Patron İşçiden Daha Örgütlü Olunca!

06 Kasım 2014 Perşembe

Ermenek cinayetinin sadece önyüzü değil arka yüzü de Türkiye’nin AKP iktidarıyla birlikte geldiği noktayı net bir fotoğraf olarak gözler önüne seriyor.
Halen madende çalışanlarla konuşmak zor; her şeyden önce işlerinden olma korkusu yaşıyorlar. Ad vermeden bilgi vermeye bile soğuk bakıyorlar. Bir ölçüde emekli olanlarla konuşmak mümkün. Anlattıkları insana, “hangi çağda yaşıyoruz” ya da “hangi ülkedeyiz” sorusunu sorduruyor.
Soma’da olduğu gibi Ermenek’te de tarımın çökmesi sonucu insanlar umudunu madene bağlamışlar. Onca olumsuz koşullara karşın madende çalışmak ayrıcalık olmuş. Gençler daha kolay evlenmiş; “düzenli paranın girdiği ev” unvanı almışlar. Araya torpil koyanlar da olmuş. Özellikle son 6-7 yıldır elma ve kirazın para etmemesi, pazarlanamaması sonucu yeraltı umut olmuş. Örneğin bu yıl elma, bahçeden kilosu 20 kuruşa alıcı bulmuş.
Suyun bastığı maden ocağının çevresinde kapanmış 4 maden ocağı var. Eski maden ocaklarına su dolması bilinen bir tehlike olduğu halde es geçilmiş. Cinayetin yaşandığı madendeki olumsuzlukları defalarca yukarıya duyurmaya çalışan işçiler sonuç alamamış. Yukarısı yerin daha dibinde!

***

Ermenek’te işveren işçiden daha örgütlü görünüyor.
Bölgedeki madenlerde ücret tümüyle birbirine eşit. Diyelim ki, bir işveren ücreti artırmak istedi, ötekiler buna izin vermiyor. Bir madenden ayrılan işçi kolay kolay başka bir madende iş bulamıyor. Ocakları işletenler kendi aralarında bir “dayanışma” oluşturmuşlar. Böylece işçilerin bir madeni beğenmeyip ötekine geçme ya da hakkını isteyip alamayınca ötekinde deneme gibi bir şansı yok denecek kadar az.
İşletme sahiplerinin örgütlülüğü bununla da kalmıyor; Ankara’dan müfettiş geleceği ortalama bir ay önceden öğreniliyor. Hazırlıklar ona göre yapılıyor. Müfettiş geleceği gün, ocakların sağlıksız bölümleri duvarla örülüyor, “burada üretim bitti, o nedenle kapatıldı” bildirimi yapılıyor. O gün işçilerin gaz maskeleri en modern şekliyle yanlarında bulunduruluyor. Madenlerin en kilit elemanı ateşçiler denetime hazır bekliyor. Öteki günlerde bu işi de çok deneyimi olmayan işçiler yapıyor. Dinamit lokumu sanki Afyon lokumuymuş gibi denetimsiz dağıtılıyor.

***

Bütün bunların tamamlayıcısı ne olabilir?
Tabii ki siyasi iktidar.
Maden ocaklarını işletebilmek, müfettiş denetimlerinden sorunsuz çıkmak, devamında elde edilen kârla daha kârlı alanlarda yatırım yapmak iktidarın iznine bağlı. Bu öyle sıradan bir teknik izin değil, siyasi izin.
Maden ocağının sahibinin iyi bir iktidar destekçisi olması yetmiyor. Ocakta çalışanların da aynı şekilde yönünü iktidara dönmesi gerekiyor. Bu nasıl kanıtlanacak?
İktidarlarda çareler tükenmez; işçilerin oturduğu yerlerdeki sandıklar saptanır. O sandıktan kaç oy beklendiği patrona söylenir... Durun bitmedi; sadece işçinin oyu mu, her hanede kaç seçmen olduğu da hesaplanır, oy hesabı ona göre sorulur.
Oyun denetimini de patron yapar. Seçimden önce işçileri toplar, “işinizden olmak istemiyorsanız oyunuzu vereceğiniz yer belli” der.
Yerin altında suda boğulan bu çarkı kırmanın zamanı geldi, geçiyor.
Sadece yakınmak, durum saptaması yapmak bu çarkı kırmaya yetmiyor.
Ekonominin her alanda üretim ve yaşam odaklı olmasını sağlayacak yeni bir düzen kurmayı hayal etmek, insanların aklına düşürmek gerekiyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Afganistan B-ataklığı! 16 Haziran 2021
Çekilin!.. 15 Haziran 2021