MİT TIR’ları meselesi AKP’nin başını çok ağrıtacak

02 Haziran 2015 Salı

MİT TIR’ları meselesinde AKP’yi son derece rahatsız eden bir durumun söz konusu olduğu açık. Yoksa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan asli işini yapan Cumhuriyet gazetesi ile Genel Yayın Yönetmenimiz Can Dündar’ı, Türkiye’yi “özgür basına baskı uygulayan ülkeler listesi”nin baş sıralarında tutacak şekilde açıkça tehdit etmezdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da Cumhuriyet’i “casusluk” ve “isyana teşvik” girişimine ortak yapmaya çalışmazdı.
Bu kadar sinirlendiklerine göre son derece ciddi olan ve “Türkmenlere insani yardım gönderiliyordu” argümanına inanmamızı zor kılan bir durum ile karşı karşıyayız. Dünkü Cumhuriyet’te belirtildiği gibi, söz konusu TIR’larda taşınan, iddia edildiği gibi insani yardımsa, bunun neden “gizli” gönderildiğini anlamak mümkün değil. “Mavi Marmara” olayında olduğu gibi, insani yardım sağlayan ülkeler ve kurumlar, saldırıya uğramaları halinde saldırgan görülsün diye genelde bunu açıkça beyan ederler.
Erdoğan ile Davutoğlu’nun takındıkları tutuma bakanların o TIR’larda insani yardımdan başka bir şeylerin taşındığını düşünmeleri, bu durumda doğal sayılmalı. Nitekim Davutoğlu’nun önceki gün Habertürk’ün sorularını yanıtlarken verdiği yanıtlar da bu kuşkuları körükler nitelikte.
Davutoğlu, “Evet, Suriye’de ciddi çatışmalar oluyordu ve Türkmenlere yardım ettik. TIR’ların içinde ne olduğu kimseyi ilgilendirmez” demiş ve “Türkmenleri ezdirmeyeceksiniz ve yardım edeceksiniz demişiz, istihbarat birimlerimiz bu talimatla harekete geçmişler” diye eklemiş. Bu sözlerden Suriye’ye “insani yardımın” ötesinde bir şeylerin gönderildiği izlenimi çıkıyor.
Bu arada, Suriye’deki Türkmenlerin MİT TIR’ları konusundaki açıklamalarının meseleyi aydınlatmak yerine, kafaları daha da karıştırdığını anımsamakta da yarar var. Bir yandan hükümetin TIR’larla ilgili tavrı, diğer yandan muhalefetin bu TIR’larla El Nusra gibi Esad karşıtı radikal İslami gruplara silah taşındığı iddiasını canlı tutması, Batı’da bu konuda duyulan kuşkuları da haliyle artırıyor.
Devletin farklı birimleri arasında çıkan ihtilaf ayrı bir meseledir. Ancak, Cumhuriyet’e bu ihtilafın bir tarafıymış gibi saldırmak, Türkiye’de giderek ayaklar altına alınan basın özgürlüğü ve yargının bağımsızlığı konuları açısından son derece kaygı vericidir. Türkiye’yi bu açılardan takip eden ülkeler, örgütler ve kuruluşlar Erdoğan’ın “Avukatlarıma talimatı verdim hemen davayı açtım” diyerek “Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu” sözlerini elbette ki bir tarafa not ettiler.
Türkiye hakkında her yıl İzleme Raporu yayımlayan AB’nin, yıllık insan hakları değerlendirmelerinde Türkiye’ye önemli yer ayıran ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve Türkiye’yi sürekli gözetim altında tutan Uluslararası Af Örgütü ile Helsinki Watch gibi bağımsız kuruluşların, bu sözleri gözden kaçırmış olmaları mümkün değil.
Sonuçta, Erdoğan Suriye’deki insan hakları ile ilgilenmeyi ne kadar bir görev sayıyorsa, bu ülkeler ve kuruluşlar da Türkiye’ye aynı şekilde bakıyorlar. Bu ülkelere, uluslararası örgütlere ve bağımsız kuruluşlara karşı Ankara’dan yöneltilen suçlamalar ise çoğu kez Türkiye’nin itibarını daha da zedelemekten başka bir işe yaramıyor.
Bu arada Davutoğlu’nun “TIR’ların içinde ne olduğu kimseyi ilgilendirmez” sözü de doğru değil. Gönderilenler Türkiye’yi tehlikeli maceralara sokup masum Türk vatandaşlarının ileride misilleme saldırılarında hedef alınmalarına yol açabilecek şeylerse bu, başta Meclis olmak üzere, herkesi ilgilendirir. Bunu açığa çıkaran gazete veya gazeteler ise kamuya karşı asli görevlerini yapıyorlar demektir. Kuvvetler ayrımının güçlü olduğu ülkelerde de yargı bunu yapan gazetelerin değil, gizli kararlarla ülke güvenliğini tehlikeli mecralara sokanların peşinde düşer.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar yolu olan ve her dönemeçte AKP iktidarının başını ağrıtacak olan MİT TIR’ları meselesinin Cumhuriyet’e karşı uygulanan baskılarla unutturulabileceğini düşünmek saflıktır.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları