Olaylar Ve Görüşler

Erdoğan ve ‘doruk diplomasisi’ - Doç. Dr. Hüner TUNCER

23 Ağustos 2021 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında 14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’deki NATO Zirvesi kapsamında yapılan ve özellikle Afganistan’daki durumun tartışıldığı doruk görüşmesinde, Dışişleri Bakanlığı’ndan hiçbir yetkilinin bulunmaması kamuoyumuzca şiddetle eleştirilmekte ve bunun doğru bir görüşme yöntemi olmadığı dile getirilmektedir. Bu konuda basında yer alan son bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı’nın kendisine bağlı olduğunu ve bu nedenle, kendisinin tek yetkili olarak görüşmede bulunmasının gayet olağan olduğunu ifade etmiştir. Peki bu gerçekten olağan bir durum mudur? Şimdi bu sorunun yanıtını kısaca sizlere sunmak istiyorum.

DİPLOMASİ

Öncelikle diplomasi kurumu üzerinde biraz durmak istiyorum. Diplomasi, bir uzmanlık alanıdır. Diplomasi, bu mesleğin eğitimini görmüş ve dışişleri bakanlıklarının çeşitli kademelerinde görev alarak yıllarını diplomasinin uygulamasına adamış olan kişilerin rehberliğinde yürütülür.

Bugün Türk diplomasisini bizzat uygulamayı yeğleyen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı, diplomasi ve dış politika alanlarında ne eğitim görmüş ne de iktidara gelene değin bu mesleğin yürütülmesinde rol üstlenmiştir. Bu durumda yapılacak şey, Cumhurbaşkanı’nın, dış politikanın saptanmasında ve yürütülmesinde, bu alanda eğitim almış ve deneyim sahibi diplomatların önerileri doğrultusunda ve rehberliği altında dış politika kararlarını alması ve yürütmesidir. 

18. yüzyıl diplomasi yazarlarından François de Callières, “Hükümdarlarla Görüşme Sanatı” isimli yapıtında şöyle yazmaktadır: “Görüşme sanatı o denli bir öneme sahiptir ki en büyük devletlerin yazgıları, genellikle görüşmelerin iyi ya da kötü bir biçimde yürütülmesine ve görüşmecilerin niteliklerine ve yeteneklerine bağlıdır. Görüşmeler yoluyla nelerin kazanılıp nelerin yitirildiğinin örnekleri tarihte bulunabilir. Bizler bunun somut sonuçlarını, bir devletin yararına ya da zararına oluşturulan ani devrimlerde, uluslar arasında saçılan nefret tohumlarında, ulusların birbirlerine karşı silahlanmasında, devletler arasındaki güçlü birliklerin yıkılmasında ve çatışan çıkarlara sahip hükümdarlar arasında birliklerin kurulması ve antlaşmaların yapılmasında görüyoruz.” Bir devletin diplomasisini yürüten başlıca kurum ise dışişleri bakanlığı ve burada görev yapan meslekten diplomatlardır.

DORUK DİPLOMASİSİ

Devletler arasındaki görüşmelerin taraflarının devlet ya da hükümet başkanları olması durumunda yürütülen diplomasi yöntemi, “zirve” ya da “doruk” diplomasisi olarak nitelendirilir. Doruk görüşmelerinde tarafların devlet ya da hükümet başkanlarının oluşu, bu diplomasi yönteminin önemli bir sakıncasını oluşturmaktadır. Birçok sorunun sorumluluklarını omuzlarında taşıyan bir devlet ya da hükümet başkanının, mesleği diplomasi olan dışişleri bakanlığı yetkilileri gibi doruk görüşmelerinde ele alınacak sorunların ayrıntılarını bilmesine olanak yoktur. Burada diplomatlar devreye girerler ve bunlar, mesleği diplomasi olmayan devlet ya da hükümet başkanlarına dış politika konularında danışmanlık rolünü üstlenirler. 

Doruk görüşmelerinde, devlet ya da hükümet başkanlarının kendi dışişleri bakanları olmaya karar verdikleri zaman en büyük tehlike baş gösterir. Bir devlet ya da hükümet başkanının, yanında dışişleri bakanı ya da ilgili diplomasi temsilcileri olmadan bir başka devlet başkanıyla baş başa yürüteceği görüşmeler oldukça riskli olabilir. Bir devlet başkanının, günümüzde teknik niteliği ağır basan karmaşık uluslararası sorunlara ilişkin ayrıntılı ve uzman bilgiye sahip olmasına olanak yoktur. Bu nedenle devlet ya da hükümet başkanları ancak genel nitelikte bazı açıklamalarda bulunmakla yetinirken tartışılan soruna ilişkin ayrıntıların irdelenmesi ve karara bağlanması işlerini dışişleri bakanlarına ya da dışişleri bakanlıklarının öteki yetkililerine bırakmalıdırlar.

GİZLİ DİPLOMASİ

Bir devlet ya da hükümet başkanının kendisinin diplomatik görüşmede bulunması ve yanında meslekten diplomatların bulunmaması durumunda, “gizli diplomasi” yöntemi ortaya çıkmaktadır. Doruk toplantılarının sonunda ortak bir bildirinin yayımlanmaması durumunda, liderlerin baş başa yürüttükleri görüşmelerin içeriğinden genellikle hiç kimsenin haberi olmamaktadır. 

Devlet liderleri eliyle yürütülen bu “kişisel diplomasi” yönteminin bir öteki sakıncası da şu olmaktadır: Diplomasi, bu durumda küçük ve kapalı bir grubun malı olur. Bu yöntem, uzmanların eleştirisine açık değildir; kararların alınmasında genellikle kişisel tutumların ve tutkuların büyük payı olmakta ve tarafsızlıktan uzaklaşılabilmektedir. Bugün bir diplomasi temsilcisi için görüşmeci olarak görev ile sorumluluklarının devlet ya da hükümet başkanlarının kendileri ya da bunların özel temsilcileri tarafından üstlenilmesi kadar ruhsal gücü bozucu bir şey olamaz. 

Diplomasi konusundaki bu bilimsel verilerin ışığında, Cumhurbaşkanı ile Biden arasında yapılan doruk görüşmesinde Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin bulunmaması, kamuoyumuzca mutlaka sorgulanması gereken bir konu özelliğini taşımaktadır!

DOÇ. DR. HÜNER TUNCER


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları