Ulus olarak çöp ithalatına alışıktık. Çöp transferine ilk kez tanık oluyoruz.
İthalat dediysek yanlış anlaşılmasın biz çöpe para ödemiyoruz. Tam tersine çöplerini kabul ettiğimiz için AB ülkeleri bize para ödüyor. Çöp dönüştürmede hayli gelişmiş olan ülkeler, henüz plastik çöpleri dönüştüremediği için bize gönderiyor.
Çöp transferi ise uluslararası bir alışveriş değil. Yerel bir alışveriş. İç siyasetle sınırlı şimdilik. İlklerin partisi olduğu için ilk çöp transferini de AKP’nin yapmasına şaşmadık. Bunu da reklam filmleriyle, şaşaalı törenlerle ilan etti. Çöp dağlarını yaratan belediye başkanı da transfer etmişlerdi ama reklam filminde ne ismi ne cismi vardı. Çöp kadar bile değeri yokmuş herhalde. Halbuki o, partisinde kendisini “kimsesiz” gördüğü için AKP’ye katıldığını açıklamıştı. Görünen o ki yeni partisinde herhangi bir kimse olarak kalacak.
Oysa “Sütte leke olur bu başkanda olmazdı”.
AB ülkelerinin çöpü plastik atıklardan oluşuyordu. AKP’nin transfer ettiği çöpler plastik mi bilmiyoruz. Çöp kadar değer vermedikleri başkan plastikle içli dışlı. Plastik cerrah kendisi. Üstelik işlerine çok yarayacak biri. Düşünsenize bu plastik cerrah sayesinde Saray’ın ve partinin bütün hatun kişileri Angelina Jolie gibi olacak. Biraz mimikleri kaybolacak ama ossun. Kendilerine estetik yapacak zatı muhteremin de mimikleri yok zaten. Belli ki mezuniyet sonrası ilk operasyonu kendisine yapmış.
Transferin en kârlı yanı bonus olarak da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin verilmesi.
Asıl hedefleri İzmir seçmenini transfer etmek aslında. Çer çöp transferine de o yüzden katlanıyorlar. Çöpleri dönüştürüp çiçek yaparlarsa İzmir halkının da ilk seçimde transfere yeşil ışık yakacağını umut ediyorlar.
Olur mu dersiniz?
Pek akla yatkın değil ama... İzmirlinin gâvur inadını kırmak pek kolay değil. Çöpü transfer etmeden dönüştürmeyi deneselerdi belki. Bu saatten sonra zor.
Hem eski başkanları Tunç Soyer’i hakkında hiçbir isnat olmadan plastik cerrahın ihbarıyla kodese yollayacaksın hem zoraki oy verdikleri çerden çöpten isimleri transfer edeceksin, sonra da “Size çiçek gibi bir İzmir vaat ediyoruz” sözlerine kanmalarını bekleyeceksin.
Bence İzmir halkı yerine plastikçi başkana, “Başkanımmm grev yapan işçileri ilk otobüsle memleketlerine geri gönder” diye tempo tutan gazetecileri transfer etseler daha mı iyi olur sanki.
Hem daha iyi olur hem de daha kolay olur. Baksanıza daha ilk günden, “Biz uyarmıştık ama” diye satıverdiler adamı.
Satış mevsimi başladı.
Ataşehir’de de iyi alışveriş yaptı iktidar partisi. Kemal Sunal’ın filmlerindeki zalim müteahhit gibi “Ya satarsın ya da evini başına yıkarım” diye pazarlığı açtılar. Kimisi hemen sattı. Evini ocağını satmayanlara da alternatif olarak Silivri, Maltepe ve Kandıra’da yer gösterildi.
Başlarını sokacak bir damları var hiç olmazsa. AKP transfer ve kentsel dönüşümün mucidi ne de olsa.
Mekânın sahiplerinin geri dönebilmesi olası mı?
Olası elbet.
Akıllarını başlarına devşirmeleri halinde, ellerinden cebren ve hile ile alınan mekânlarını da geri alabilirler.
Allah’tan umut kesilmez!