Özdemir İnce

AKP’nin Müslüman Kardeşlik çıkmazı (2)

17 Ocak 2021 Pazar

19. yüzyıl Osmanlı aydınlarının ortak kaygısı Osmanlı’yı kurtarmak idi. Yusuf Akçura (1876-1935) da temel yapıtı Üç Tarz-ı Siyaset (Kahire, 1904) adlı kitabındaki makalelerini bu amaçla kaleme almıştı. Ona göre bu kurtuluş için üç olasılık vardı:

1. Bir Osmanlı ulusu meydana getirmek,

2. İslamcılığa dayanan bir devlet yapısı kurmak,

3. Irka dayalı bir Türk siyasal ulusçuluğu meydana getirmek.

***

Araplar da aralarında olmak üzere Osmanlı egemenliği altında yaşayan halklarda uluslaşma sürecinin motoru olan milliyetçilik başladığı için bir Osmanlı ulusu yaratmak mümkün değildi. II. Abdülhamit’in desteklediği Panislamizm de mümkün değildi. Çünkü Osmanlı Devleti dışında kalan bütün Müslüman halklar, Hıristiyan devletlerin sömürgeleştirdiği ülkelerde yaşıyordu. Türkçülük, Asya Türklerini de kapsadığı için aynı engel Türkçülük için de geçerliydi. Bu koşullar altında Osmanlı’yı kurtarmak mümkün değildi. Nitekim kurtulamadı. Yerine “Laik Çağdaşlaşma” (Muasırlaşma) adını verebileceğimiz dördüncü siyaset tarzı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Uzun yıllardır kendine “yerli ve milli” bir tarz arayan R.T.Erdoğan, Cumhuriyetin yerli ve milli olduğunu bir türlü kabul edemedi. Çünkü laiklik, R.T.Erdoğan’ın Panislamcılığına karşı idi. Evrensel (pan) anlamında değil de sadece İslamcı olabilseydi kendine bir çıkış yolu bulabilirdi. Bulamadı. Karşı olduğu taklitçiliğin peşinden giderek Mısır kökenli faşist Arap milliyetçisi Müslüman Kardeşler’in (İhvânü’l-Müslimin) ideolojik defterine yazıldı.

***

29 Aralık 2010 tarihli Hürriyet gazetesinde “Mısır, Türkiye’nin geleceğidir” başlıklı bir yazı yayımlamıştım. Konunun anlaşılmasına yarayacak bazı bölümler aktaracağım:

“Bilindiği gibi Mısır’a da ne olduğu belirsiz ‘Arap Baharı’ geldi. Seçimler yapıldı ve iktidara Müslüman Kardeşler çöktü. Seçimle gelen Mursi, Mısır’a Müslüman Kardeşler’in damgasını vurmaya kalkıştı ve devlet kadrolarına onları getirdi. Derken, Hüsnü Mübarek gibi bir ‘Firavun’a dönüştü ve ardından Gezi Direnişi benzeri Tahrir Meydanı gösterileri başladı, askeri darbe geldi.

‘Mısır Türkiye’nin geleceğidir’ derken bunların hiçbirini düşünmemiştim. Dilerim ki Türkiye, Mısır’a benzemez. Bu ne demek? Bu soruyu başka bir soru ile karşılayacağım: 1923 yılında laik bir Cumhuriyet kurulmayıp, devlet günümüz İslamcılarının ataları tarafından kurulsaydı ne olurdu? Bu soruyu yalnızca laik Cumhuriyetçiler değil, katı İslamcılar, ılımlı ve ılımsız (mülayim) İslamcılar, laik Müslümanlar da yanıtlamalıdır. Ortadan yanıtlayalım:

• Laik ve demokratik Cumhuriyet kurul(a)mazdı. Bir Cumhuriyet kurulsa bile adı ‘İslam Cumhuriyeti’ olurdu.

• ‘Başkan’ seçimleri göstermelik olurdu: Başkanlık, babadan oğula geçerdi. ‘Ömür boyu’ ya da Suriye, Kuzey Kore ve Azerbaycan’da olduğu, Mısır’da olacağı gibi. Türkiye’de de cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildiği zaman aynı şey tekrarlanacaktır. 

• Kadınların tamamı türbanlı, peçeli, çarşaflı, burkalı olurdu.

• Anaokulundan itibaren eğitim ve öğretim din çerçevesine oturur, din adamları medreselerde yetişir; üniversiteler günümüzdekinin bin beteri olurdu.

• 2010 yılında, AKP hükümetinin böbürlendiği her türlü sınai ve ekonomik başarı, siyasal saygınlık, laik ve demokratik Cumhuriyetin eseridir. 1923’te ülke AKP zihniyetinin elinde olsaydı, düzeyi, Afganistan, Yemen, Sudan ya da öteki Müslüman Afrika ülkelerinin düzeyi olurdu. Orada kalırdı.

• Şu anda içinde bulunduğumuz ve hiç de hoşnut olmadığımız ortam ve düzey, Cumhuriyetçiler dayandığı sürece belki korunabilir. O direnç bitince, Cumhuriyetçi inanç bastırılınca her şey sona erer. AKP dünyası bütün hikmet ve marifetin kendilerinden kaynaklandığını sanıyor ama sözünü ettiğim Cumhuriyetçi deha yok olduğu zaman kendisinin (kendilerinin) çölde otomobili bozulan bedevi gibi ortada kaldığını (kaldıklarını) görecektir.”

***

“AKP tarikatı hükümeti iç ve dış politikasını Suriye ve Mısır’a odaklandırmış durumda. Neden mi? Çünkü bu iki ülkede de Müslüman Kardeşler zorla da olsa iktidara gelmek istiyor. Ardından Tunus’taki An Nahta iktidarının tam anlamıyla Müslüman Kardeşler iktidarına dönüşmesini bekleyecek, daha sonra öteki Arap ülkelerine sıra gelecek.

Bunları önümüzdeki aylarda ve belki yıllarda göreceğiz.”

***

Şu anda Saray yönetiminin içinde kıvrandığı çıkmaz, Müslüman Kardeşler taklitçiliğinden kaynaklanmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Atatürk diyor ki - 2 (*) 23 Şubat 2021
Atatürk diyor ki (1) (*) 21 Şubat 2021
Demir Özlü’ye veda 16 Şubat 2021
Gül kokar, soy çeker 14 Şubat 2021
İki büyük yanlış 5 Şubat 2021