Kişi, yalnız kendini değil, ilişki kurduğu insanı da iyi tanırsa onunla ilişkisini sağlam kurmuş olur. O durumda yalnız algılarını değil, ilişkisine duyarlığını da katar. Böyle bir durumda bile, tutumunu düşünceden geçirmelidir.
Kitaplarında çocuk gelişimini bilimsel verilerle besleyen Prof. Dr. Sedat Sever bu soruna da açıklık getiriyor:
“Çocuklar, kendi gerçekliklerine seslenen, düzeylerine uygun, nitelikli kitaplarla etkileşime girerek toplumsal ilişkilere yönelik deneyimler edinir, görsel ve dilsel anlatımın gücünü tanır. Bu süreç, çocukların duyu algılarının ve düşünce güçlerinin gelişmesine olanak sağlar.”
Görüldüğü gibi, Sever, algılamayı geliştiren kaynaklara yönlendirerek varıyor sonuca: Çocuk, daha küçük yaşlarda kendi düzeyindeki kitaplarla kaynaştırılmalıdır.
KAYNAK
“Bebeklik döneminden başlayarak renk, çizgi ve sözcüklerin anlatım olanaklarıyla iletişime yönelen çocukların, kavramsal birikimlerine koşut olarak dilsel ve bilişsel gelişimleri de ivmelenir. Bu ivmelenme, onların anlama ve anlatma becerilerini geliştirmelerine; çevreleriyle etkili iletişim kurmalarına, sorun çözme denemelerine, okul başarılarına yönelik doğal öğrenme ortamları yaratır.”
Sever bunu şimdi de okul dışında uyguluyor. Okulda yıllarca uyguladığı öğretim uygulamalarını WhatsApp sayfasına girerek her gün, çocukların ilgisini çekecek fotoğrafları anlamlı kılacak verileri kullanarak orada hemen herkesin yararlanacağı bir öğrenim alanı yaratıyor.
UYGULANIM
Sever, seçtiği görüntüleri öyle bırakmıyor, her resmin başına “Günaydın” yazıyor. Örneğin, o gün bir kurtuluş günü ise onu kutluyor. Bunu gerçekleştirmek için onu ilgi çekici verilerle üzerinde düşünülecek verilerden besliyor. Konuya uygun düşerse özdeyiş, öykü, şiir, anılar, tarihsel bir olay gibi alanlardan yararlanıyor. Örneğin, sağlık ve mutluluk dilediği bir öğrencinin toplandığı bir resme şöyle bir söz yakıştırıyor:
“Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.”
Güllerin bulunduğu bir bahçeyi anlatırken de Gülten Akın’ın “Sardunya” başlıklı şiirinden alıntı yapıyor:
Yasadır, anımsatalım
Tohum ekenlerin, fide dikenlerin
Kimse durduranmz yağmurunu
Güneşini kimse kesemez.
Bir “Günaydın”a da Albert Camus’den yaşam gerçeğiyle özdeşleşen bir sözle başlıyor:
“Her sabah gözlerini açtığında, hâlâ yaşıyor, nefes alabiliyor, düşünebiliyor, duyabiliyor, dokunabiliyor ve sevebiliyor olmanın ayrıcalığını düşün.” Bir başka resimde 30 Ağustos “Zafer Bayramı kutlu olsun” sözünün altına Atatürk’ün bir sözünü ekliyor: “Bazı zaferler vardır sadece bir milletin değil, insanlığın da kaderini değiştirir.”
SONUÇ
1) “Gününüz aydın olsun”/Bir anne güzel bir havada -biri kız, biri oğlan- çocuklarıyla bir arada görülüyor. Anne ocakta büyük bir kazan içinde pişen yemeği karıştırıyor, büyük kız başka bir kaba domates doğruyor. Küçük kız annesine yardım ediyor, oğlanın elinde salatalık var.
2) “Sağlık ve mutluluk diliyorum”/Yine güzel bir havada, başları kapalı dört kadın, ırmak kenarında çamaşır yıkıyor.
3) “Günaydın”/Kadın, elinde bir kitapta karşısına oturan çocuğuna bir yeri gösteriyor. Beğeni duygusu yüksek Sedat Sever, her sabah seçtiği resimlerle ülkemizin insan manzaralarını çiziyor. Her resim, duyarlı olana çok şey anlatıyor. Bu yolla duyarlık, resimleri izleyenlere de aktarılıyor. Öyle resimler seçiyor ki kimine bakarken insan orada kendini aramaya başlıyor.