Tüm güveni yitirmiş bir iktidar...

02 Mart 2021 Salı

İktidarın icraatı iki başlıkta toplanabilir:

Müjde vermek, kriz yaratmak!

Her iki yöntem de bayatladı. İnandırıcılığını yitirdi. 

En yeni müjde dün verildi:

“Türkiye, 2020’nin son çeyreğinde yüzde 5.9 büyüdü!”

Sorunların, kaygıların, borçların, senetlerin, işsizliğin büyümesinden söz ediyorlarsa, doğru. Yüzde 5.9 az bile.

Şubat ayının önemli atamalarından biri Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) başına vekâleten Ahmet Kürşat Dosdoğru’nun getirilmesiydi.

Artık TÜİK’te “dosdoğru” bir şeyler var! Sayın Dosdoğru’nun kurumdaki geçmişi ciddi bir birikiminin olduğunu gösteriyor ama iktidarı tatmin edecek rakamlar üretmek hiç de kolay olmayacak.

Hukukta verilmek istenen müjde de elde kaldı. Kimse “yepyeni bir anayasa” söylemini inandırıcı bulmadı. Anayasa hukukçularının ortak yaklaşımı şu:

Bu iktidar gider, hukukun üstünlüğüne inanan bir iktidar gelir. Ancak o zaman yeni bir anayasadan söz edilir!

Anayasa olmayınca Adalet Bakanı Abdulhamit Gül şu sloganı üretti:

“Özgür birey, güvenli toplum, daha demokratik bir Türkiye!”

Memlekette ne yoksa bir cümlede toplamışlar!

***

Kriz üretiminin sıcak konusu HDP.

Ülkeyi yönetemeyince muhalefeti, siyaseti yönetmeyi iş edinen AKP, iç güvenliği bile ikinci plana atacak, hatta bu hassasiyeti siyasette kullanacak kadar ileri gidiyor.

“Millet İttifakı içinde kriz yarattık” sevincinin dayanağı şu:

İYİ Parti dokunulmazlıklara evet der, CHP hayır der, aradaki çatlak derinleşirse, Millet İttifakı biter!

Eğer bu “kriz” ise MHP’nin “HDP kapatılsın”, AKP’nin de “Kapatılmasın” demesi ne anlama geliyor?

Bu kriz değilse, başka bir şey!

Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un dünkü açıklamaları, daha doğrusu “açıklamamaları” AKP’nin de fezlekeler konusunda net bir siyaset üretmediğini gösteriyor. Öyle anlaşılıyor ki krizin ucunu açık bırakıp nereye giderse ona göre yeni adım atacaklar.

Önceki gün yakın siyasi tarihimiz açısından iki önemli yıldönümüydü. 28 Şubat 1997, 28 Şubat 2015.

O dönemin Başbakan Yardımcısı, Başbakanlık beklentisindeki Tansu Çiller’in dün AKP medyasında büyükçe yer alan açıklamaları, Tansu Hanım’ın hâlâ Mesut Yılmaz sendromundan kurtulamadığını gösteriyor! 

Bugünlere gelişin bir nedeni de merkez sağın birbirine vura vura çökmesi!

28 Şubat 2015 Dolmabahçe’de AKP’den Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Mahir Ünal, HDP’den Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, İdris Baluken’in birlikte açıkladığı 10 maddelik mutabakatın yıldönümü. 

AKP medyası bu mutabakatı, öteki 28 Şubat’a gönderme olarak “bin yıl sürecek” başlığıyla duyurmuştu!

Aynı AKP’nin aynı HDP’yi bugün “terörist” gösterip Millet İttifakı’nı sınava tutmaya kalkması kara mizah değilse yitirmişlik sendromu!

AHH SEVGİLİ GÜROL AĞABEY...

Dün acı bir haberle sarsıldık... 

Silivri günlerinde özgürlük mücadelesinin başını çeken, fedakârca bütün bedenini bu mücadeleye katan Gürol Saygı Ağabey’i kaybettik...

Bitip tükenmez Silivri duruşmalarında bize gökyüzünü getiren, direnci örgütleyen, canımız, ciğerimiz Gürol Ağabeyimizdi. Hak, hukuk, adalet arayan herkesin yanındaydı. Özgürlükte de bağları koparmadık ama hiç sorun konuşmadan Urla’daki evinin bahçesinde oturup sohbet edemediğimize yanarım...

Güle güle Gürol Ağabey, şimdi biraz dinlenin artık!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Örtülü sistem! 20 Nisan 2021