Emperyal Nağmeler

17 Nisan 2015 Cuma

Siyasi partilerin seçim şarkı ve reklamları hedef kitlenin ruhuna hitap etmeye yönelik kuşkusuz. Ancak onların, söz konusu partinin an itibarıyla mevcut ruh halini yansıtma yolunda çözümlenmeye elverişli oldukları da söylenebilir. Bunu temellendirme yolunda AKP’nin yıllardır ekranlara sürdüğü içeriklere karşılaştırmalı olarak bakmayı teklif edebiliriz.

2011 genel seçiminden 2014 yerel seçimlerine ve şimdi bir yeni genel seçim sürecine AKP’nin topluma seslenme biçimine bakıldığında önemli dönüşümlerin izini sürmek mümkün. Tabii ortada dönüşüm değil aslında hep bir süreklilik ve sadece farklı konjonktürlere bağlı stratejik tavırlar olduğunu söyleyenler çıkacaktır. Öyle bile olsa, hâl ve şartların değişmesinin ne tür tavırları öne çıkarttığını tespit etmenin kültürel ve sosyopolitik açıdan anlamlı olduğunda ısrarlıyım.

Sözünü ettiğimiz içeriklere bakıldığında şu ayırt edilmekte: AKP, 2011 genel seçimlerine liberal bir ruhla, 2014 yerel seçimlerine totaliter bir ruhla, şimdiki 7 Haziran genel seçimlerine ise emperyal bir ruhla yol almayı tercih etmiş görünüyor.

2014’ü sonraya bırakıp partinin önceki ve şimdiki genel seçim tanıtımlarına bakalım. 2011’deki slogan “Biz Birlikte Türkiye’yiz” idi ve toplumun bütününe yönelik iyimser, ümitvar, çoğulcu, daha doğrusu farklılıkların birlikteliğini işaret eden barışçıl bir mesaj verilmekteydi. Hatırlayalım:

“Aynı yoldan geçmişiz biz/ Aynı sudan içmişiz biz/Şarkılar bir türküler bir/Hep beraber söyleriz biz/Halaylar bir horonlar bir/Aynı sazın teliyiz biz.”

Şimdi 2014 seçim bildirgesi tanıtımına eşlik eden şarkıya bakıldığında artık böyle bir Türkiye vurgusu yok. Başka, yayılmacı (irredentist), emperyal(ist), pan-İslamist, hatta bu bile kifayetsiz, “pan- Türko-İslamist” bir Türkiye mesajı var ortada. Ona da kulak verelim:

“Mazlumun boynuna muhteşem bir mazi/Bütün bu cihanda özgürlüğün nefesi/ Gazze Somali Bosna kalbimde/ Kafkasya Kerkük kardeş benimle//Ben Türkiye’yim büyük Türkiye/Ben Türkiye’yim yeni Türkiye/Biz Türkiye’yiz yeni Türkiye/Bize her yer Türkiye.”

Görüldüğü gibi ortada öncekinde olduğunun aksine “reel” bir Türkiye yok, onun ötesine geçmiş Türk-İslamcı bir “ideal” eşliğinde emperyal bir Türkiye var. Bu bir “İslami Kızılelma” manifestosu.

Buraya nereden mi gelindi? Onu anlamak için de 17-25 Aralık “fay kırılması” sonrası 30 Mart yerel seçimlerine gidilirken üretilmiş tanıtımın içeriğine bakmak gerekir. Orada korku, kaygı ve tedirginlikle bir bayrak direği etrafında yığın oluşturmuş insanların görüntüsü eşliğinde artık “Biz Birlikte Türkiye’yiz” demek yerine “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın” diyen bir muktedirin totaliteryan sesi çıkar karşımıza…

Gezi olayları boyunca “Yüzde 50” diye bas bas bağıran ve diğer “yüzde 50”ye de dehşet saçan bir siyasi anlayışın 2011’den 2014’e değişmiş ruh halini bu iki içerikten çıkarabiliriz. İşte şimdi de oradan bir “cihan hâkimiyeti mefkûresi”ne sıçramayla karşı karşıyayız. Nazi Almanya’sına benzer biçimde!.. Hitler de içerideki totaliteryanizmi yayılmacı bir dış politika ile sürekli kılma yoluna gitmedi mi? Gerçi bizimkilerin pan-İslamizmi de, yeni- Osmanlıcılığı da kendinden menkul, kimsenin iplediği yok, o da ayrı mesele...

Sonuçta reklama, şarkıya, türküye, şiire baktığımızda görüyoruz ki AKP bir liberal umuttu, totaliteryan bir korkuya kırıldı ve artık emperyal bir kibre evrilmiş gidiyor. Olan bu. Umalım ki bir sonraki içerik Davut Sulari’ye rahmet okutmasın:

“Küstürdüm barışamam/ Ayrıldım kavuşamam/Dert bende kare bende/Ey olmaz yâre bende/Yuvasız kuşlar gibi/Kalmışım perakende...”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları