Biz bize yeteriz Türkiyem... Başka düşman gerekmez!

29 Nisan 2020 Çarşamba

İktidarın çözemediği sorunları gündemden düşürme taktiği şu:

Gündeme başka bir konu getir... Beraberinde kutuplaştırmayı artırıcı söylemlerle bunu köpürt!

Koronavirüs salgını dün Ali Sirmen Ağabeyimizin vurguladığı gibi büyük bir fırsat olarak değerlendirilebilirdi. Ancak izlenen siyaset gösteriyor ki mart sonunda koronasiyasetin yolu, yöntemi şekillendirildi. İlk adım:

Ulusa sesleniş, fiilen ulusa tersleniş olacak!

Son dört haftanın ulusa terslenişlerine bakıyoruz, salgından daha ciddi sorun CHP’li belediye başkanlarının başlattığı yardım kampanyaları. Bunu yasaklamak yetmedi; terör faaliyeti, paralel devlet girişimi sayacak kadar uca gidildi. Bundan ötesi yok diyemiyoruz, mutlaka vardır!

Dünyada korona ile mücadelede başarılı olmuş ülkelerin tümünde ortak yol haritalarından biri şu:

Çok geniş toplumsal mutabakat!

Bunun zemini Türkiye’de de oluşmuştu. Düşünün; CHP sokağa çıkma yasağı istiyor, İYİ Parti salgının sonuçlarını göğüslemek için her türlü ortak çabaya hazır olduğu açıklıyordu.

Tam tersini yaptılar. Muhalefeti ve medyayı virüse benzetip mücadeleye en büyük zararı verdiler. 

***

Durum şu:

Yurtdışından ambulans uçakla hasta getirip dünyanın en organize ve yurttaşına değer veren ülkesi olarak hava atıyoruz ama 30 kuruşluk maskeyi yurttaşa ulaştırmayı hâlâ organize edemedik!

Kapatılan Atatürk Havaalanı’nın binlerce metrekarelik kapalı alanı basit düzenlemelerle salgın hastanesi olabilecekken iki pisti kullanılmaz hale getirerek yeni bir inşaat başlatıyoruz! 

Amerika’dan İngiltere’ye uçaklar dolusu yardım malzemesi ulaştırıyoruz, ama ihtiyaç sahibi yurttaşlara bin lira vermek için testten geçirip, alacak olanları da PTT önünde sıraya diziyoruz.

Dünya ekonomisinde ilk 30’a giren ülkelerin büyük çoğunluğu ihtiyaç sahibi olduğunu düşündüğü kesimleri ayırmaksızın onları ayakta tutacak para dağıtıyor. Bizde bin lira alacak olanlar form dolduruyor. Pek çoğuna şu yanıt veriliyor: “Muhtaçlık durumunuz bakımından başvurunuz reddedilmiştir.” Nasıl araştırdınız da o yurttaşın muhtaç olmadığı kanısına vardınız?

Makedonya Cumhurbaşkanı’ndan Bulgaristan Cumhurbaşkanı’na kadar çevremizdeki ülkelerin yöneticileriyle görüşüp salgına karşı işbirliğini konuşuyoruz, ama ülkenin yarısını yöneten belediye başkanlarıyla muhatap olmak bir yana onları adeta düşman ilan ediyoruz.

Ekonomide destek programı diye açıklanan pakete bakıyoruz, yüzde 95’i esnafa, girişimciye para satmaya yönelik. 

***

Kutuplaşma yaratmak için sadece muhalefet partilerine yüklenmek kesmiyor, inandırıcı da olmuyor. O zaman yenilikler yapmalı.

Aylardan ramazan...

Diyanet İşleri Başkanı zaten fiilen siyaset işleri başkanı olmuş... Yerel yönetimlerin alanına girecek işlerle de uğraşıyor... Bir adım daha ileri gidip salgının nedenleri, toplumun neden çürüdüğü üzerine özel yaşam alanına girmeli... Buna karşı açıklama yapan olursa din düşmanı ilan etmeli...

Ali Erbaş’ın, 2003-2006 AB sürecinde AKP’nin de geride bıraktığı, on yıllar öncesinde kalmış bir konuyu toplumun salgın nedeniyle evde kaldığı bir günde cuma hutbesine taşıması, Türkiye’yi yönetme iradesinin bir parçası. 

Ankara Barosu’na koro halinde yönelen demeç saldırısından sonra doğal olarak savcı da bu durumda kendi vazifesinin ne olduğunu kavradı, soruşturma başlattı.

İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay, “açız” diyen yurttaşa “geber” diye cevap veriyor, bunda hiçbir suç unsuru yok. Ankara Barosu insan haklarını anımsatıyor, “kin ve nefret suçu”!

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in durumu gelinen noktayı özetliyor. Gazeteciler sordu:

- CHP’li belediyelerin PKK, FETÖ ile ilişkilendirilmesine ne diyorsunuz?

Şahin yanıt verdi:

- Olur mu öyle şey. Onlar da halk tarafından seçilmiş başkanlardır!

Yandaşlardan tepki yükselince Şahin açıklama yaptı:

“Cumhurbaşkanı’nın belirlediği politikaların dışına çıkmamız söz konusu olmaz!”

Bunun üzerine başka cümle kurmak olmaz.

Biz bize yeteriz Türkiyem...

Başka düşman gerekmez!


Yazarın Son Yazıları

Siyasette bu yaz tufan… 27 Mayıs 2020
Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020
Koronadan sonra tufan! 5 Mayıs 2020