Doğa ve Gücün Sınırları - Prof. Dr. Salih ÖZBARAN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Doğa ve Gücün Sınırları - Prof. Dr. Salih ÖZBARAN

28.07.2021 14:25
Güncellenme:
Takip Et:

Sınırsız sayılan güce karşı doğayı savunan kahraman kadınlarımıza...

Yazımın başlığı #tarih dergisinin Temmuz (2021) sayısında, Prof. Dr. İsenbike Togan’ın her ay çok yararlı bilgilerle donattığı “Zamanın İzinde” sayfasındaki “Coğrafya ve gücün sınırları” başlığını taşıyan makalesinden. Yalnızca “coğrafya” yerine “doğa” sözcüğünü koydum, çok daha fazla özelliği belirleyebilmek için. Bakınız ne yazmış İsenbike Togan, sayfasının tepesine yerleştirdiği minyatüründen esinlendiği, çocukluğundan beri varlığını bildiği ve bakmayı sevdiği bir görsel kaynakla ilgili açıklama yaptığı yazısında:

“Söz konusu minyatür ‘Sultan Sencer ve İhtiyar Kadın’ adını taşır. Burada ‘Sen bir askerine söz geçiremezken memleketi nasıl idare edersin’ anlamına gelen sözleri söyleyen ihtiyar kadına doğru eğilerek dikkatle dinlediğini gördüğümüz [Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun son güçlü sultanı] Sultan Sencer halkın isteklerine önem vermiş olarak gösterilir. Ancak minyatürün yapılmasına vesile olan şair aynı fikirde değildir. Öte yandan minyatürü sultanın gücünün sınırlarının belirlenmesi olarak anlamak da mümkündür... Azerbaycanlı şair Genceli Nizami’nin (1141-1209) Mahzenülesrar (Sırların Mahzeni) adlı mesnevisinde yer alan bu hikâye adalet kavramı üzerinde odaklanmakta ve tebaasının sultanı adil olmaya çağırmasını dile getirmektedir.” 

Bu öyküde Sultan Sencer’i eteğinden yakalayan yaşlı bir kadın “Şah ülkenin işlerini düzenlemeli, halkın başında bekçilik etmelidir. O zaman bütün halk, onun fermanına baş eğer, sevgisini canlarda ve gönüllerde saklar... Türklerin devleti yücelik mertebesine erişince memlekette adalet sevgisi yer tutmuştu. Sen ise adaletsizliği korudun” diyerek sitemde bulunmuştur.

DOĞASINI SAVUNAN KADINLARIMIZ

Aklıma bin bir türlü öykü getirdi bu yazı: Osmanlı ihtişamıyla süslü sultan fermanlarından, değişik kral ve imparatorlara gönderilen name-i hümayunlardan, Anadolu’yu hedef alan emperyal güçlere karşı verilen bağımsızlık mücadelesinden... Ama benim bu bağlamda dile getirmek istediğim, yaşamakta olduğumuz bir tarih. “Muktedir”in -kendince her şeyi yapma lüksüne sahip bir iktidarın- karşısında dik duran, yöresinin -doğduğu köyün/bucağın/vatanın- tüm doğasıyla var olması için kadının verdiği mücadeledir.

Gün geçmiyor ki doğasına/çevresine sahip çıkmak isteyen kahraman kadınlarımızın, ağacını boğazlamak isteyen iktidar sahiplerinin taşeronluğunu yapanlara karşı medyadaki direniş gösterileri eksik olmasın. (Ve tabii ki doğanın bahşettiği ormana karşı işlenen suçların neden olduğu sel baskınları, yıkılan yuvalar, kaybolan canlar...) Onlar sanki Sultan Sencer’e karşı çıkan ihtiyar kadının günümüze yansıyan binlerce, on binlerce temsilcileri. “Dokunma” diyorlar ağacıma, yeşilliğime; “Tarumar etme” diye yalvarıyorlar ecdat yadigârını! “Karadeniz’in yeşilliğinden, Kazdağları’ndan, Muğla’nın İkizköy’ünden, Turgutlu’nun Çaldağı’ndan ve daha nice güzelliklerle bezeli ülkemizden, uzak dur ağacımızdan, toprağımızdan” diyorlar, ellerine devletçe tutuşturulan yüzlerce ruhsat ile doğaya kazma vurmak isteyenlere! 

DOĞA VE ATATÜRK

Son satırlarımda doğa ile bütünleştireyim Atatürk’ü. Daha bağımsızlık mücadelesine önderlik ettiği yıllarda -kurulacak Cumhuriyet için, çağdaşlığı yakalamak için girişilecek devrimleri taçlandırmada- tarımın, ormanın, çevrenin değerini düşünmeye başladığı yılları hatırlatayım. 20 yıldır iktidarda oturanların, onun doğa harikası diyebileceğimiz çiftliğine varıncaya kadar yarattığı nice güzelliklere göz dikecek kadar tarih ve vefa duygusu yoksunluklarını -içim yanarak- anımsatayım. Bakınız, Doğa ve İktidar adlı dev kitabın yazarı Joachim Radkau Türkçe baskısına yazdığı önsözde ne söylemiş:

“45 yıl önce, 1966’da üniversite öğrencisiyken sınav konularımdan biri olarak Kemal Atatürk’ün reformlarını seçmiştim ve Lord Patrick Kinross’un 1961’de yayımlanmış büyük Atatürk biyografisini bir roman kadar sürükleyici bulmuştum. Modern Türkiye’nin kurucusunun tutkulu doğa sevgisini anlatan bir pasaj bugüne dek belleğimde kalmıştı ve Türk ormancılarının buna hep değinmek istemesine şaşmamak gerekir: ‘Çama bakışı, ona neredeyse ilahi bir duygu ilham etmişti.’” (Salih Özbaran, Tarihçi ve Doğa, Tarihçi Kitabevi, İstanbul, 2021, s.50). 

“Doğanın korumaya çalıştığı düzeni -çıkar için- bozarsanız yağmur durdurulamaz, dolu engellenemez, ölümcül sel sürükler tüm varlıkları ya da susuzluk yaşam hakkını yok eder. Doğayla uyumlu yaşamasını bilirseniz uygarlığın nimetlerinden yararlanırsınız” diyelim ve iktidarın/gücün sınırlarını bilelim! Yiğit kadınlarımıza, doğaseverlere saygı gösterelim; bilimin öngörülerini küçümsemeyelim!

PROF. DR. SALİH ÖZBARAN

TARİHÇİ

Yazarın Son Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026