Ömrümüzün son demi, son baharıdır artık!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Ömrümüzün son demi, son baharıdır artık!

21.11.2016 01:37
Güncellenme:
Takip Et:

Stephen Hawking insanın yeryüzünde 1000 yıllık ömrünün kaldığını söyledi. Eğer uzaya gitmezse insan türü yok olacak diyor.

Bin yıl, sadece evrenin tarihinde değil, sadece dünyanın tarihinde de değil, insanın tarihinde dahi hiçbir şeydir. İnsanlık tarihinde bin yılı bir nokta saymak bile zor.

Demek ki antropolojik kayıtlara göre yaklaşık 2-2,5 milyon yıllık ömrümüzün son demindeyiz!..

Nasıl geldik buraya, nasıl hazırladık adeta bir lahzada bu sonu kendimize, şöyle bir hatırlayalım!..

***

2 ila 2,5 milyon yıl öncesinde Doğu Afrika savanlarında yaşayan bir maymun türü, çok sarsıcı bir devrimsel atılıma imza attı.

Canlı sınıflamasında “primat” denen maymunların iki ayağı üzerinde dik durabilen “hominid” cinsinden olan bu tür, elleriyle beyninin eşsiz etkileşiminden çıkan bir yetkinlikle parçası olduğu doğaya başkaldıran bir iş yaptı.

Bizim “Taş Devri” olarak bildiğimiz dönemin açılışını yapan bu iş, aslında doğa karşısında bir devrimdi.

 O yüzden buna Taş Devri demekten öte ve önce “Taş Devrimi” demek gerekir.

Taşı, kendisine yakın diğer bazı hominid türleri gibi hayatını sürdürürken sadece kullanan bu canlı, artık taşa kendi isteği doğrultusunda biçim verebilir olmuştu.

Alet kullanmaktan alet yapabilmeye “devrimsel” bir sıçrama gerçekleştirmiş bu canlıya o gün bugündür “insan” diyoruz.

“Taş Devrimi”, insan-öncesinden insana geçiştir. Doğaya tâbi olmaktan doğaya hâkim olmaya gidişte de ilk adımdır.

***

İkinci devrimsel adım, 10 bin yıl önce gerçekleşen “Tarım Devrimi”.

O da insanı İtalyan tarihçi Carlo M. Cipolla’nın deyişiyle mağara insanı olmaktan Mısır piramitlerini yapan insana çıkardı.

Yiyecek toplayan avcı-toplayıcı insanı yiyeceğini kendisi üreten çiftçi-çoban insana çıkardı.

“İlk aşk”ı taş olan insanı, toprağa âşık, sadık yâri toprak olan insana çıkardı.

***

Üçüncü devrimsel adım, çok değil, 2,5 asır önce, 1750’lerde gerçekleşen Endüstri Devrimi.

Onunla da mağaradan Mısır piramitlerini yapmaya sıçramış insan, şimdi Mars’ta yaşam var etmeye doludizgin koşma noktasına geldi.

Toprağa âşık insan, makineye âşık, tutkun, nihayet tutsak olma noktasına geldi.

Ve işte Hawking’in felaket öngörüsünde bir olasılık olarak kaydettiği “yapay zeka” tehdidine, “düşünen makineler” tarafından yok edilme noktasına geldi.

***

Bir bakıma alet yapabilme yeteneğimizin faturasıdır bunlar bize.

“Taş Devrimi”  ile başlayan “insanlaşma” süreci, muazzam getirileri olduğu kadar, dehşet götürüleri de olan bir süreç çünkü.

Çünkü bu sürece başından beri eşlik ve iştirak eden yıkıcı bir motivasyon var insanda.

“İktidar” bu…

***

İnsan, iktidarla malûl.

Doğa üzerinde de, canlılar üzerinde de, kendi türdaşları üzerinde de iktidar kurma arzu ve hırsıyla yanıp tutuşan bir varlık insan.

Taş Devri(mi) sonrasında doğanın kendisine yaşam alanı olarak sunduğu Doğu Afrika ile sınırlanmakla yetinmedi, tüm dünyaya yayıldı.

Tarım devrimi sonrasında ne orman, ne ırmak, ne dağ, tepe, ova bıraktı, her tarafı tarlaya-otlağa çevirdi.

Endüstri devrimi sonrasında daha da ileri gitti her tarafı betona, plastiğe, sentetiğe ve atığa boğdu.

***

Taş devrinde 5 milyondu nüfus. Tarım devrinde 500 milyona çıktı. Endüstri devrinde şimdi 7,5 milyar.

Tarıma geçilmeseydi, avcı-toplayıcı yaşam içinde taş çatlasa 10 milyon olacaktı insan nüfusu. 

Şimdi 10 milyara doğru yelken açmış gidiyor.

Denilebilir ki insan, bir “kanser hücresi” gibi, parçası olduğu organizmanın (doğanın) her yerine yayılarak onun sonunu getirirken kendi sonunu da hazırlıyor.

O yüzden Hawking bu gezegende hepi topu 1000 yılımız kaldığını söylüyor. Uzaya gidip yaşayacak yeni bir gezegen bulmaktan başka çare yok diyor.

***

Alet yapabilen canlının, iktidar arzusuyla hep daha fazlasını istemesinin, doğa karşısında diğer tüm canlılarda var olan “tevazu”u kaybetmesinin bedeli bu: Dünyada 1000 yıllık ömrümüzün kalmış olması.

Ve eminim bunu dillendirmek dahi herkesi rahatsız ediyor. Ben bu yazının da çok fazla okunup beğenilip paylaşılacağını sanmıyorum.

Politikacı olsam kaybederdim. Hawking de iyi ki politikacı değil!..

Politikacı, böylesi bir felaket ikliminde bile emlak zengini Trump gibi iklim değişimine, küresel ısınmaya inanmadığını söylemeli insanlığa!..

Emlak nimettir, beton bereket, nükleer de ibadet demeli.

Hafriyat ya Resulâllah demeli!..

İnşaat ya Resulâllah demeli!..

Nükleer ya Resulâllah demeli!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018