Füreya: Sanatla yaşamın bütünlüğü...

Füreya: Sanatla yaşamın bütünlüğü...

30.11.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önce toprak ve su vardı... Sonra Füreya çıkageldi... Ah binlerce yıllık birikimden, nasıl tırnaklarıyla kazıya kazıya geldiğini bir bilseniz...
Füreya, toprağa ve suya hem kendi birikimini, (aileden gelen çokkültürlülüğü, eğitimi, ilimi, özgür düşünceyi) hem de Anadolu çiniciliğinin, Batı sanatının tüm birikimini kattı... Sırrı ve ateşi kattı... Sır ve ateş yetmedi, dünyayı ve çevresini algılayışını kattı... Bu da yetmedi öncü kişiliğini, araştırmacılığını, kendisiyle yarışını, çalışkanlığını kattı... Ve bize eşsiz bir miras bıraktı...
Şimdi bu mirası yakından görmek, izlemek; bu eşsiz mirasın yaratıcısını daha da yakından tanımak gibi eşsiz bir fırsat var elimizde.

İlk kez tümü bir arada
Kale Grubu 60. kuruluş yılı için Füreya Koral’ın dev bir retrospektif sergisi çalışmalarına giriştiğinde, doğrusu böyle geniş kapsamlı, böylesi özenli ve ayrıntılı, böylesi bütüncül bir sergiyle karşılaşacağımı tahmin etmiyordum... Sonda değil hemen şimdi söyleyeyim: Muhteşem bir sergi! Kaçırılmayacak bir fırsat!
Üç gencin, Karoly Aliotti, Nilüfer Şaşmazer ve Farah Aksoy küratörlüğünde oluşan sergi 1500 metrekarelik bir alana yayılıyor. Akaretler’deki ünlü Sıraevler, içeriden birbirine bağlanarak çeşitli küçük bölmelerden oluşan devasa bir alan elde edilmiş. Belki her sergi için değil, ama Füreya’nın çok yönlü çalışmalarını (200 kadar eserini) bir araya getirmek, farklı evreleri kavramak için bu mekân ile sergi içeriği muhteşem örtüşmüş...
Füreya’nın aramızdan ayrılışının 20. yılında, sayısız koleksiyonlardan tek tek toplanan eserler bir arada. Her dönemden, her evreden işler ilk kez bir araya geliyor. Çarpıcı bir zenginlik!
Belgeler, fotoğraflar, mektuplar... 1947’den başlayarak klinikte yaptığı resimler, mürekkeple çizimler, litografiler... Ürettiği tüm seramik nesneler: Tabaklar, çanaklar, testiler... Uçan balıklar, yüzen kuşlar... Porselenler, duvar panoları, evler serisi... Mimariyle seramik ilişkisi... Eşsiz bir renk ve form şöleni! Duygu, düşünce ve düş şöleni!

Öncü ve cesur
Füreya bir öncü. Seramik sanatının bu ülkede yolunu çizen ve önünü açan bir öncü. Bu alan ondan önce boş!
Füreya örnek olmakla kalmadı, kendinden sonra gelenlere yolu açtı. Bilgi, birikim, deneyimini cömertçe sundu. Atölyesi hep açıktı.
Füreya çok çalışkandı... Araştırmayı, denemeyi seviyordu.
Kale Galeri’de bir bölümden ötekine geçtikçe Füreya’nın, ele aldığı tekniği, içeriği, yöntemi, düşünceyi, formu ve rengi sürekli araştırdığını, bir evreden ötekine kendiyle yarıştığını görüyoruz.
Füreya farklı sanat dalları arasında köprüler kurdu. Seramik sanatını mimariyle bütünledi.
Füreya cesurdu: Yıllar içerisinde çok risk aldı. Çizgileri, formları, renkleri, konuları değişti ama sürekliliği değişmedi. Mükemmele ulaşmaya çalışırken, kendi özgün çizgisini hep sürdürdü. Sergi tanığımdır...

