Gazeteciler niçin tutuklanıyor?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Gazeteciler niçin tutuklanıyor?

17.03.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Av. Dr. Başar YALTI

Tarihin öğrettiği bir gerçek vardır: İktidarlar şiddetin dozunu en çok yıkılıp giderlerken artırırlar. Tıpkı en koyu karanlığın aydınlığa en yakın zaman olduğu gibi...

Gazetecilere yönelik olarak sürdürülen operasyonlar bu kez, yirmiye yakın gazetecinin gözaltına alınması ve çoğunun tutuklanmasıyla sonuçlandı. Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı, siyasal iktidar tarafından yönlendirildiği yönündeki ciddi bulgular karşısında gazetecilerin tutuklanması, yargının “kuvvetli suç şüphesi”yle görevini yaptığı ya da iktidar sözcülerinin dediği gibi, “onlar gazeteci oldukları için tutuklanmadılar” söylemiyle açıklanamaz. 

Öyleyse gazeteciler niçin göza-ltına alınıyor ve tutuklanıyor? 

Sorunun yanıtı büyük ölçüde, tutuklanan gazetecilerin kimliklerinde saklı. 

Araştırmacı gazetecilik yapan tutkulu (tutuklu değil) gazetecilerin, “Tek Adam” yönetiminin tepkisini çeken çalışmaları arasında yaygın yolsuzluk olaylarını ortaya çıkartmaları önemli yer tutuyor. Ancak gazetecilere yönelik operasyonu tetikleyen asıl nedenin, toplumdan gizlenen bilgi ve olayların kamuoyu önüne taşınması, iktidarın servis ettiği perdeli haberlerin arkasındaki gerçeklerin ortaya serilmesi olduğu anlaşılıyor. 

“Tek Adam” yönetimi; içeride kutuplaşma, dışarıda yalnızlaşma, Suriye’deki hamlelerin boşa çıkması, verilen şehitler, göçmen sorunu, Libya müdahalesi, FETÖ borsası, yolsuzluk dosyası, hukukun sonlanması gibi “itibar” sarsıcı olumsuzlukların duyulmasını ve tartışılmasını istemiyor. Halkın gerçekleri öğrenmesi anayasal bir hak. Ama toplum üzerindeki gücünü ve denetimini yitiren “Tek Adam” yönetimi için sorgulayan akıl ve kişiler tehlikeli. Çünkü sığındıkları son kale, milliyetçilik surları gerçeklere direnemiyor, çatırdıyor. Bu ise iktidarı daha saldırgan yapıyor. Sonuç olarak iktidar, FETÖ döneminde olduğu gibi yargı sopasına sarılıyor. 

‘İktidar’ın özü değişmedi

Düşünür Louis Althusser’a göre siyasal iktidarlar ‘devletin ideolojik aygıtlarını (basın, polis, okul, aile, cami-kilise, mahkemeler...) kullanarak kendi ideolojilerini topluma kabul ettirmeye, topluma inandırmaya çalışırlar. Bu aslında bir tür “toplumsal rıza” üretimidir. Devletin ideolojik aygıtları toplumsal hayatın her alanında bulunduğundan, bunlar eliyle, yurttaşlar ve toplum, iktidar ideolojisinin özneleri olarak kolayca biçimlendirilir. Yani iktidar, üzerinde hüküm süreceği “uysal” öznesini kendisi üretir. 

Aydınlanma devrim, bireyin devlet karşısındaki konumunu özgürlükler yönünde değiştirip aklı öne çıkartınca, siyasi iktidar olgusu da değişime uğradı. Moderniteyle birlikte feodal yapı ve dinin etkisi azalmaya başladı. Foucault, “Çobanları Tanrı olunca, insanlar siyasi bir anayasaya ihtiyaç duymuyorlardı” demişti. Aydınlanma devrimiyle ortaya çıkan yeni siyasal iktidar modeli, yurttaşı özneleştirirken aynı zamanda özgürleştirerek haklarını güvenceye alan anayasal bir düzene sıçratmıştı. Ama iktidar olgusunun özü değişmedi. Yurttaşın siyasal iktidarla arasındaki ilişki, bu kez ideolojilerin, yani iktidar hedeflerinin benimsetilmesi yöntemi seçilerek yeniden kurgulandı.

Yanıltıcı propaganda

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2002 yılında, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden de yararlanarak, Avrupa Birliği’ne katılma sürecini hızlandıracağı, demokrasinin önünü açacağı, hukukun üstünlüğünü sağlayacağı, temel hak ve özgürlükleri genişleteceği yönünde yanıltıcı bir propaganda sayesinde iktidara geldiğinde; arkasına dinci muhafazakârların dışında liberal “aydınların”, sermayenin ve “Batı”nın desteğini almıştı. Ancak kısa bir süre sonra sözde özgürlükçü AKP gitti, yerine tek sesli, siyasal İslamcı, otoriter karakterli bir AKP iktidarı geldi. 2017 referandumu ile de “Tek Adam” yönetimi anayasallaştı. Yeni AKP destekçileri olarak da dinci muhafazakârlar, iktidardan beslenenler ve “yetmez ama evetçiler” kaldı.

