Öztin Akgüç

Faizin Etkinliği

25 Temmuz 2014 Cuma

Klasik iktisadın, neoklasik yaklaşımın, liberal anlayışın etkili politikası para politikası, para politikasının aracı da faizdir. Faiz yatırım hacmini, tasarrufları, tüketim harcamalarını etkileyen, hatta belirleyen değişkendir. Faiz oranı indirilerek, yatırımlar ve tüketim harcamaları özendirilerek ekonomi canlandırılır. Ekonomi aşırı ısındığında da faiz oranları yükseltilir, bireyler tüketim harcamalarını kısarak tasarruflarını artırırlar, işletmeler yatırım maliyetleri arttığı için yatırım kararlarında daha seçici davranmaya başlarlar, getiri hedeflerini yükseltirler; sermaye maliyetindeki artış işletmelerin yatırımların kesim noktasını da yükseltir; işletmeler yatırım harcamalarını kısarlar veya ertelerler. Böylece ekonomide yatırım tasarruf dengesi sağlanır, harcamalardan kaynaklanan enflasyonist baskı hafifletilir, talep çekici enflasyon önlenir.
J.M. Keynes, klasik iktisadın faizin etkinliği konusundaki inancını, sistemik olarak eleştirmiş, “likidite tuzağı” görüşü ve gözlemiyle de faizin yatırımları artırmada etkili olamayacağını ortaya koymuştur.
Yatırım terimi, çok farklı ekonomik işlemleri, faaliyetleri ifade etmekte kullanılmakta, bu nedenle yanlış yorum ve değerlendirmelere de yol açmaktadır.
Makro ekonomi açısından yatırım, yeni makine-teçhizat alımlarını, yeni inşaatı, ekonominin üretim gücünü, üretim kapasitesini artırıcı harcamaları kapsar. Günlük konuşmalarda, yazılarda yatırım araçları olarak çoğu kez hisse senedi, tahvil alımı, mevduat, döviz, altın alımı da sayılmaktadır. Hisse senedi, tahvil alımı, döviz, altın, mevduat ekonomi açısından yatırım değil, tasarrufları kişisel değerlendirme araçlarıdır. İşletmeler açısından mevcut bir tesisin, bir binanın, arazinin satın alınması yatırım olarak nitelendirilerek bilançolarda maddi duran varlıklara dahil edildiği halde, makro ekonomi açısından yatırım değildir; el değiştirme, transfer niteliğindedir.
Gözlemler ve 2007 yılından beri yaşananlar, Keynes’in savunduğu gibi faizin ekonomik anlamda yatırımlar üzerinde etkili olmadığını kanıtlamıştır. Likidite tuzağı üzerinde parasal genişleme, faiz oranlarında düşüş, hatta sıfır reel faiz etkili değildir. Nitekim Fed’in ve ECB’nin (Avro bölgesi için Avrupa Merkez Bankası) düşük faiz politikasına, faiz indirimlerine karşın üretken yatırım harcamaları artmamış, ekonomide öngörülen canlanma sağlanamamış, yatırımlarda likidite tuzağının varlığı kanıtlanmıştır.
İşletmelerin ekonomik yatırım kararlarında sermaye maliyeti bir etkendir, ama belirleyici tek etken değildir. İşletmeler yatırım kararları alırken talep tahmini kapasite kullanma oranları, piyasaya yeni rakiplerin girişini önleme gibi etkenler etkilidir. Talepte canlanma beklemeyen, atıl üretim kapasitesi olan, yatırımların boyutu nedeniyle piyasaya yeni rakiplerin girişini öngörmeyen işletmeler, ekonomik anlamda yeni yatırımlara girişmezler. Nitekim gelişmiş ekonomilerde gözlemlendiği gibi hemen hemen sıfır reel faiz bile yatırımlarda artış, ekonomide canlanma yaratamamıştır.
Faiz işletmelerin, bankaların finansman kararları ile bireylerin tasarrufları değerlendirme araçları arasındaki seçiminde etkili olur. Ulusal paranın faiz oranı, yabancı para faiz oranı ve kur riski priminden yüksek olduğu sürece yabancı para ile finansmanı yeğlerler. Ulusal paranın faiz oranı düştükçe, kur riski primi arttıkça da yerel para ile finansmana yönelirler. Böyle bir gelişme yurtdışından kaynak girişini yavaşlatır. Cari işlemler açığı veren bir ekonomik dış kaynak girişinin yavaşlaması, kur riskini artırarak, ödemeler dengesi finansmanını zorlaştırır, ödemeler dengesi krizi olasılığını artırır. Faiz oranının finansman kararları, bireylerin tasarruf değerleme aracı seçimi, yabancı fonların tutumu üzerindeki etkileri iyi bilinmeden, bazı çevrelere hoş görünmek için faiz oranlarıyla sık oynamak öngörülemeyen tehlikeler de doğuruyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sol ve CHP kimliği 21 Temmuz 2021
Çözüm arayışı 23 Haziran 2021