Ucubenin de Ucubesi!

29 Nisan 2011 Cuma
\n

\n\n\n

Dünyada hiçbir kent iki ayrı imparatorluğa başkentlik yapmamıştır. Bunun dışına çıkan tek kent İstanbuldur. Bırakın iki imparatorluğu; Roma, Bizans, Latin ve Osmanlı gibi dört ayrı imparatorluğa başkentlik yapmıştır. Tarihi ve doğasıyla böylesine görkemli bir kentin başına çorap örüleceği anlaşılıyor.

\n

İster çılgın, ister saçma ve isterseniz palavra deyin, adam Kanal İstanbul tasarımı ile medyanın, halkın dikkatlerini seçim gündeminin başına oturttu!

\n

Garip olan, Recep Tayyip Erdoğan 27 Mart 1994te İstanbul Büyükkent Belediye Başkanı seçildiğinde karşısındaki rakip DSP adayı Necdet Özkan idi. Genel Başkan Bülent Ecevit, Özkanı desteklemek amacıyla 17 Ocakta birlikte bir basın toplantısı düzenlemişti.

\n

Ecevit, Özkanın seçilmesi durumunda İstanbul Boğazının yükünü azaltmak amacıyla Karadenizden Marmaraya bir kanal açılmasını düşündüklerini söylemişti. İstanbullular bu tasarımı beğenmedikleri için olacak, Özkanı değil, Erdoğanı başkan seçmişlerdi.

\n

İstanbulluların oy vermedikleri bu tasarımı Erdoğan şimdi bu seçim gündeminin başına taşıdı. Bakalım İstanbullular 17 yıl önce hayır dedikleri bu öneriye, bu kez evet diyecekler mi?

\n

Maliyet…

\n

Başbakan çılgın tasarım hakkında bir yandan gerekli çalışmalar yapıldı derken, bir yandan da etüt çalışmalarının iki yıl süreceğini söylüyor. Bu çelişki bile tasarımın henüz bulutlar üzerinde bir düş olduğunu ortaya koyuyor. Zaten Başbakan da İnsanlar hayal ettikçe yaşarlar! diyerek, düş gördüğünü inkâr etmiyor.

\n

Basın, tasarımın maliyeti hakkında 10-25 milyar dolar (1537.5 milyar TL) arasında değişen rakamlar veriyor.

\n

Mersin Akkuyu Nükleer Santralının maliyeti 20 milyar dolar. Hükümet üç nükleer santral yapılacağını açıkladı. Nükleer santralların toplam maliyeti 60 milyar doları bulacak demektir. Türkiye çeyrek yüzyıldır bir nükleer santralı yapacak parayı bile bulamazken acaba üç santralın suyu hangi değirmenden gelecek?

\n

Bir de buna bu çılgın kanalın 20 milyar dolarını ekleyelim! Tasarımın yap-işlet-devret yöntemi doğrultusunda yerli-yabancı ortaklardan oluşacak bir konsorsiyumca yapılacağı söyleniyor. Ortada etüt yok, ama konsorsiyum olasılığı varmış.

\n

Hasankeyfi sular altında bırakacak Ilısu Barajının maliyeti 25 milyar dolar. Yabancılar barajın yapımına bir konsorsiyumla katılmak istediler. Ancak sonrasında çeşitli çevre ve tarihsel miras sorunları nedeniyle çekildiler. Baraj yapılamaz oldu. Çünkü hükümetin bu barajı yapacak parası yok!

\n

Neymiş, Süveyş Kanalında yılda 4.8; Panama Kanalında 1.8 milyar dolar gelir sağlanıyormuş. Çılgın kanaldan 5 milyar dolar bekleniyormuş... Yanında bedava Boğaz dururken, adam neden kanalda gemi başına birkaç yüz bin dolar versin ki!

\n

Montrö Sözleşmesi…

\n

Türkiye, Lozanda Boğazlardan geçişe getirilen kurallardan duyduğu sıkıntı üzerine yaptığı girişimle 20 Temmuz 1936da İsviçrenin Montrö kentinde istediği koşulları kabul ettiren bir sözleşmeyi ilgili ülkelere imzalattı.

\n

Egemen bir devlet olarak, Boğazların denetimini elde eden Türkiye, bunun karşılığında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından, limanlara uğramadan transit geçecek ticaret gemilerinden hiçbir harç, vergi almamayı kabul etti. Dolayısıyla tam 75 yıldır tüm gemiler Boğazlardan bedava geçiyor.

\n

Bu kanal paralı olacağına göre kim, tonlarca ücret ödeyip geçmek ister! Ayrıca Montrö gereğince Türkiye hiçbir yabancı gemiyi bu kanala zorla yönlendiremez. Böyle bir değişiklik için Türkiyenin tüm Montröye taraf ülkelerin olurlarını alması gerekir. Karadenize kıyı ülkelerden hangisi bu isteme olur verebilir?

