Avrupa’nın Yol Ayrımı Yılı: 2014

25 Aralık 2014 Perşembe

Fransız televizyonunun sevilen tartışma programı “On n’est pas couche” (Uyumadık) gazetecilerinden biri (Lea Salame) gecenin konuğu Eric Zemmour’a dönüp sordu:
Varsayalım, tespitleriniz doğru ve Müslümanlar cumhuriyet değerleriyle kaynaşamıyor. Ne yapalım? Müslümanları Fransa’dan kovalım mı? Yoksa onları Hıristiyan mı yapalım? Biröneriniz varsa söyleyin? Öneriniz nedir?
Önce ortamı anlatayım...
Programın sevimli bir sunucusu var: Laurent Ruquier
Ruquier’nin karşısında liberal sol görüşlü biri kadın, diğeri erkek.. sabit iki gazeteci bulunuyor:
İlerici, hümanist, ırkçılık karşıtı duruşu savunan gazetecilerden biri Aymeric Caron, öteki de yukarıdaki soruyu yönelten gazeteci Lübnan-Ermeni kökenli kadın gazeteci Salame...
Konuk Zemmour da aslında Cezayir kökenli bir Musevi Fransız oluyor.
Stüdyodaki beş Fransızdan, ikisinin kökeni değişik diğer deyişle...
Bu farklı kökenli Fransızlar; diğer “farklı köken” “Müslümanlar” üzerinde uluorta; ne yapılsın, Fransa’dan atılsınlar mıyı tartışıyor.
Gerçekte gazeteci Salame’nin bu soruyu sormasının nedeni, “Le Penci” sağın “ideoloğu” konumunda bulunan Zemmour’u köşeye sıkıştırmak...
Ama ne olursa olsun, böyle bir sorunun bir TV stüdyosunda sorulması...
Özellikle kendi kökenleri farklı Fransızlar tarafından bizzat tartışma konusu yapılması, insana hemen ilk anda büyük bir “tabunun yıkıldığı” ve bir “ar damarının çatladığı” duygusunu veriyor.

‘Müslüman azınlık şiddet yaratır!
Eric Zemmour’u geçen hafta Fransa’ya inince keşfettim.
Strasbourg aktarması için ayak bastığım -“Küçük Prens” yazarı Saint Exupery’ e adanmış!- Lyon Havaalanı’ndaki kitapçı dükkânının vitrini olay olan Zemmour kitabı “Fransa’nın İntiharı/Le Suicide Français” ciltleriyle bezenmişti.
Kitapçıya baktığınızda ilk gördüğünüz şey bu; Zemmour’un “Fransa’nın İntiharı” çığlığı oluyordu.
Anında böylece “kısa devre” yapan bir ülkeye girdiğinizi anlamış oluyordunuz.
Otele inince sonra haber programlarında ne var diye kanallar arasında dolaşırken karşıma vaktiyle bizim “Siyaset Meydan”larının yapıldığı saatlere sarktığı için “Uyumadık” diye anılan bu program çıktı.
Uyumadık”ın o geceki konuğu, muhafazakâr gazete “Figaro”da yazan Natacha Polony idi.
Polony de gerçekte “Polonya” asıllıydı!
O da “Baltaladığımız/ Devirdiğimiz Ülke” (Ce pays qu’on abat) isimli bir kitap yazmış ve “Avrupa’daki Müslümanları” kastederek “çokkül-türlü/mülti-külti toplumların şiddet yarattığını” iddia etmekyedi.
Fransız “Siyaset Meydanı”nın gazetecileri; “Var mı bu tezinizi destekleyecek kanıtınız? En mülti-külti ülkelerden biri olan Birleşik Krallık’ın bu durumda en şiddet yanlısı toplum olması lazım. Nerede bu kanıt” diye üstele-meleri karşısında, programa kitap pazarlamak için katılan yazar Polony, kendisinin aslında “ulus devlete” sahip çıktığını, “Cumhuriyet” ve “Fransız bayrağı değerlerini” yalnızca Le Pen’e bırakmakla “solun” hata yaptığını, Le Pen’in “ilericilerin bu aymazlığı” yüzünden seçimleri kazanacağını söyledi...
Bunun üzerine tartışma büyüdükçe büyüdü, programı yöneten gazeteciler Polony’yi “Le Pencilik” ve “Le Penciliğin” entelektüel plandaki temsilcisi “Zemmourculukla” suçladılar.

‘Çok kötü bir rüzgar esiyor’
Zemmourculuğun” Fransa’da artık etiket haline geldiğini böyle öğrendim ve bu programın arkasından, aynı kadronun “Fransa’nın İntiharı” kitabı için Zemmour’la yaptığı söyleşiyi Youtube’dan bulup indirdim.
Ayyuka varan... “Müslümanları ne yapalım? Onları bu ülkeden atalım mı” konuşmasıyla işte böyle karşılaştım.
534 sayfalık bu Müslüman karşıtı manifesto, Hollande’dan intikam alan eski first lady Valerie Trierweiller’in kitabını bile best seller listelerinde sollamış.
Üç ayda 400 bin satması beklenen kitap, Fransa’daki İslam korkusunun derinliğini gösteriyor.
Entelektüel çapı vasat olan yazar Zemmour’un yapıtını, Fransız okurlar besbelli bir şey öğrenmek için değil, sırf “davaya destek” adına alıyorlar.
Yağ halkaları halinde büyüyen bu “Zemmour badiresi”ni demokrat politikacı ve aydınlar, “Fransa üzerinde çok kötü bir rüzgâr esiyor” diyerek anonsluyorlar:
Ufkumuzdan bir anda yıkılmaz saydığımız tüm tabular yok oldu. Kahve sohbetlerine dönüşen televizyon kanalarında nefret yabancıya, ötekine, göçmene, Arap’a, Müslümana ve yanı sıra eşcinsellere, kadınlara, işsizlere, devlet yardımı alanlara, kayıt dışı işçilere yöneliyor. 2014, Fransa’da bir yol ayrımı tarih olarak kayda geçebilir!
Fransa’da Hıristıyanlığın “en büyük bayramı” için kurulan Noel çarşılarında son günlerde üst üste gelen saldırılar, işte bu “yol ayrımı” sayılan “tarih ortamı”nda yaşanıyor.
Saldırıların mahiyetinin henüz tam ne olduğu belli olmasa da etkilerinin sadece Fransa’da değil, tüm Avrupa’da duyulduğu açık.
Hafta başında Dresden’de, eşine rastlanmamış büyüklükte bir “Anti İslam gösterisi” yapıldı.
Çizme’nin başkenti Roma’da, Papa’nın geleneksel Noel konuşması için görülmemiş düzeyde güvenlik tedbirleri alındı.
Hıristiyan Avrupa bu Noel’i, muazzam korku ve tehdit atmosferi ile yükselen sağın gölgesinde idrak ediyor.
Faiziyle iade edilen 17 Aralık servetleri, yüce divan tartışmaları, Aksaray çılgınlığı, Osmanlıca ve Osmanlı’nın dönüşü girdabındaki Türkiye; acaba yol ayrımına gelen Avrupa’da İslam karşıtlığının bir “tsunami”ye dönüştüğünün ne kadar farkında?
 


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020