Kaosa Çekilme...

11 Ekim 2011 Salı
\n

\n

Başbakan Erdoğanın annesinin ölümü bağlantılı hafta sonu programlarının tümünün ertelendiği haberini duyunca; dış poitikada bizi kaosa çektiğine inandığım kimi gelişmeler için bir soluk alma, üzerinde düşünme, son dakika gelişmeleri bağlantılı yeniden değerlendirmeye şans yarattığı duygusunu aldım... Öncelikle hafta sonu programı kapsamındaki sınır kampları ziyaretinin yaratacağı ek gerilim bağlantılı tabii ki...

\n

Sayın Başbakanın başı sağ olsun... Annesinin kaybı üzerine gelen başsağlığı taziyeleri, ziyaretleri bile kimi ilişkilerde soluk alma, yeniden düşünmeye ortam yaratmış olabilir... Aynı hafta sonunun sıcak yeni gelişmeleri, Amerikan bahar eylemlerinden, AB büyük ekonomik krizinin yeni kazandığı boyutlardan, Mısırdaki çok farklı gündemli iç çatışmalardan, seçimlere doğru ürküten kaostan da alınacak yeni dersler olmalı elbet... Erdoğan iktidarının asıl üzerinde düşünmesi gereken, Türkiyeyi çok daha yakından ilgilendiren iki haber ise İran ve Suriyeden geldi...

\n

***

\n

İranın dini liderinin danışmanının açıklamalarının, Türkiyeye dönük diplomatik, bir o kadar da ciddi, muhtıra içeriğinde kabul görmesi gerektiği, dış politikacıların yorumları. İran diplomasisinin üslubunun altı çizilerek, bölgede doğal rakip olan iki ülkenin zor olan barışçı dengeler kurabilmelerinde, İranın geleneksel, bir geren bir yumuşatan politikalarına dikkat edilmesi gereği anımsatılıyor. Bizim dış poltika yorumcularımızın size de çok kapalı gelmiş olabilecek bu saptamalarının yanında, İrandan gelen açıklama çok sert ama anlaşılır bir içerikte...

\n

Başbakan Erdoğanın ilk Mısırda dillendirdiği, Arap baharı ülkelerinde demokrasiye geçiş için laikliğin model alınması önerisi ile aslında bizim Cumhuriyet ile kabul edilmiş, halen anayasal düzenimizde geçerli laiklik kastedilmese de; Amerikan modeli pasif laiklik, dini inanç, yaşam biçimlerinin kamu alanlarına da taşınabilmesi, siyasetin dini inanç ve yaşam biçimlerini sınırsız kullanabilmesini öngörse de.. radikal İslami inançlar için çok da kabul edilebilir değil olmalı ki.. Mısırda radikal İslami örgütlenmelerden gelen ilk tepkilerin üzerine İrandan da hemenİslam dünyasına rol model bizizanlamına açıklamalar gelmişti. Son uyarının siyasi sahibi dini lider olunca,Türkiyenin laik model önerisi kabul edilemez içerikte bir keskinlik kazanınca anlamı değişiyor.

\n

***

\n

İrandan gelen hafta sonu uyarılarında laikliğin yanında, NATO füze kalkanı sisteminin Türkiyeye yerleştirilmesine de aynı sertlikte tepki var. İranın ve Rusyanın doğrudan hedef alındığı iddia ediliyor, kabul edilemezvurgulaması yapılıyor. Bir de Türkiyenin Suriye politikaları kabul edilemez, içişlerine karışma olarak ilan ediliyor...

\n

İranın bu sert çıkışına hemen aynı zaman dilimi içinde Suriyeden Beşşar Esadın ağzından çıkmış sözcüklerle gelen tepkileri eklemek kaçınılmaz. Özetle Türkiye, Suriyenin içişlerine doğrudan karışmakla suçlanmakla yetinilmiyor, direnişçilere doğrudan maddi-silah yardımı yapmakla suçlanıyor. Türkiye ile Suriyenin sıfır sorundan yaptırıma giden ilişkilerinde, iki ülkenin mezhepler yapılanmasındaki benzerlikleri anımsatılıyor. Suriyenin iç sorunlarında mezhep çatışmalarını kullanmaya kalkışanların, kendi ülkelerinde daha ağır sorunlarla yüz yüze kalabilecekleri tehdidi ekleniyor...

\n

İki komşu ülkeden kendi konumları, çıkarları ile örtüşen, gelen tepkileri ne kadarı ile yok sayabiliriz? Tabii ki Türkiyenin kendi çıkarlarına dönük, özgüven içinde, uyarıları dinlemiş olarak, boyun eğmeden kararlar vermesi gerek... Ancak Türkiyenin kendi uzun dönemli çıkarlarından çok, Beyaz Sarayın peşinden gidiyorimajını güçlendiren gelişmeler de, kaygılanılmayacak bir konum değil.

\n

***

\n

İslam dünyasına rol model olma, yeni Osmanlıcılık düşleri.. derken, Türkiyenin kendi sorunlarını hafife alan iktidar icraatları ile ilgili kaygılar giderek büyüyor... Vitrinde başkalarına demokrasi satma söylemi, içerde çok yaşamsal boyutlarda demokrasinin ilkelerini ayaklar altına alma icraatlarına her gün bir yenisi katılıyor. Meclis tatildeyken geleceğimize yönelik yaşamın her alanında Meclissiz KHKlerle sayısız çok yasada önemli değişiklikler yapmış olmak, büyük diktatoryal dayatma sadece bir boyut. Yepyeni bir anayasa ile demokratik düzene geçiş vitrininde, iç olumsuz niyetleri ortaya koyan, ayrıntı gibi çok temel icraatlar çok önemli. Erdoğan iktidarının icraatlar üslubu sıfır demokratik...

\n

En önemlisi yeniden çok tırmanmış iki taraflı şiddet, dayatma, diktatoryal üsluplarında, iktidar cephesi ile PKK cephesinden, demokrasinin ilkeleri ile Kürtlere sorulmadan, Kürtler üzerinden sürdürülen paylaşım savaşları... İktidar cephesine bakılırsa, tırmanan şiddet PKK odaklı, kaçınılmaz çok yakın olan barışa dönük pazarlıkta kozlarını arttırma içerikli... PKK cephesine göre ise iktidarın devlet gücünü kullanarak kendilerini teslim alma stratejisi... Sonuçta şiddet, kan üzerinden kazanma hırsı ile yürürlerken, insan haklarını, demokrasiyi, çoğunluk bizi yok sayıyorlar...

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Akıl ne söylüyor? 3 Ağustos 2021