Sergiden de öte
Füreya, “Bir işe yaramalıyım” düşüncesinden yola çıkıp bize bu eşsiz mirası bıraktı. Füreya’yı gerçek anlamda anlamamız için Kale Grubu sergi çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenliyor... Bunların ilkinde “Füreya” kitabının yazarı Ayşe Kulin’le buluşma vardı. Kulin’in biyografik romanı, fotoğraflarla ve farklı bir düzenlemeyle, özel bir baskıyla yeniden sunuldu (Everest Yayınları).
Bu yazının en başından beri anlatmaya çalıştığım her şeyi ve bin kat çoğunu, sergiye eşlik eden “Füreya” kitabında (Kale Holding) bulabilirsiniz. (Büyük forma, 475 sayfa) Ahu Antmen, Necmi Sönmez, Büke Uras, Gül İrepoğlu, Ferit Edgü’nün yazıları; Candeğer Furtun’un Füreya ile yaptığı uzun eşsiz bir söyleşi...
Füreya, öncüydü, cesurdu, moderndi. Ve ne mutlu bana, arkadaşımdı. Onu çok özlüyorum. Bu dev kitapta Özlem Altunok’un Rabia Çapa ve benimle yaptığı röportaj da yer alıyor. Bu yazı, orada vurguladığım sözlerle bitsin.
Füreya’nın yaşamı ve sanatı bir bütündü. Yaşama biçimiyle, düşünce biçimi bir bütündü... İç dünyasıyla dış dünyası bir bütündü... Gücü ve sevgisi bir bütündü... Yerelliği ile evrenselliği bir bütündü. Tarih bilinciyle çağdaşlığı bir bütündü... Ve bu bütünlük onun ellerini özgür kılmıştı.

NOT:
Sevgili Okurlar,
Tüm geçmiş olsun dileklerinize sonsuz teşekkürler. Tek tek yanıtlayamadığım için özür dilerim. “Vertigom” için bana ilettiğiniz tüm öneri ve tavsiyelerinizi yerine getiriyorum. Şimdilik iyiyim.

Yazarın Son Yazıları

Tuhaf, Saçma, Neyse...

“Biz bu adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz?”

Devamını Oku
08.10.2026
Çağımızın Antigone’si

90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
04.10.2026
İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık.

Devamını Oku
01.10.2026
Karaca Tiyatro yeniden

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat...

Devamını Oku
27.09.2026
Şiddet sarmalında

Şiddet bulaşıcıdır.

Devamını Oku
24.09.2026
Margarita’ya veda

Sevgili Gülsen Tuncer’in sonsuzluğa göçmesiyle sinema, tiyatro ve televizyon dünyamız yasa büründü.

Devamını Oku
20.09.2026
İştahla okumak...

Yaz bitti.

Devamını Oku
17.09.2026
Utanç duygusu

Bu yazının başlığı “Bizim iki 12 Eylül’ümüz” de olabilirdi.

Devamını Oku
13.09.2026
Gümüşlük’ten...

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Devamını Oku
10.09.2026
Nâzım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Devamını Oku
06.09.2026
Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Devamını Oku
03.09.2026
30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar...

Devamını Oku
30.08.2026
Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Devamını Oku
27.08.2026
Bilgesu Erenus’la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse...

Devamını Oku
23.08.2026
Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

Devamını Oku
20.08.2026
Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey.

Devamını Oku
02.08.2026
Genco’ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Devamını Oku
30.07.2026
Umudu canlı tutabilmek

Sadece sanat değil...

Devamını Oku
26.07.2026
Bunlar normal mi? (2)

Birkaç gün önce çevremde herkes birbirine soruyordu...

Devamını Oku
23.07.2026
Homeros’un aynasından

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak...” olmalıydı, kısalttım.

Devamını Oku
19.07.2026
Bunlar normal mi?

Araya başka konular girdi.

Devamını Oku
16.07.2026
Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Devamını Oku
12.07.2026
Deniz’in mektubu

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Bize sorulmadı’

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.

Devamını Oku
05.07.2026
Ben unutmadım. Ya siz?

Bugün 2 Temmuz.

Devamını Oku
02.07.2026
Silivri’de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri’deydik.

Devamını Oku
28.06.2026
Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026