Öztin Akgüç

Bunalımdan çıkış arayışı

15 Nisan 2020 Çarşamba

Dünya ekonomisi, 2007-8 krizinin etkilerinden arınamamış iken, virüs salgını sorunları daha ağırlaştırmış, çözümünü de zorlaştırmıştır. Kriz başladığında merkez bankalarından deneyimli olmadıkları, büyüme, istihdam gibi alanlarda da çözüm beklenmiş; MB’ler faiz indirimi, negatif reel faiz, kredi kolaylıkları, varlık alım programı ve benzeri uygulamalarla parasal genişleme ile sorunları çözmeye yönelmişlerdi. Aradan iki konjonktür dönemi geçmesine karşın sorunları çözmede başarı kazanamamışlarken, virüs etkisi de eklenmiştir. MB’ler virüs etkisini giderebilmek için daha kapsamlı, likiditeyi artırıcı para politikası izlemeye başlamışlardır. MB’lerin başarılı sonuçlar alamadıkları politikayı sürdürmelerinin ussallığı irdelenmelidir. İzlenen politikalarla büyüme, istihdam, finansal istikrar sağlanamamıştır ama büyük şirketler, finansman kurumları kurtarılmış, ekonomilerin deflasyona sürüklenmesi engellenmiş, gelir dağılımı gelişmiş ülkeler lehine daha da bozulmuş, krizin yükü emekçilerin ve sabit gelirlilerin üstüne yıkılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin bunalımdan çıkış için, GE’lerin belirledikleri politikaları izlemekten kurtulup kendilerine özgü politika ve önlemler geliştirmeleri gerekir. Bu amaca yönelik olarak, özgün olmamakla beraber geçmiş deneyimlerden de yararlanarak öneriler yapılabilir.

  • Krizle mücadelede etkili politika maliye politikası olmalıdır.

Ekonomik bunalımdan çıkışta maliye politikasının etkenliğinin kurumsal temeli J.M. Keynes tarafından atılmış, ekonomide talep yetersizliği halinde kamu harcamalarının artırılması önerilmiştir. ABD New Deal döneminde kamu yatırımlarını artırarak, Almanya, İtalya da autobahn’lar yaparak 1929-30 bunalımının etkilerini en azından hafifletmişlerdir. Türkiye de Birinci Sanayi Planı kapsamında kamu yatırımlarıyla bunalıma karşın hızlı büyüme sürecine girmiştir.

Bunalımdan çıkışta izlenecek maliye politikasının üç temel öğesi; kamu harcamaları, vergileme ve kamu borçlarının yönetimidir. İstihdam yaratmada, gelir dağılımını bireyler ve yöreler itibarıyla düzeltmede, büyümeyi hızlandırmada en etkili araç kamu harcamalarıdır. Kamu harcamalarının yapısı değiştirilmeli, cari harcamaların, özellikle itibar savurganlığına, yandaş desteklemeye son verilerek, payı azaltılarak; eğitim, sağlık gibi toplumun gelişmesine yönelik harcamalarla kamu yatırımlarının payı artırılmalıdır. 

Ülkemizde sayısız vergi reformlarına karşın, adil, esnek, etkin, verimli bir vergi sistemi kurulamamış olmakla beraber, vergileme alanında da bazı düzeltmeler yapılmalıdır. Vergiden kaçınma olanağı veren geniş muafiyet ve istisnalar, vergi teşvikleri kısıtlanarak, vergi delikleri kapatılarak, servet ve mal varlığından alınan vergiler artırılarak, işlemler üzerindeki vergi oranları yeniden düzenlenerek, vergi affı yerine vergi ödeme kolaylıkları getirilerek, bir ölçüde de olsa vergi gelirlerinde artış sağlanmalıdır.

Kamu borçlarının yüksekliği, borç yönetiminde etkinliğin artırılmasını, vadelerin uzamasını, faiz oranın düşük tutulmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda TCMB’nin kuruluş kanunu 4651 sayılı yasayla yapılan değişiklikler düzeltilerek, bankanın bütçe ödeneklerinin belli bir oranını aşmamak üzere Hazine’ye avans vermesi yeniden sağlanmalı; vadeyi uzatmak için TCMB’nin vadesi yaklaşan DİBS’leri APİ yoluyla satın alarak Hazine’nin yeni ihraçlar için bankalara likidite sağlaması da alınacak önlemler arasında olabilir.

  • İzlenecek para politikası maliye politikasını destekleyici, kalkınmaya yönelik olmalıdır.

TCMB, neo-liberal merkez bankacılığı özentisinden kurtarılarak 1980 öncesinde olduğu gibi, Hazine’ye destek yanı sıra yatırım projelerine orta vadeli reeskont kredisi verme olanağı sağlanmalıdır. TCMB, makroekonomik politikaların saptanmasında, finansal sistemin denetim ve düzenlenmesinde tek otorite haline getirilmeli, BDDK hatta SPK, bankanın bünyesinde bir genel müdürlük haline getirilmelidir. Bu bağlamda BoE’nin one bank-tek banka stratejik planı esin kaynağı olabilir.

Kaynakların etkin kullanımı, istihdam artışı, hızlı büyüme sürecine girme amacıyla Devlet Planlama Teşkilatı yeniden oluşturulmalı, üretim alanında kamu iktisadi teşebbüsleri kurulmalı; kamu bankaları kuruluş amaçlarını gerçekleştirecek şekilde yönetilmelidir. Serbest piyasa mekanizmasının etkin çalışmaması, AB ile yapılan gümrük birliği, küreselleşme Türkiye’nin kaynak kullanımında etkinliğini azaltmış, sınayileşmesini engellemiş, sanayi kuruluşlarını montaj sınayii, CUŞ’ların tedarikçisi haline getirmiştir. Hızlı sanayileşme için gümrük birliğinin getirdiği kısıtlamalardan kurtulmalıdır.

Kamu yararı gözeten bilgili, liyakatli, özverili bir yönetim kadrosu oluşturulması başarıya ulaşmanın olmazsa olmaz koşuludur. Yanılgıların sürdürülmesi, toplumsal ve ekonomik maliyeti giderek artırmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Ekonomik sistem 8 Temmuz 2020
Ne hakla 1 Temmuz 2020
İnsana saygı 10 Haziran 2020
Çaresizlik 27 Mayıs 2020
Virüsün finansmanı 20 Mayıs 2020
CHP’nin etkinliği 13 Mayıs 2020
Virüs senaryoları 6 Mayıs 2020
İnsan manzaraları 22 Nisan 2020