Yeni Anayasada Güven Sorunu

13 Kasım 2011 Pazar
\n

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin ikilemi şöyle özetleyebiliriz:

\n

1982 Anayasası savunulamaz...

\n

\n\n\n

Genel icraatı dikkate alındığında AKPnin daha iyi bir anayasa yapması beklenemez!

\n

En son Türkiye Bilimler Akademisinde (TÜBA) yaşananlar dikkate alındığında, AKPnin devletin tüm kurumlarına bakışının tarifi şu:

\n

Ben kuruma kurum demem, tümüyle benim olmadıkça.

\n

9 yıldır pek çok kurumda yaşananlar şimdi TÜBAda sergileniyor.

\n

AKP hep şunu yaptı:

\n

Hedefleyip ele geçiremediği kurumu, ya yasasını değiştirip tümüyle yeniden yapılandırdı ya da benzerini kurup mevcudu tamamen etkisiz hale getirdi.

\n

Tek tek kurumlara bu mantıkla bakan bir iktidar, tüm devletin ve toplumun şemsiyesi olacak anayasanın yeniden, sil baştan yazımında ne yapar?

\n

Elbette aynı yöntemle hareket eder.

\n

Bir yanda 1982 Anayasasının savunulamazlığı, öte yanda anayasanın adeta Akyasahaline getirilmesinin kabul edilemezliği.

\n

AKP dışındaki partiler bu ikilemden sağlıklı bir denklem çıkarabilir mi?

\n

***

\n

Türkiyedeki tartışmaların dışına çıkıp daha genel bakarsak...

\n

Dünyada anayasalar zorlu süreçlerden sonra hazırlanmış, yaşanan tüm acı deneylerin ışığında öncelik, ülke birleştiriciliğine verilmiş. Ortak paydalar güçlendirilmiş, tüm yurttaşları birleştirmesi hedeflenmiş.

\n

Bunu sadece alt alta yazılmış anayasa maddeleriyle başarmak elbette olanaksız. Her şeyden önce ülkeyi yönetenler toplumda böyle bir ruhun yeşermesi için çaba harcamış. Bu olmadıktan sonra dünyanın en mükemmel anayasasını yazsanız da işe yaramaz.

\n

1808’deki Sened-i İttifakla başlayan anayasa yapma seferberliğinde tam 9 kez yeni anayasa yazdık. Ortalama her 20 yılda bir yeni anayasa yapmışız.

\n

ABD Anayasasından örnek verirsek...

\n

Dünyanın halen yürürlükte olan en eski anayasası. 17 Eylül 1787de yazıldı, 4 Mart 1789da resmen kabul edildi.

\n

3. asra giren anayasada bugüne kadar toplam 26 değişiklik yapıldı. Onlar da çağın gerektirdiği kaçınılmaz değişikliklerdi. Örneğin 1868deki 14. değişiklikle kölelik kaldırıldı, vatandaşlık tarifi yeniden yapıldı, ulusal hükümetin yargı üzerindeki gücü sınırlandırıldı.

\n

Bu tablo da gösteriyor ki anayasaları güçlü ve kabul edilebilir kılan, eski ya da yeni olması değil. Nasıl, yeni yapılan bina eski binaya göre depreme daha fazla dayanıklıdır denemezse, anayasa için de aynı şey geçerli. Bu örnek üzerinden pek çok karşılaştırma yapabiliriz.

\n

***

\n

Görünen yol haritasına göre, önümüzdeki bir yıl sürekli yeni anayasayı konuşacağız. Girişte verdiğimiz örnekte olduğu gibi AKP hükümeti pek çok konuda ben yaptım oldudedi.

\n

Ancak anayasa çok farklı. Türkiyenin uluslaşma sürecini tamamlayıp tamamlamadığı ayrı bir tartışma konusu, ama anayasalar ülke bütünlüğünün en somut ifadeleridir.

\n

Bir kurum çökerse; yenisini kurabilirsiniz.

\n

Ekonominiz krize girerse, daha ötesi çökerse; zorlanır, çalışır didinir yeniden ayağa kaldırabilirsiniz.

\n

Deprem bir ya da birkaç şehrinizi yerle bir ederse; büyük acılar çekersiniz ama, devlet-yurttaş bir olup yeniden inşa edersiniz.

\n

Ulus yapınız çökerse; bunun geri dönüşü yoktur.

\n

Anayasaya böyle bakmak gerekir.

\n

Anayasa ortak ruhtur, birleştirici yönlerin öne çıkmasıdır.

\n

Bunları göz ardı ederek, sadece partisel, kişisel hedeflere dayalı anayasa yapmak, mevcut yemeğin tabağını değiştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Hatta hayalimizdeki tabakla birlikte mevcudun da kırılmasına neden olacaktır.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları