Özdemir İnce

Dinin vesayeti

22 Mayıs 2020 Cuma

Bugünkü yazımın ana gövdesi 23 Ocak 2012 tarihli Aydınlık gazetesinde “AKP Niçin İktidarda?” başlıklı yazı olarak yayımlanmıştı. Bu yazı, yeni yayımlanan AKP’nin Kısa Tarihi” (Sia Kitap) adlı kitabımın 119. sayfasında yer alıyor:

***

[Kant ve Dinin Vesayeti

Din Vesayeti”ni kendi uydurmam sandığım için çekinerek kullanıyordum. Taner Timur’un ‘Marx-Engels ve Osmanlı Toplumu’ (Yordam Kitap) adlı çok değerli kitabını okurken, yazarın Kant’tan yaptığı bir alıntıya rastladım:

“Aydınlanma’nın temel noktasını, insanların bizzat kendilerinin sorumlu oldukları vesayet durumundan, özellikle de din konularındaki vesayetten çıkmalarında görüyorum; çünkü dinî vesayet tüm vesayetlerin hem en zararlısı hem de en onur kırıcısıdır.”(s. 29)

***

Cumhuriyet, toplumu dinin vesayetinden kurtarıp özgür birey ve vatandaşlar haline getirmek için laikliği seçti. Cumhuriyetten önce, Osmanlı döneminde, dinin vesayetini kullanarak toplumu yönlendiren, cebini dolduran ve devlet yönetimini etki altında tutan ulema sınıfı, anında laikliğe karşı çıktı. Laiklik sözcüğünün ağza bile alınmadığı Tanzimat’tan itibaren.

Dinin vesayetine karşı olmak, bu vesayetten kurtulmak, elbette dine karşı olmak ve dinden çıkmak anlamına gelmez. Özgür düşünce ve bilim için aklın ve bilincin dinin ipoteğinden, vesayetinden kurtulması gerekir. Bütün dünya halkları dinin vesayetinden kurtuldukları oranda bilim ve uygarlık alanında gelişme gösterdiler. Avrupa ve Kuzey Amerika aydınlanma çağından itibaren dinin vesayetinden kurtulup ilerlemiş ama Güney Amerika bunu başaramadığı için geri kalmıştır.

Müslümanların dünyası da dinin vesayetinden kurtulamadığı, kurtulmak isteyemediği için geri kalmıştır.

İslam dünyasının sanayileşme ve teknoloji karşısında kendine olan nedensiz özgüvenini yitirmesi, Kuran’da yazılı olanların bilimsel gerçeklerle çatışıyor olması, bu dünyayı içine kapanmak zorunda bırakmış ve bu durum akıldışı bir iddianın doğmasına yol açmış: “Her şey Kuran’da yazılıdır.” Böylece Kuran; matematik, fizik, kimya, tıp, astronomi, hukuk ve siyasetin temel kitabına dönüştü. Böylece, İslam’ın vesayeti, Musevilik ve Hıristiyanlığın vesayetine göre mutlak güç kazandı. Aydınlanma çağında Hıristiyanlık vesayet gücünü yitirirken, İslam vesayetini giderek güçlendirdi.

***

AKP ve İslam’ın Vesayeti

Laik cumhuriyet, çıkardığı devrim yasalarıyla İslam’ın vesayetini bir ölçüde sınırlandırmayı başardı. Bu sınırlı başarı bile Türkiye toplumunu epeyce çağdaşlaştırdı. Hukuk, eğitim ve öğretim dinin vesayetinden kurtulduğu için her alanda toplum ve birey yeni ve gelişmiş bir kimlik ve nitelik kazandı. Ancak toplumun tamamı değil, bir bölümü.

Sözü siyaset alanına getirecek olursak, dinin vesayetinden kurtulmamış toplum kesim ve katmanları AKP’ye oy veriyor; bu vesayetten belli ölçüde kurtulmuş olanlar bu partiye oy vermiyor.

Kendini “Muhafazakâr Demokrat” olarak vaftiz eden AKP neyi muhafaza ediyor? Gelenek ve görenekleri mi, örf ve âdetleri mi? Bunları muhafaza etmek bir siyasal partinin işi değil. Zaten bu olumlu ve olumsuz değerler bilinçli olarak muhafaza edilemez. Bu türden zihniyet zaten demokratik de değildir. AKP’nin “Muhafazakârlık” ile “Demokrasi”yi yan yana getirmesi tam anlamıyla sınırsız bir demagoji. AKP, hiçbir şeyi değil, sadece dinin vesayetini muhafaza ediyor. Siyasal ilkesi ve tek silahı bu!

Dinin vesayeti altında nasıl bir demokrasi olacak? Olmadığı, olamadığı tecrübeyle sabit!]

***

AKP artık “Muhafazakâr Demokrat” sıfatını çoktandır kullanmıyor ve “Selefi İslamcı”, “Müslüman Kardeşçi”, “Emevi Müslümanı” sıfatlarını iltifat saydığı için kesinlikle itiraz etmiyor.

Osmanlı döneminde İlmiye (Ulema) sınıfının, askeriye (yeniçeri) ile olan geleneksel ittifakını, Cumhuriyet rejimi laik siyasetiyle (1923-1950 arasında) sona erdirmişti. Devrim yasalarıyla İlmiye sınıfı siyasal gücünü yitirmişti. Diyanet ve “Cami”nin CHP düşmanlığının gerçek nedeni budur.

Saray hükümetinin, Diyanet İşleri Başkanlığı’na (Şeyhülislam kadrosuna) 2020 yılı bütçesinden 11.5 milyar lira ayırmasının nedeni, yeniden kurduğu ilmiye sınıfının dipsiz karnını doyurmak olmalı.


Yazarın Son Yazıları

Siyasal parti kapatmak 5 Haziran 2020
Özerk TRT’nin destanı 31 Mayıs 2020
Yurtsever, fedakâr CHP 29 Mayıs 2020
Dinin vesayeti 22 Mayıs 2020
Üç Silahşörler 19 Mayıs 2020
Orkestra ve hükümet 17 Mayıs 2020
Darbe, ihtilal, isyan 12 Mayıs 2020