IV. Murat Yasakları Nasıl Geldi?

28 Mayıs 2013 Salı

“Dini baskıların su yüzüne çıkar bir konum aldığı, bu tür davranışlarda bulunanların kendisini gizlemek gibi bir sıkıntılarının kalmadığı bu ortamda, laiklikten bahsetmek artık bir romantizm gibi gelmeye başladı” diyerek not düşmüştü bundan dört yıl önce “Sağnak”a yazan bir okurum ve yaşadığı şu olayla bunu temellendirmişti:

\n

“Geçen cuma günü, her zaman olduğu gibi, ramazan rakımızı içiyorduk Beşiktaş’ ta. Balıkçıları bilirsiniz; onun çevresini şu anda birbirinden neşeli birçok içkili lokanta sarmış durumda. Ramazanın gelmiş olmasının, rakı içilmesine engel olmadığı düşüncesinde olan bizler gibi birçok kişiyle, neşeli kahkahalı kalabalık bir ortamı paylaşmaktaydık. O sıra, çevrenin en eski meyhanesinin ramazan dolayısıyla kapalı olduğu gözüme çarptı…”

\n

Ramazanda “kepenk indiren meyhane” üzerinde okurumun masasında heycanlı bir tartışma açılıyor ve semtin en eski meyhanesinin kapanmasının diğer içkili lokantalar üzerindeki etkisi gündeme getiriliyor…
“Diğerleri de kapanırsa ne olur” sorusu irdelenirken, masadakiler istiflerini bozmadan, “O zaman biz de Beşiktaş’ta değil, Sarıyer’de içeriz!” diyorlar.
Okurum buna
“Ya Sarıyer’dekiler de kapanırsa” sorusuyla karşılık veriyor….
İşte bugün artık
“Sarıyer’dekilerin de” kapanması noktasına yakınız…

\n

Herkes ‘gergedanlaştığında’

\n

Önümüze konan “IV. Murat yasaklarına biz nasıl geldik” sorusunun yanıtını ararken.. bunları bana bir “gergedanlaşma olgusu” ile anlatan ve bu meyanda da “ramazan rakısı anısını” nakleden okurumu hatırladım…
Semtin en eski meyhanesinin
“ilk defa kepenk indirmesini” endişeyle karşılayan, endişesini rakı masası arkadaşlarına aktardığında; “E canım ne var? Biri kapanırsa, biz de başka yerde kafa çekeriz!” tepkisiyle karşılaşan okurum, çevrede herkesi alttan alta teslim alan genel bir “gergedanlaşma salgınına” işaret etmiş, dayatılan dönüşümlere toplu kabullenmeyle ayak uydurulduğuna dikkat çekmişti. Tehlikenin bu olduğuna mim koymuştu.
Rejimin evşirilmesinin ilk büyük dönüm noktası benim için işte tam o aradır: Gitgide artan günlük yaşam müdahalelerinin sessizlikle kanıksandığı ikinci AKP dönemi…
Semtin içkili lokantaları önce ramazanlarda hizaya girmeye başladı…
Ses çıkarmadık…
Ardından,
“durumdan vazife çıkarma sendromu”… yılın öteki aylarına sarktı…
İki yaz önce…
Büyükada gibi İstanbul’un en turistik yerlerinden birinde, bir bahçe lokantasında, bana ve arkadaşlarıma, rastgele bir yaz gecesi içki servisi yapılmadığında; artık bayağı ciddi bir eşiğin aşıldığını anlamıştım.
“Kırmızı Kedi” yayınlarından çıkan “Demokrasi Tramvayı” isimli son kitabımda; kritik eşiği atlamanın serüvenini uzun uzadıya anlattım.
“Demokrasi Tramvayı’nı yazmak düşüncesi, tanıdık bir balıkçı restoranında ummadığım bir alkollü-alkolsüz alan uygulamasıyla karşılaştığım gün belirdi” cümlesiyle başlar o kitap: “Yıllardan beri tanıdığım, ahbaplık ettiğim restoran sahibi; alkol almayan müşterileri tarafından kapatılan bahçe bölümünde bana ve dostlarıma içki servisi yapamayacağını söylüyordu.
Eğer o restoranda yemek yemekte israr edeceksek, kapalı salondaki masalardan birini seçmeye mecbur tutulacaktık…
Yaşantımıza yıllar içinde usul usul sızan devrim niteliğindeki değişikliklerin ağırlığını, yüzüme tokat gibi inen unutamadığım o yaz gecesinin gerçekliğinde kavradım.
Türkiye bundan böyle tanıdığım, doğup büyüdüğüm ülke değildi.
Doğup büyüdüğüm Türkiye ne kelime, on yıl önceki ülke değildi…

\n

Ve ‘referans İslam’ olunca…

\n

“Alkol yasağı yasası jet hızıyla geçti” falan deniyor ya…
Hiçbir şey aslında jet hızıyla olmadı.
Tayyip Erdoğan’ın yıllar önce gene bu satırların yazarına verdiği bir söyleşide beyan ettiği gibi; “Referansımız İslamdır. Referansımıza ters hiçbir şey yapmak ve yaşamak istemiyoruz!” kriteriyle zaman içinde adım adım belirlendi bugünlere gelen yol haritası.
“Usul usul dozu artırılan İslamcılık/incremental İslamism”, Türkiye’ yi bu noktaya taşıdı.
Hevesle durumdan vazife çıkarılarak uygulamaya geçirilen
“mahalle baskısı” bir yandan, itirazssız “gergedanlaşmaya” yatkın olmak beri yandan; “İslam demokrasisi” dayatmaları süreçte yadırgatıcı olmaktan çıktı.
Semtin en eski meyhanesinin ramazanda kapandığını görerek şaşıran okurum, eminim artık mübarek ramazan gününde içki içilen yerlerin yekten kapanmasına şaşırmıyordur…
Bir süre sonra bugün konuştuğumuz
“içki yasakları” da böyle olacaktır.
“Allah Allah” denecektir; “Burası Müslüman ülke değil mi? İçki tabii ki yasak olacak!”
Temel kıstas bir kez
“özgürlük değerleri” olmaktan çıkıp, “din referanslarına” dönüştürüldüğünde, çarkı geri çevirmek mümkün değildir.
Her şey -büyük bir uluslararası konjonktür değişikliği olmazsa- Türkiye’nin artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini gösteriyor.

\n

Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020