belediyeler duraklarda ücretsiz maske dağıttı. İzmir Belediyesi bir adım ileri giderek maske ve dezenfektan otomatları kurdu. Yandaş medyanın amiral gemisinin portalındaki haberde, İstanbul’da duraklarda ücretsiz maske dağıtımı yapıldığı duyurulurken ve bir kez bile İstanbul Belediyesi’nin adı geçmezken Kocaeli’nde bu hizmetin AKP’li belediye tarafından yapıldığı, dört beş kez vurgulandığı yetmiyormuş gibi bir de belediye başkanının açıklamalarına yer verildi. O güne kadar vatandaşlar maskeyi fahiş fiyattan almak zorundaydı. CHP’li belediyeler ücretsiz maske dağıtımına başlayınca Cumhurbaşkanı hemen açıklama yapıp e-devlet üzerinden başvuru yapanlar PTT’den maske dağıtılacağını söyledi. PTT önünde yığılmalar olunca bu kez telefonlara gönderilecek kodlar gösterilerek eczanelerden alınacağı söylendi. Halkın hâlâ çoğunluğuna bu kod gelmiş değil. Ama şan olsun diye Avrupa’ya maske gönderiyoruz. Belediyeler aracılığıyla bu dağıtılamaz mıydı? Ama o zaman belediyeleri muhatap almak zorunda kalacaklardı. Nihayet sonunda belediyeleri bir konuda muhatap aldılar. “Ramazan davulcularının bahşişini ödeyebilirsiniz” dediler.

FETÖ gitti BETÖ geldi

Mersin Belediye Başkanı’nın halka ücretsiz ekmek dağıtması Reis’i çileden çıkardı. CHP’li belediye başkanlarının faaliyetlerinin “Paralel Devlet Yapılanması” olduğu ve FETÖ’nün faaliyetleri kadar tehlikeli olduğunu söyledi. BETÖ (Beleş Ekmek Terör Örgütü)’nün kurucusu CHP’li belediyeler böylece tarihe geçti. 12 Mart’taki Titrek Hamsi Örgütü’nün kurucusu olarak suçlananlar herhalde kıskanmışlardır. Halka bedava ekmek dağıtmak suretiyle “Bakın bu devlet sizi ekmeğe bile muhtaç ediyor” şeklinde subliminal mesaj vererek ayaklanma çağrısı yapmaktan haklarında dava bile açılabilir.

Oysa hayran oldukları Osmanlı tarihinde şehremininin görev ve yetkilerini okumuş olsalardı karantina ile mücadelede yetkili kurumun, muhtaçlara, hastalara ve dahi mahkûmlara ayni yardım yapma yetkisinin belediyeler olduğunu göreceklerdi. “Belediyenin yetkisinde değil” denilen işler için Evliya Çelebi bakın ne diyor: “Gökte uçan ve yerde gezen ve deryada yüzen cümle bu şehremini masarifiyle olur.

Dünyayı kasıp kavuran virüsle mücadele konusunu istişare için ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Rusya, İran, Çin, Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan, Özbekistan, Etiyopya ve Ekvator Ginesi devlet başkanlarını arayan Reis, muhalefet liderleri ile görüşmeye tenezzül etmedi.

Niye?

Hiiç. Maksat Dursun anasını görmesin.


Yazarın Son Yazıları

Kim ağa, kim maraba? 8 Ağustos 2020
CHP’nin toyu 25 Temmuz 2020
Fethedilmişi fethetmek 18 Temmuz 2020
Tek umut Abdullah Gül 11 Temmuz 2020
OHAL’de dans 6 Haziran 2020
Aknoz Paşa kafası 31 Mayıs 2020
Darbelerden darbe beğen 30 Mayıs 2020
Sevabına swap 23 Mayıs 2020
Darbeleme 9 Mayıs 2020