Türkçe yılı! (2)

21 Mayıs 2021 Cuma

AKP Reis-i Umumisi, Reis-i Cumhur, Veziri Azam Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yunus Emre’nin 700. vefat yılına(*) istinaden ‘Dünya Dili Türkçe’ adıyla bir seferberlik ilan ediyoruz” dediğini anımsayalım...

***

“Türk dili” tarih boyunca yönetimlerin “dikey” ve uluslararası dalgalanmaların yayılmacılığı sonucu “yatay” etkileşimleri ile “yapısal” değişimlere uğradı.

“Halk”, Yunus Emre’yi çok iyi anlarken, “saray çevresi” Fuzuli’yi yeğliyordu. (“Yeğlemek” sözcüğünün kökeni Orhun yazıtlarına ulaşır!)

Anadolu’ya “Türkçe” ile bir “beylik” olarak giren Osmanoğulları genişledikçe, yöneticilerin “dikey” zorlamaları ile Türkçe, Farsça ve Arapça ile bütünleşen bir melez dil olan “Osmanlıcayı” yarattı. 

***

13. yüzyıl ortalarında Selçuklularda; devlet Farsçayı, halk ise Türkçeyi kullanıyordu. 

Karamanoğlu Mehmet Bey, (1240 - 20 Haziran 1277), Anadolu Selçuklu Devleti’nin ardından “Karamanoğulları Beyliği’ni”, Karaman merkezli olarak kurdu. Toroslar üzerinde yaşayan tüm Türkmen boylarını, çevresinde toplayarak ordu oluşturdu.

Mehmet Bey, ulus olarak birlikte yaşamanın ilk koşulunun “dil birliğinin sağlanması” olduğuna inanıyordu. Ölümünden yaklaşık 40 gün, günümüzden 744 yıl önce önce, 13 Mayıs 1277’de şu “fermanı” yayımladı:

“Şimden gerü hiç gimesne divanda, tekkede, bergâhda, mecliste, meydanda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye... 

(Bugünden sonra kurulda, tekkede ve sarayda, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır...)”

Her nedense; AKP Reis-i Umumisi, Reis-i Cumhur, Veziri Azam; Karamanoğlu Mehmet Bey’in bu fermanına ve 13 Mayıs’ın “Türk Dil Bayramı” oluşuna hiç değinmedi...

İnşallah, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1932’de düzenlediği “1.Türk Dil Kurultayı’nın” açılış günü olan 26 Eylül’de benimsenen, “Dil Bayramını” kutlar.

***

“Tanzimat’ta” Fransızcanın, “1. Dünya Savaşı’nda” Almancanın etkileri öne çıktı. 1923’te “Türkiye Cumhuriyeti” kurulunca “Türk dili” egemen oldu. “2. Dünya Savaşı’nda” İngilizce sahnedeydi, savaştan sonra ise “Amerikanca” öne geçti.(!)

TRT başta olmak üzere, öteki TV kanallarında da haber sunucuları, muhabirler her nedense “Şimdi haberin detaylarına geçiyoruz...” diyor: Sanki anaları babaları “gâvur”! “Ayrıntı” ne güne duruyor? İstemeyerek “teferruata” bile razıyım!

Uzun bir süre önce, üniversite mezunu bir delikanlı ile konuşuyordum. “Detay” deyince, neden “ayrıntı” yerine, bu Fransızca sözcüğü kullandığını sordum... “A... ‘detay’ Türkçe değil mi?” demez mi?

***

Haberlerde başka neler duyuyoruz? Örneğin: “Sezon (mevsim), trend (eğilim-akım), dizayn (tasarım), illegal (yasadışı), market (çarşı, dükkân), feşin vik (moda haftası), buton (düğme)... En ilginci fulldolu!

Öteki TV kanallarını bir yana bıraktık. Anlaşılan Erdoğan’ın sözü, resmi dili “Türkçe” olan “Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’na (TRT)” geçmiyor!

“Her an” demek yerine “anbean”, “kışkırtma” yerine “provoke” ve “önemsememe” yerine “minimize” diyorsa, o haberci Türkçe konuştuğunu mu sanıyor? 

Spor yayınlarından “ofensif, defansif, korner, performans” sözcükleri eksik olmuyor. “Saldırgan, savunucu, köşe, başarım” anadilimiz değil mi? Bir spor haberi sunucusu bir Amerikan takımının kentinin adı olan Boston’u, bilgiçlik taslayıp Amerikanca “Bastın” diye söyleyebiliyor. Acaba anasının ayağına mı bastılar da böyle bir baba dili kullanıyor?

Türkiye’de ilk özel televizyon kanalına “Star (yıldız)”, ardından bir başkasına “Shov (gösteri)” adı takıldı. “Ne Te Ve”, “eN Ti Vi” ve “Ce Ne Ne” ise “Si eN eN” olmadı mı?

***

İlk kez 2019 Aralık ayında, Çinde görülen virüse “korona” adının takılmasının nedeni, “taca” benzediği ve Latince “corona (taç)” sözcüğüdür. 

Dünya Sağlık Örgütü, virüsün neden olduğu hastalık için kısaca “COVID-19” terimini kullanmaktadır. Örgüt, virüsün resmi adını “SARS-CoV-2 (Şiddetli Akut Solunum Sendromu-Koronavirus-2)” olarak belirledi...

Örgüt, 30 Ocak 2020’de vürüsü “küresel ivedi sağlık durumu” ve 11 Mart 2020’de ise “küresel salgın hastalık” olarak ilan etti...

***

“Taç”, Arapçadan dilimize geçti. Örneğin; “taçbeyit, taç giyme töreni, taçkapı, taçyapraklı, baş tacı, çiçek tacı, diş tacı, güneş tacı...”

Şimdilerde, karşımıza ölümcül “taç virüsü ya da taçsı virüs” çıktı! Neden Türkçemizde “taç virüsü ya da taçsı virüs” demiyoruz?

***

Gelelim, Sağlık Bakanlığı’nın ve dolayısıyla basının, bu virüs ile ilgili olarak kullandığı öteki sözcüklere...

“Vaka (olay), test (deney), pik (doruk-zirve), mutasyon (kalıcı değişiklik), risk (tehlike), pozitif (olumlu), negatif (olumsuz), filyasyon (salgında evde hasta izleme), test (deneme), doz (bir kezlik), semptom (belirti), enfekte (virüsün bulaşması), epidemi (denetimden çıkan salgın), pandemi (coğrafi yayılan virüs), inkübasyon süresi (kuluçka süresi)...”

***

Son olarak bir gazetemizin, bir haber girişini örnek verelim:

“Sağlık Bakanlığı, corona virüsü son dakika vaka sayısı ve vefat eden sayısı merak ediliyor. Türkiye’de güncel Koronavirüs vaka ve vefat rakamları her gün açıklanıyor. En son Türkiye corona virüs tablosunu vatandaşlar araştırıyor. Peki Corona virüsü son dakika vaka sayısı kaç oldu? 13 Mayıs koronavirüs tablosu açıklandı mı? İşte detaylar...”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çöp dünyası (2) 11 Haziran 2021
Çöp dünyası (1) 4 Haziran 2021
Türkçe yılı! (2) 21 Mayıs 2021
Türkçe Yılı! (1) 14 Mayıs 2021