Halikarnas’tan ‘Sefalet Sokağı’na...

Halikarnas’tan ‘Sefalet Sokağı’na...

14.10.2013 02:19
Güncellenme:
Takip Et:
Halikarnas’tan
‘Sefalet Sokağı’na...
Dün, kendi yazımın başına oturmazdan
önce Cumhuriyet’in kültür sayfasını
açıyorum ki…
Halikarnas Balıkçısı öleli kırk yıl olmuş!
Hani şu gençliğinde mahkeme kararıyla
Bodrum’a sürgün edilen ve sürgününün
ilk sabahında, kalacağı evin denize bakan
kapısını açmasıyla birlikte: “Heyy! Açılan
kapı birdenbire gözlerime ve gönlüme
açık denizleri, kıyı ve adaları verdi. Batı
göğünde günün ufka veda edişi turuncu
ve kıpkırmızı çizgiler çekmişti. Onların
üstünde Bodrum Kalesi kapkara bir siluet
kesinliğinde yükseliyordu. Kıyıda beyaz
evler pembeleşmiş, denizin mavisi de koyu
menekşe olmuştu. Dalgalar eve doğru
gelirken tepeleriyle güneşin son ışığını
kapıyorlar, uçlarından kırmızı kırmızı kıvılcımlar
savurarak kapının iki adım ötesini pembe
köpükleriyle yalıyorlardı. Köpükle kapının
arasında kum ve gümüş teller gibi parıldayan
kuru yosunlar vardı…” (Halikarnas Balıkçısı,
Mavi Sürgün).
Sürgün evinden denize kanatlanan ilk
bakışları ile birlikte sürgüne gönderilmiş
olan Cevat Şakir de bir dönüşümü
yaşayacaktır. Oxford mezunu Cevat
Şakir, Ege Denizi’nin bu ilk renk cümbüşü
ile birlikte Cevat Şakir’liğini, Venüs’ün
bembeyaz köpüklerden doğması gibi,
bundan böyle Halikarnas Balıkçısı’nın
kimliğinde eritecektir. Denizin uçsuz
bucaksız maviliği, akşam saatlerinin mavikara
yakamoz şölenleri ve nihayet erken
sabah saatlerinin bir günü bin gün edebilen
bereketi, Cevat Şakir’in hamurundan Ege’nin
ve antikçağın büyük tarihçisi Halikarnas
Balıkçısı’nı yoğuracaktır. Balıkçı, Bodrum’un
ilk adı “Halikarnas”ı boşuna adının bir
parçası kılmamıştır. Sonradan hayatı
boyunca savunacağı ve bilge öğrencileri
Sabahattin Eyuboğlu ile Azra Erhat’ın da
mayalarına katacağı bir tarih tezi, artık hızla
şekillenecektir. Halikarnas, bir zamanların
Cevat Şakir’i için tarihin sürekliliğinin, bir
başka deyişle bu toprakların tarihinin sadece
Cumhuriyet’le, Osmanlı’yla, Selçuklu’yla
veya Bizans’la sınırlanamayacağının, fakat
ancak antikçağ ve daha da öncesinden
başlayıp bugüne uzanan bir bütün olarak
ele alındığında gerçekçi bir tarih yazımı
olabileceğinin güçlü simgesidir.
Böyle geniş yelpazeye yayılmış bir tarih
görüşü, elbette ‘İliada’ ve ‘Odysseia’yı da
Bizans’ı da, onlardan çok öncesini ve bütün
sonrasını da bizim tarihimiz kılar. Ve ancak
yine böyle bir tarih anlayışı, o geçmişin
ardından “dindar gençlik” hedefine kilitlenmiş
bir iktidarda demir atmış oluşumuzun
hesabını bütün acımasızlığı ile önümüze
somutlaştırabilir.
Vergilius’un Ölümü”nün hemen başında,
imparatorluk filosundan kölelerin taşıdığı bir
tahtırevan ile Brundisium kıyılarına indirilen
hasta şair Vergilius’un saraya uzanan yolu,
romanın yazarı Hermann Broch’un “Sefalet
Sokağı” diye adlandırdığı uzun bir sokaktan
geçer. Bu, dış dünyaya karşı artık görkeminin
doruğuna varmış Roma İmparatorluğu’nun
içe dönük yüzünü umarsız bir biçimde
kirleten bütün kötülüklerini sergileyen bir
sokaktır ve Halikarnas’tan Cevat Şakir’in
Bodrum’una, oradan da Balıkçı’nın ardından
bugünün kalıntılarına uzanan bir metafor
olarak da kullanılabilir!

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016