Önce bölge ülkesi olmak!

07 Temmuz 2022 Perşembe

NATO’nun Madrid zirvesinin yankıları devam ediyor. Önümüzdeki 10 yılı şekillendirdiklerini iddia eden NATO kurmayları zirve sonrasında özellikle Rusya ve Çin’e karşı yapılacakları dillendirmeye başladılar. 

NATO’nun İsveç ve Finlandiya ile daha da genişlemekten öte kendince dünyaya şekil vermeye giriştiğini görüyoruz.

2010 Lizbon zirvesinde Rusya “dış ortak” ilan edilmişti. 2022’de ise “baş düşman” olarak tanımlandı. Çin de ciddi bir tehdit olarak onun yanına kondu. Bu durumda 2030’lardaki NATO zirvesinde nasıl bir şekillenme olur?

On yıl çok uzun bir süre ama o güne dek Rusya ve Çin’in de kendi savunma örgütünü kuracağını söylemek mümkün. Zaten bunun altyapısı var. Bu iki ülkenin başı çektiği Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) en yüksek nüfusa sahip bölgesel yapılanma. Hazar Denizi çevresindeki beş ülke Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan, Hazar Ülkeleri Devlet Başkanları zirvesinin altıncısını geçen hafta yaptı. Temel anlaşmaları şu:

Hazar’a kıyıdaş ülkeler dışında hiçbir güç girmeyecek!

***

Biz kendimize bakalım...

Dünyadaki bütün büyük oluşumlar öncelikle bölgesel işbirliği olarak başlamıştır. AB’nin kökü altı ülkenin demir-çelik birliğidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrasında da Balkan Paktı ve Sadabat Paktı, etrafımızda bir barış çemberi oluşmasını sağladı. 2. Dünya Savaşı’nın dışında kalmamızda bir etken de bu paktlardır.

Bugün bu yönde büyük fırsatlar var, iktidarın dar, partici bakışı bunların kullanılmasını engelliyor. Önceki iktidarların da bu konuda başarılı olduğu söylenemez ama bu dönem dar bakışın içine mezhepçilik de girdi.

En sıcak durum; Akdeniz ülkeleri... 19. Akdeniz Oyunları’nda Türkiye, 108 madalya ile İtalya’nın ardından ikinci sırada yer aldı. 

Keşke Akdeniz ülkeleri spordaki birlikteliği öteki alanlara taşıyabilseydi. Akdeniz Ülkeleri İşbirliği adı altında hayaller kuruldu ama hayata geçmedi. AB, Akdeniz İçin Birlik adı altında bir yapı kurdu. Amacı bu bölgedeki işbirliği değil, bölgeyi AB eksenine bağlamaktı.

1990 sonrası Balkan Ülkeleri Devlet Başkanları zirvesinin adımları atıldı. Arkası gelmedi. 

Karadeniz Ekonomik İşbirliği’nin (KEİ) durumuna Ukrayna’daki savaşın ilk günlerinde değinmiş, sormuştuk:

Niçin sesi çıkmıyor?

Aradan dört ay geçti, hâlâ ses yok. Google kayıtlarına göre son büyük toplantı 2017’de KEİ’nin 25. yılında yapılmış. Bu yıl 30. yılı, buna ilişkin tek haber Ermenistan radyosundan!

1991’de Sovyetler’in çökmesinden sonra Kafkas İstikrar Paktı önerilmişti. Arşive baktık; buna ilişkin son demeci 2000 yılında Demirel vermiş. 

1997’de Erbakan’ın başbakanlığı döneminde kurulan D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ne yapmış diye arşivi taradık. Kuruluş yıldönümleri haber olmuş, o kadar!

***

Bu sütunda yeri geldikçe vurguladık; Türkiye öncelikle çevresindeki tüm ülkelerle iyi bağlantılar kurmuş güçlü bir bölge ülkesi olmalı. Bu olanak dört yanında da olduğu için beraberinde iyi bir “merkez ülke” konumu gelecektir.

Bölgesinde güçlü Türkiye, küresel yapılara karşı daha dik durabilir.

Resmi geziler bir yana çevremizdeki ülkelere sırt çantasıyla gidince Türkiye’nin ağırlığını, gücünü çok daha iyi hissediyorsunuz.

Yıllar önce Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te Kura Irmağı kıyısında yürürken bir Gürcü ile sohbet ettik. En büyük hayalini şöyle özetledi:

Antalya’da bir pansiyon açmak!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları