Sermaye Eziyor!

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Geçenlerde iki çok büyük ölçekli yeni sermaye yatırımı kararı alındı. Ekonomik ve teknik açıdan yapılabilirlikleri ile ilgili sorunlar ve sorular bir tarafa, İstanbul’a yapılacak bir havaalanının 22 milyar Avro’ya ve Sinop’a kurulacak nükleer enerji santralının da 22 milyar dolara ihale edilmesine bakmayın, bunların harekete geçirecekleri diğer sermayenin büyüklüğü bu tutarlardan çok fazladır.
Aslında bu ikili, yaşanmakta olan
çılgın yapılaşmaya dayalı sermaye birikiminin doğal uzantılarıdır. Bu gidişin yalnız fiziksel ve ekonomik değil, toplumsal ve özellikle de siyasal boyutlarıyla doğru değerlendirilmesi gerekiyor.

\n

***

\n

Büyük kentlerde halkın büyük çoğunluğunun oturduğu gecekondudan apartmana geçiş AKP iktidarında hız kazandı ve çok büyük ölçüde tamamlandı. Gecekondudan apartmana geçiş kuşkusuz, kitlelerin yaşam ve davranış biçimlerini etkileyecek olumlu dönüşümdür.
Kentleşmeye ve kentsel yaşama olası
olumsuz etkilerinin öyküsü henüz yazılmayan bu dönüşüm, 2B uygulamasıyla tamamlanıyor. AKP iktidarı, başta İstanbul olmak üzere, ülkenin her tarafında halka ait orman alanlarında bu kez 2B kondu yaratıyor. Yapılaşmayla, kıyılar, dereler ve tarihi yerler de acımasızca talan ediliyor.

\n

***

\n

İş kazaları, çalışanların sosyal sigortası ve diğer işçi hakları konusunda bir türlü gelişemeyen, tersine sürekli ezici olan sermaye, bu yetmiyormuş gibi, yıllardır AKP’ye iyice sarılarak doğaya duyarsız, giderek saldırgan tutum sergiliyor.
Sıra ülkenin toplumsal ve siyasal sorunlarına gelince de sermayenin tavrı, tam bir
nemelazımcı aldırmazlığa dönüşüyor.
Sermaye bu tutumuyla, aslında,
kendisiyle çelişiyor.
Şöyle ki, sermayecilik, yani
kapitalizm, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı; insanın, aklıyla ve bedeniyle özgürleşmesi ve teknolojik yeniliklerin ürünüdür. Bu değerleri sahiplenmeyen bir sermaye kesimi, kendi varlık nedenini de reddetmiş, bindiği dalı kesmiş olur.
Sermayenin bindiği dalı kesmesi kendi bileceği iştir denilemez. Çünkü,
sermaye toplumsaldır: Sermayenin unutmaması gereken, hiç olmazsa kendini yaratan değerlere sahip çıkarak topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmesi olduğudur.
Oysa günümüzde ülke sermayesi,
kendini doğuran ve bugün tüm insanlığın malı olan değerlere sahip çıkmadığı gibi, bunları sahiplenerek savunan emekçilerin, basın çalışanlarının, öğrencilerin ve diğer hak arayan toplum kesimlerinin AKP iktidarı tarafından ezilmesine düpedüz seyirci kalıyor ve AKP’ye göz yummasının karşılığı, ormanların, derelerin, kıyıların, tarihi yerlerin yağmalanmasından doğan yüksek kârlar ve rantlar olarak kendisine dönüyor.
Sermayenin bu tutumu, tümüyle yanlıştır. Çünkü, kendi varlığı ve yaşayabilmesi, yalnız ve ancak bu değerlerin varlığına bağlıdır.
Burada sermaye ile AKP arasında bir büyük ticaret söz konusudur. Ancak niteliksel olarak kirli olan bu ticaretin, her
kirli ticaret gibi, sonunun sermaye için de bir yıkım olacağı bugünden görülmelidir.
\t\t

***

Yazıyı, iki önemli konuya değinerek noktalayayım.
Çarşamba günü Hava-İş Sendikası, 305 çalışanını acımasızca işten çıkaran ve yıllardır bu büyük yanlışını düzeltmeyen THY-Türk Hava Yolları’nda greve gidiyor. Toplumun, hak arayan THY
çalışanlarının yanında olması gerekiyor.
Geçen hafta
barışın, hukuk ve özgürlüklere dayalı demokratikleşme yönünü vurgulayan bildiriler yayımlandı. Bir uyanışı simgeleyen bu çok doğru ve olumlu girişimlerin, birlikte güçlü bir tek ses olması, 12 Eylül sonrasının Aydınlar Dilekçesi gibi kitleselleşmesi ve sermaye kesimi dahil, tüm topluma mal edilmesi gerekiyor.

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019