Yama dikiş tutmuyor

Hayallerin de bir sonu vardır.  Türkiye bugün mevcut iktidarın düşlerinin sonuna geldiği bir sürece girmiş görünüyor. İktidarın beslendiği bütün olgular etkisini yitirmiş durumda. Din sömürüsü artık etkili olmuyor. Camiler boş. Yoksulluk yardımları kimseye yetmiyor. Milliyetçiliğin karın doyurmadığı, “Çılgın Projeler”in parlak cazibesinin ağır ekonomik bedellerle ödendiğini herkes görüyor. Medyayı silah, gazeteciyi tetikçi olarak kullanmak yöntemi sonuç vermiyor. İktidar gündem yaratamıyor, yarattığı gündemlerin ise ömrü uzun olmuyor, çoğu ters tepiyor. FETÖ “öcüsünün” inandırıcılığı kalmadı. İktidar, neye el atsa artık başarısız oluyor.

Kısacası yama dikişi tutmuyor

İşte böyle bir ortamda gazetecilerin suyu bulandırması, yolsuzlukları ortaya çıkarması, gerçeklerin söylendiği gibi olmadığını kamuoyuna göstermeleri kabul edilemez bir suç ve vatan hainliği olarak gösteriliyor. Tehdit devreye giriyor. Cezaevi yolları, gazetecilerin kaderi oluyor.

Tarihin öğrettiği bir gerçek vardır: İktidarlar şiddetin dozunu en çok yıkılıp giderlerken artırırlar. Tıpkı en koyu karanlığın aydınlığa en yakın zaman olduğu gibi...

Yazarın Son Yazıları

Ankara NATO zirvesi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

NATO’nun son zirve toplantısı 7-8 Temmuz ’da Ankara’da yapıldı.

Devamını Oku
17.07.2026
Sonuçsuz kalan işbirliği çabaları - Erol Tuncer

Bugün siyasal arenadaki tablo, bize 1957 seçimleri öncesinde yaşanan ve sonuçsuz kalan partiler arası işbirliği çabalarını anımsattı.

Devamını Oku
16.07.2026
Kemalizm; ABD ve İran’a nasıl bakıyor? - Mehmet Emin Elmacı

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim.

Devamını Oku
15.07.2026
Sendikacılığımızda Amerikan Yanlışı - Engin Ünsal

NATO toplantısı 8 Temmuz’da Ankara’da üye devlet liderlerinin Beştepe’ye gelişlerinde mehter marşlarının sonrasında çoğunun gümrüklerde bıraktıkları isimlerine özel hazırlanan tabanca hediyesinin gölgesinde yapıldı.

Devamını Oku
15.07.2026
Düşmanımın düşmanı... - Çiğdem Bayraktar Ör

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!

Devamını Oku
14.07.2026
Milli Eğitim Bakanı ‘neyden’ yerinde oturuyor? - Mustafa Gazalcı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü?

Devamını Oku
14.07.2026
Bunca yoksulluk varken - Mahmut Aslan

NATO zirvesi için Ankara’da kurulan o devasa sahne, bana Romain Gary’nin “Onca Yoksulluk Varken” romanını hatırlattı.

Devamını Oku
13.07.2026
Üretim-bölüşüm paradoksu - Sıtkı Ergüney

İktisat öğretisinin, kapitalist sistem ve serbest piyasa ekonomisi bağlamında “makro” ve “mikro” ekonomi başlıkları altında yapılan iki tanımlaması vardır.

Devamını Oku
13.07.2026
‘Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için’ - Cevat Bayrak

Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.

Devamını Oku
11.07.2026
Kütahya- Eskişehir muharebeleri: 105. yıl - Hüner Tuncer

Yunanların büyük bir saldırıya hazırlandıkları tarihlerde Türk ordusu, İnönü-Kütahya-Döğer hattında dört grup halinde toplanmış bulunuyordu.

Devamını Oku
10.07.2026
Şeyh Sait isyanı ve Ümit Özdağ’a açılan dava - Hakkı Keskin

Geçen günlerde “Şeyh Sait’in hatırasına hakaret” iddiasıyla Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Zafer Partisi Genel Başkanı Dr. Ümit Özdağ’a, 87 gün hapis cezası karşılığı olarak 8 bin 700 TL para cezası verildi.

Devamını Oku
10.07.2026
Gülüşü kaybolmayan halk yenilmez - Cem Alptekin

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde geçen “600’lü yıllarda dördüncü kitaba son kitap demek iddialı bir çıkış” şakası, tam da felsefi ve sosyolojik anlamda dinsel bir dogmanın insan zihni ve zaman algısı üzerindeki etkisiyle oynayan bir kara mizah örneğidir.

