Şimdi Ne Olacak?..

28 Aralık 2013 Cumartesi

Hukukun gücünün değil, gücün hukukunun geçerli olduğu İktidarlarının ortaklık paylaşım savaşlarında, kördüğüme birkaç düğüm daha atılmasını getiren, dünün yeni şok gelişmelerinin haberleri gelmeden, ataklar, operasyonlara nokta konulmuşçasına, sabah piyasaların açılış öncesi bir soluk alma çabası ile depremin ekonomideki hasarlarını ölçmeye çalışan uzmanları dinliyordum. Dünyanın, piyasalar, kurumlarının noel tatilinde olmasının genel olarak bir şans, en azından dıştan gelecek tepkileri durduran etkisinin altını çiziyorlardı. Bizim piyasalardaki çarpıcı çöküşü ortaya koyan verilerin tümü ile siyasal darbenin ürünü olduğunun altını çiziyorlardı. Bizdeki durumun değerlendirilmesi noktasında tatil sonrası dıştan çok olumsuz gelecek dalgaları ölçmeye çalışıyorlardı...
Açık açık, Halkbank operasyonunun anlamı masaya yatırılırken ayakkabı kutuları, operasyonların kamuoyuna yansıyan ilk verileriyle kayıtlı ya da kayıtsız, Hindistan, Çin’in İran’a yönelik ambargoyu delmede Türkiye, banka üzerinden işlem yaptıklarının akışının ortaya çıkmış olabileceği dillendiriliyordu. “Umarız bu akış kayıtlı, yasal olsun. Kayıtsız, Türkiye’ye getirisi olmayan para aktarımı, hele de rüşvetin kanıtları ortaya çıkarsa... Türkiye zaten uluslararası piyasalar kurumlarının notlarına göre gri renkli ülkeler arasında sayılıyordu. Kara listeye geçirilirsek vay halimize...” cümleleri iç acıtmanın ötesinde, piyasalardaki panik çöküşü ya da fırsatçılığı da açıklıyor...
İktidarda kutsal ortaklığın bozulması sonrası hukuk, yargı üzerinden yaşanan paylaşım, iktidar kavgalarında, hakhukuk, gerçekler adına söylenenleri akıl-mantık süzgecinden geçirmek şöyle dursun, baştan sona uzun soluklu İktidarları sürecinde oluşturulmuş kadrolarla, karar vermede yetkin hukuk kurumlarının bir diğerini hukuk adına yok sayan yeni kararlarını şaşkınlık içinde izlemeye çalışıyoruz. Yargının üst kurulu HSYK’nin hükümetin adli kolluk yönetmeliğini “hukuksuzluk” olarak ilanı, hükümet adına Başbakan, bakan açıklamaları ile haberlerde “hukuksuzluk” olarak reddedilirken... Gelen en son dakika haberiyle, hükümetin adli kolluk yönetmeliğinin yargı kararı ile iptal edildiği duyuruluyordu. Hukuk devletinin işlerliği için gelinen an içinde, nelerin hukuka uygun nelerin hak-hukuk katliamı olduğunun ölçülebilmesinde yaşanılan süreç, hukukçular katında bile işin içinden çıkılamaz boyutlarda bilgi, kararlar çelişkileri kirliliğine bulaştırılmıştı...

***

Son hafta içinde, “Cumhuriyet tarihinin en büyük kirlilik operasyonu, en büyük hukuksuzluk örnekleri, kararları...” sözcüklerini, en etkin, yetkin hukuk, siyaset kurumları, yöneticilerinin ağzından, ilan edilmiş bu kör savaşın karşı tarafını yemek, yok etmek adına en izansız suçlamalarıyla toptan aşındırıldı... Olup biteni kimin kime, son dakika golü attığı ile ancak ölçmeye kalkar olduk. Ulusal egemenlik sonuçta kuşkusuz milletin. Ancak iktidar ortaklıkları bozulunca kıyasıya birbirini yok etmeye çalışan Hükümet-Cemaat cephelerinin, kuralsız, hukuksuz, yürütme-yargı gücünü kullanmadaki kirli çıkar savaşlarında, gün gün, saat saat yaşananlara, henüz şaşkın, seyirci... En ağır şaşkınlığı yaşayanlar ise kuşkusuz İktidarları cephesine inanmışlar. Sadece savaşan, bugüne kadar yaşananlarda ortak sorumlulukları olan iki cephenin bir diğerini ağır suçlamaları karşısında hangi tarafa hak vereceklerini bilememek, gerçekleri görememekten de değil... Kirli savaşın üzerlerine, aslında ülkeye, hepimize bulaşmış çamurundan bataklığa saplanmadan nasıl çıkılacağını bilememenin korkusu, paniği egemen...
Günübirlik alışverişe giden sıradan insan, günübirlik fırlayan bir tek vurgunculukla açıklanabilecek sebze, meyve fiyatlarının hesabını kimden sorabilecek? Dünya borsaları olumlu giderken Türkiye özelindeki olumsuz gidiş bulaşıcı panik yaratmışa benziyor. En korkutucusu kendini, çevresini koruma adına önünü görememek... İş dünyasının yıl sonunda öne çıkan borç ödemeleri derdinde, doların önlenemez yükselişinde kendini güvenceye almada doğru karar verme güdüsü... Yatırımlar, harcamaların kesilmesi kaçınılmaz da, döviz güvencesi hangi ölçülerde yükseltilecek, en az zarar etme noktası nasıl bulunacak? Aile bütçesinin çapı, derdi küçük gibi, insanların yaşamına dayatmaları çok daha acımasız boyutlarda...
Zincirleme başıbozukluk öylesine başını almış yürümüş ki... Deprem riski uç noktalarda, yeniden yapılanma projesi kapsamında olduğunu bildiğim sokaklarda... Örneğin otoritesi son operasyonla dibe vurmuş Fatih’in ara sokaklarında dün onlarca yeni inşaat gördüm. Toptan yıkılıp yeniden yapılanma projesi kapsamında olan bu sokaklarda aralıklı inşaatların bir tekinde bile inşaat ruhsatının, yasallığın belgesi tabelaları göremedim. Bazıları yolum üstünde olduğu için günlerle izledim; depremler, meslek uzmanlıkları ile olan habercilik ilişkilerim bağlantılı görmem gereken temel yapılaşmasına da tanıklık edemedim. Kaygım o ki, fırsat bu fırsat kentin göbeğinde kaçak, deprem için yeniden büyük risk inşaatlar alıp başını gitmiş. Nasıl olabilir?


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020