\n

Ayrıca Boğazlardan geçmesi bazı yasaklamalara tabi gemilerin bu kanaldan Karadenize çıkmalarına kıyı ülkelerin tepki göstermeyeceği de düşünülebilir mi?

\n

Çevre…

\n

Kanalın genişliği iki geminin yan yana geçmesine olanak vermeyecek. Genişliğin artması maliyeti iki kat arttıracak. Ayrıca, engebeli arazide belki de yükseltme-indirme havuzlarının yapımını da gerektirecek. Bu da bir başka maliyet etkeni olacak. Kanaldaki seyir hızının Boğaz geçişinden daha yavaş olacağı da göz ardı edilmemelidir.

\n

Uzmanlar, ilk tahminlere göre 350 hektarlık ormanın yok edileceğini öngörüyor. Kanalın kazılmasıyla çıkacak 152 milyon metreküp molozun nerelere döküleceği bilinmiyor...

\n

Kanalın iki giriş çıkışında yapılacağı açıklanan limanlar, yörelerinde çevre kirliliğine neden olurken, yöredeki su havzaları da kanala kurban edilecek.

\n

Karadeniz ve Marmaradaki farklı tuzluluk oranları bu denizlerdeki farklı canlı türlerini de yok edebilecek.

\n

Marmara kıyısı ve İstanbulu etkileyen deprem olgusunun kanalın kazılması ile tetiklenme olasılığı artarken, güçlü bir depremde oluşacak bir tsunaminin kanalda yaratacağı taşkınların olumsuz etkilerinden söz etmek de herhalde falcılık olmasa gerek. Ayrıca yörede daha fazla insan yaşayacağı için böyle bir depremde ölü sayısı da doğal olarak artabilecek.

\n

Kentleşme…

\n

Açıklamalarda kanal çevresinde yeni kentsel oluşumlar öngörülüyor. Yöreye göç olayını durdurmak yerine daha da hızlandıracak bu olay İstanbul ve çevresinde yeni karayolları, ulaşım sorunlarını yaratacak.

\n

Ayrıca artan su ve enerji gereksinimini karşılamaya mevcut altyapı yeterli olmayacaktır. Dolayısıyla kanalın çıplak maliyeti değil, getireceği bu tür yan maliyetler de düşünülmemiştir.

\n

İstanbulun 15 milyonu aşan nüfusu, bu yapılanmayla iki katına doğru yol alırken, Trakya neredeyse tüm Anadolu nüfusunun yarısı kadar bir nüfusu barındırmak zorunda kalacak.

\n

Kanalın her ne kadar kamu arazilerinden geçeceği, sınırlı kamulaştırma yapılacağı söylense de; liman, üç köprü ve Çatalca ağırlıklı kentleşme için daha şimdiden aşırı kazanç amaçlı arazilere yatırım haberleri dünkü basına yansımıştır.

\n

Çanak-çömlek…

\n

Marmaray yapımını 1 milyar dolar ile finanse eden Japonlar, görkemli tarihe sahip İstanbuldaki kazıların UNESCO gözetiminde önce arkeologlarca yapılmasını anlaşmaya temel koşul olarak koydurttular.

\n

Yabancı konsorsiyum, aynı koşulu Bakû-Tiflis-Ceyhan boru hattı için de öngörmüştü. Ilısu Barajını 25 milyar dolarla finanse edecek konsorsiyum üyeleri yörede çevreye ve tarihsel mirasa zarar vermemek için barajın yapımından çekildiler.

\n

Başbakanın çanak çömlek yüzünden dört yıl geciktiğini söylediği Marmarayı yabancılar değil de AKP hükümeti yapsaydı ne 38 antik gemi, ne İstanbulun tarihinin 8400 yıl öncesine gittiği bilinebilecekti.

\n

Başbakan, çılgın kanalın yapımı ile Boğaz trafiği ata yadigârlarını tehdit ediyor. Bu kanalı kültür varlıklarımızı korumak için de yapıyoruz diyor. Ardından da tutarsız bir biçimde çanak-çömlekten yakınıyor.

\n

Bütün bu olumsuzlukları bile bile, 17 yıl önce rakibine seçim kaybettiren bu tasarıma bugün sahip çıkması, 12 Haziran seçimlerinde basının, rakiplerinin başka alanlarda yapacakları eleştirilere karşı akıllıca yapılmış ucubenin de ucubesi bir perdelemedir.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Trump (2) 22 Ocak 2021
Trump (1) 15 Ocak 2021
Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020