Devamını Oku
09.07.2026
1961 Anayasası 65 yaşında - Kemal Anadol

Belleğim 65 yıl öncesine gidiyor!

Devamını Oku
09.07.2026
Mutlak butlan ve Yargıtay - Mustafa Kıcalıoğlu

Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetimini görevden alan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” olarak açıklanan kararı, kamuoyunda çok büyük tartışmalara yol açtı.

Devamını Oku
08.07.2026
NATO Zirvesi, ABD ve AB - Cihangir Dumanlı

Ankara’da dün başlayan ve bugün de süren NATO zirvesi, NATO’yu sorgulamamızı gerektirmektedir.

Devamını Oku
08.07.2026
Yapay zekâ çağında ‘entelektüel operatör’ - Serkan Fırtına

Yakın geçmişin en büyük ezberlerinden biri hızla geçerliliğini yitiriyor...

Devamını Oku
07.07.2026
Yeni NATO ve Türkiye - Nejat Eslen

NATO, II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD’nin liderliğinde kurulan yeni dünya düzeninin siyasi-askeri unsuru olarak ve öncelikle ABD çıkarlarına hizmet etmek amacı ile kurulmuştur.

Devamını Oku
07.07.2026
Yürüyelim arkadaşlar! - Ülkü Sarıtaş

“Dağ başını duman almış; Gümüş dere durmaz akar; Güneş ufuktan şimdi doğar; Yürüyelim arkadaşlar”

Devamını Oku
06.07.2026
Madımak’tan Başbağlar’a: 33 yıl, 33 insan... - Yüksel Işık

33 yıl oldu.

Devamını Oku
04.07.2026
Mavi Vatan’ın gri suları - Şafak Mert

Bir açık deniz platformundasınız.

Devamını Oku
03.07.2026
Kültürel belleğin sessiz çöküşü - Deniz Öztürk

“Sanat halk için mi, sanat için mi?” sorusu, yalnızca estetik bir tartışma değildir.

Devamını Oku
03.07.2026
Diş hekimliğinde kaosun nedeni- Prof. Dr. Taner Yücel

2010 yılında 35 olan diş hekimliği fakültesi sayısı bugün 105’e ulaşmış, bu durum başta eğitim olmak üzere çok ciddi sorunlara yol açmıştır.

Devamını Oku
02.07.2026
Yaşam pahalılığı oranı - Erden Kınayiğit

Emekçi ve emekli için yaşam, fiyat (gider) artışı ile ücret (gelir) artışı arasındaki dengede ya da ilişkide şekillenir.

Devamını Oku
02.07.2026
‘Vasata alışmak’ - Buğra Gökçe

66’ncı pazarın kahvaltısı bana vasata alışma meselesini düşündürdü.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP’yi bölme projesi - Hüseyin Karataş

Emperyalizm, bir ülke kaynaklarını yemek amacıyla aldığı kendi gizli kararlarını, o ülkeye dostmuş gibi davranarak uygulatır.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP Kuvayı Milliye’dir - Gani Aşık

Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919’da Galata rıhtımından Samsun’a hareket ettiğinde ne vapurda ne de Türkiye genelinde Mustafa Kemal’den başka hiç ama hiç kimsenin aklında bir kurtuluş alazı yakma düşüncesi yoktu.

Devamını Oku
01.07.2026
Milletvekiline örgüt isnadı - Erdi Yetkin

Hukuken yapılamayacak politik aksiyonlar alındıktan sonra “ancak bu yapılan hukuki değildir” şeklinde görüş bildirmenin Türkiye’de bir karşılığının olmadığını yeterince deneyimledik.

Devamını Oku
29.06.2026
Ankara’da NATO sıkıyönetimi - Kaan Eroğuz

Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026
Sekteye uğramış diyalog - Tolga Akçura

Basit görünen bir soruyla başlayalım...

Devamını Oku
24.06.2026
İran savaşı ve siyasi amaç - Nejat Eslen

En yalın tanımı ile savaş, siyasi amacı gerçekleştirmek için düşmanın savaşa devam etme iradesini kırmak, kendi irademizi kabul ettirmek amacı ile yapılan şiddet kullanma eylemidir.

Devamını Oku
23.06.2026
İktidar mutfaktaki yangını söndüremiyor - Süleyman Girgin

2018 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şununla bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle başladı her şey.

Devamını Oku
23.06.2026
Devrim bildirgesi ve yinelenen tarih! - İhsan Tayhani

Batılı siyaset bilimciler, Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da yayımlanan “Amasya Tamimi”ni, doğru bir yaklaşımla “devrim bildirgesi” olarak değerlendirirler.

Devamını Oku
22.06.2026
Bir siyasetçinin hazin tükenişi - Ziya Yergök

Mutlak butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’ndan söz ediyorum.

Devamını Oku
22.06.2026