Özdemir İnce

Alet çantamı açıyorum

17 Eylül 2018 Pazartesi

Atalarımız “Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşırlar” demiş. İnsanların da koklaşa koklaşa anlaşabileceğini bir yana bırakalım, atalarımız dilin (lisanın) çağdaş bir tanımını yapıyor: “Dil bir iletişim aracıdır.” Ama dil yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda düşünme ve dünyayı kavrama aracı. Dil bilgisi ve dil bilinci olmayan insanların konuşmasından savaş bile çıkar. Aklıma ilk gelen örnek ABD Başkanı Trump. Bizim memlekette de bu türden sakar az değil.

Cumhuriyet’te yazmaya başlarken, bu ilk yazımda, alet çantamı açıp iki kavramla ilgili onarım yapmak ve aziz milletimizin var olmayan dikkatini çekmek istiyorum: ORTAK AKIL ve DEVLET AKLI. Siyasetçiler, gazete köşemenleri ve televizyon vaizleri bu iki kavramı kaygısızca kullanıyor. Sanıyorlar ki Ortak Akıl ortak karar anlamına gelir. Ama ortak karar anlamına gelmez. “Efendinin (Egemenin) Aklı” anlamına gelir. Örnek mi istiyorsunuz? Hitler’in aklı, Mussolini’nin aklı. Ortak Akıl’ın tekin ve sağlıklı olmadığını 16 Eylül 2001 tarihli Hürriyet gazetesinin Pazar ekinde yazmıştım. Yazının adı “Ak Parti’nin Kollektif Aklı” idi. Bazı yerlerini hatırlıyorum:

Franz Kafka’nın “Değişim” adlı romanının kahramanı Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini hamamböceği olarak bulur. R.T.Erdoğan ve arkadaşları (güya) siyasal İslamcılık gömleğini çıkartıp turfanda cumhuriyetçi, demokrat ve laik olmuşlar. Cumhuriyet ve başta laiklik olmak üzere cumhuriyet ilkelerini içlerine sindirmeleri hem kendilerinin hem de ülkenin yararına. Bu nedenle, değişim böyle ise, kayıtsız kalmak olanaksız.

Bu konuda düşünmeyi sürdürelim: AKP’nin başkanı R.T.Erdoğan, roman kahramanı Gregor Samsa gibi bir mutasyona uğrayıp değişti diyelim. Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç ve öteki zevat nasıl olup da hep birlikte kitle halinde değiştiler?

R.T.Erdoğan ilk kez Parti’nin kuruluş basın toplantısında “Kollektif Akıl”dan söz etmişti.
“Kollektif Akıl!” kavramı gündemin hayhuyu arasında dikkatlerden kaçtı. Oysa basının, öteki politikacıların, siyasetbilimcilerin, toplumbilimcilerin duydukları zaman tüylerini diken diken etmesi gereken bir kavram bu. R.T.Erdoğan bu kavramı anlamını bilerek mi kullandı, yoksa bilimsel gösteriş için mi? “Kollektif Akıl” kavramını kullanma gerekçesi ne olursa olsun, yandık ki nasıl yandık. Kollektif Akıl’ı temsil eden liderlik ebedîdir. Kendisini seçen kollektif aklı temsil ederken, kollektif akla dönüşüp bizzat kollektif akıl olacağı için bir daha yerinden kımıldamaz. Kollektif akılla tekelci liderlik anlayışına son vermek bir yana, kollektif akılla tekelci liderliğin daniskası kurulur. Kollektif akıl, “Ortak Akıl” anlamına geliyor.

Evrensel felsefe ve sosyolojide “Ortak Akıl” diye bir kavram yok. En yüce akıl, akılların aklı anlamına geliyor. Mülkiyetin, bilincin, çıkarın, psikolojinin “Ortak” olabileceğini aklım kesiyor da aklın ortaklaşası pek zor. İlkin akıl akılsa ortaklaşa olmaz. Akıl bireyselleştikce akıllaşır. Akıllı bir insanın ortak aklın iradesini kabul edebilmesi için aklını yitirmesi gerekir. Kendi aklından vazgeçip bir ortak aklın yönetimine girmek ne demek? “Aklını yitirmek, mümin olmak, iman etmek” demek. İradesi özgür olmayan, aklı özgür olmayan, bir ortak aklın buyruğuyla karar veren insan topluluğunun demokrasiyi bulması, yaşatması mümkün mü?

Ortak (Kollektif) Akıl’ın vardığı noktayı en iyi Erbakan Hoca belirliyor ve “Lidere itaat farzdır” diyor. Ortak Akıl, demokrasilerde değil, teokratik düzende, faşizmde, totaliter rejimlerde geçerlidir. Onlar tarafından yaratılır ve onları yaratır! Ya da onları yaratır ve onlar tarafından yaratılır! Tekil akıl(lar) özgürleştirir! Ortak akıl köleleştirir! Akıl olan akıl özgürdür! Ortak akıl, akıl ağası yaratır!
Ortak Akıl, 2001 yılında yazdığım gibi, tek adam (Başyücelik) rejimini yarattı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları