Olaylar Ve Görüşler

Basın Özgürlüğü ve Demokrasi - Av. Turan KARAKAŞ

18 Eylül 2020 Cuma

Bu çalışmada ifade ve basın özgürlüğünün anlamı, basın özgürlüğünün demokrasinin önemli bir unsuru olduğu ve sınırlandırılması ana başlık olarak ele alınmış daha sonra basın özgürlüğünün varlık yokluk sorunu olan basında tekelleşme konusu değerlendirilmiştir. Konu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin basın özgürlüğüne ilişkin çeşitli kararları ile Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin yaklaşımı çerçevesinde de değerlendirilerek incelenmiştir.

Basın kavramı gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu tanımdan da anlaşılacağı üzere basın kavramı görsel ve işitsel bütün kitle iletişim araçlarını kapsayan bir kavram olmaktan ziyade gazete, dergi, kitap, broşür gibi yalnızca yazılı ve basılı eserleri kapsayan bir anlamda kullanılmaktadır.

BÜYÜK FELAKETLERE NEDEN OLUR

Basının temel görevi devlet mekanizmasının işleyişini denetlemek ve eleştiri yoluyla sapmaları önlemek olarak özetlenmektedir.

Basın özgürlüğü ise düşüncelerin iletilmesini ve toplumda dolaşmasını gerçekleştirerek kişilerin ve toplumun haber almasını sağlayan bir ifade özgürlüğü aracıdır. Aynı zamanda ifade özgürlüğünün bir görünümü olarak ortaya çıkan basın özgürlüğü sadece basın sektöründe çalışanlara değil, ifade özgürlüğü gibi herkese tanınmıştır. Bu özgürlük bir yandan halkı ilgilendiren haber, düşünce ve görüşlerin iletimini güvence altına alırken diğer yandan da halkın bu bilgileri alma hakkını korumaktadır.

Basın özgürlüğünde yasak, baskı gibi uygulamalar toplumsal güven, huzur, barış ve demokrasi için büyük felaketlere neden olur. Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkı hayal olur. Hukuk siyasallaşır. Bu durum ekonomide ve üretimde yıkımlara sebep olur. Emekçiler zarar görür. Ekonominin servet sahipleri bir yolunu bulup bu durumdan da kârlı çıkabilirler. Ama onların sonu daha da felaket olabilir. Sonuç olarak ağzımıza sakız ettiğimiz demokrasi sanıldığından çok daha önemlidir. Hatta rejimlerin, devletlerin ve toplumların yaşam güvencesidir.

KURALSIZLIK DEĞİL, ÖZGÜRLÜK

Basın özgürlüğünün engellendiği durumlarda ise halkın bilgi edinme hakkı ihlal edilmekte ve demokrasinin temel koşullarından biri ortadan kaldırılmaktadır. Kuralsız, denetimsiz, sahte bir demokrasi ortaya çıkmaktadır. Siyasal iktidar her türlü yolsuzluğa açık hale gelmektedir. Bu süreçte toplum da kokuşup çürümekte ve ekonomi çökmektedir.

Ancak basın özgürlüğü de sınırsız bir özgürlük değildir. Demokrasiyle bire bir ilişkilendirilen bu kavramın sınırları da her ülkede, o ülkenin demokrasi anlayışı ve demokratik sistemin işleyişi doğrultusunda birtakım sınırlamalara ve yasal düzenlemelere tabi tutulmaktadır.

Devletin ve toplumun var olabilmesini ve sürekliliğini sağlayabilmek için hürriyetlerin sınırlanması kaçınılmaz bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Hemen hemen tüm anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde basın özgürlüğünün hangi nedenlerle sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.

Önceki anayasanın 20. maddesine göre Herkes düşüncelerini sözlü olarak, yazıyla ve basın aracılığı ile hukuka uygun olarak açıklayabilir ve propagandasını yapabilir.” Nitekim bu doğrultuda 1982 Anayasası’nın 26. maddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün yanında 28. maddesinde basın özgürlüğü ayrıca düzenlenmiştir.

Söz konusu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” ifadesi yer almaktadır.

SINIRLAYICI DURUMLAR

Anayasamızın basın özgürlüğünün düzenlendiği 28. maddesinin 3. fıkrasında basın özgürlüğünün sınırlanmasında anayasanın 26. ve 27. maddeleri hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.

26. maddenin 2. fıkrasında bu özgürlüklerin milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca 27. maddenin 2. fıkrası gereği olarak basın özgürlüğü anayasanın 1., 2. ve 3. maddeleri hükümlerinin değiştirilmesi maksadıyla kullanılamayacaktır.

ANAYASADA ÖZGÜRLÜK

Gerek 1982 Anayasası’nın 26. ve 28. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları dikkate alındığında basın özgürlüğünün sınırlarını “başkalarının şöhret ve haklarının korunması”, devletin ve toplumun korunması” ve ahlakın korunması” olmak üzere üç başlık altında toplamanın mümkün olduğu görülmektedir.

5187 sayılı Basın Kanunu’nun Basın özgürlüğü” konu başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında da basın özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmaktadır. Söz konusu madde hükmüne göre;

Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak, başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."

Dolayısıyla, yukarıda açıkladığımız yasal mevzuatta yer alan söz konusu maddeler, basın özgürlüğünün sınırı olarak belirmektedir.

EKONOMİDE DEMOKRASİ

Demokrasi ise hukuk devleti demektir. Yalnız her kanun hukuk değildir. Bazı hukuk kuralları buyruktur. Gerçek hukuk kuralları ortak akılla ve bilimsel esaslara göre yapılmış kurallardır. Anayasa, hak ve adalet esaslarına göre yapılmış kanunlardır.

Demokrasi diğer bir ifade ile hukuk devleti üç temel unsura dayanmaktadır:

   Ekonomide demokrasi.

   İletişimde demokrasi.

   Siyasette demokrasi

Eğer ekonomide ve iletişimde demokrasi yoksa siyasette demokrasi zorbalığa ve hukuk tanımazlığa dönüşür.

Ekonomide demokrasi, emeğin örgütlü olması, tüketicinin örgütlü olması, üreticinin örgütlü olması ve bu süreçlerin etkin denetimini zorunlu kılar. Ekonomik hakların güvencede olması, ekonomide demokrasinin temel unsurudur. Ekonomik demokrasiye aykırı olarak sömürü ve toplumsal soygunla zenginleşmiş egemen sınıflar bir yolunu bulup devlette de egemen olurlar.

Eğer iletişimde demokrasi yoksa yani basın özgürlüğü düşünce özgürlüğü yasaklarla engellenmişse zaten ekonomide demokrasi de olamaz. Basın egemen sınıfların denetimine geçer ve maskeli yalan dolan tuzak dönemi dolu basın dönemi de başlar.

Ekonomide ve iletişimde demokrasi yoksa demokrasi yoktur, ölmüştür. Siyaset kirlenir çürür, kokuşur ve yozlaşır. Böyle bir ortamda, birtakım gazeteci kılığındaki egemen çevrelerin besili bekçileri, demokrasi maskesi de takarak ortalıkta gezerler.

(DEVAM EDECEK)

AV. TURAN KARAKAŞ
HUKUKÇU, AVUKAT


Yazarın Son Yazıları