Erdoğan'a Ayasofya Alkışı!

07 Mayıs 2013 Salı

Annenin başörtüsünden, ninenin orucundan söz etmek, mahalle baskısı yüzünden çoğu kez zorunluluk.
Bendeniz de merhum pederin Sultanahmet’teki sabah namazlarından söz edeceğim.
Ama mahalle baskısından değil.
Olabilirse, mahalleye baskı uygulamak...
Ve
Tayyip Bey’e naçizane destek çıkmak için.
Bendenizin çocukluğu Süleymaniye’de, ilk gençliği Sultanahmet’te geçti.
1909 (Rumi 1325) tevellütlü pederim beş vakit namazını bu muhteşem camilerde kılardı.
Yaşlılık döneminde, her sabah şafak sökerken 4 kat iner, bastonunu sürüyerek Sultanahmet Camisi’ne namaza giderdi.
Ama çoğu zaman söylenerek, kızarak, öfkelenerek dönerdi.
Üç kişilik bir cemaat olmadığı...
Bir kenarda imam efendi ile kendi başına namaz kılmak zorunda kaldığı için…
Sonra da yineleyip dururdu:
“Cuma ile bayramı bekliyorlar… Oysa sabah namazı farz. Bayram namazı ile cuma değil. Elbet gerçek mümin onları da ihmal etmemeli, ama bunlar gösteriş için bayramı ve cumayı bekliyorlar ki ortalığa gazete sersinler, yayılsınlar!”

\n

Ayasofya dosyası kapanırken...

\n

AKP’li milletvekilleri Kızılcahamam’daki “düşünce üretme kampı”nda Başbakan’a sormuşlar:
“Ayasofya ibadete açılacak mı?”
Haklılar.
Hepsi hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyor.
Hayallerinde fabrika açmak var.
Ama bugüne dek bu zevki hiçbirisi pek tadabilmiş değil.
Bu yüzden,
“Bari cami açalım!” diyorlar.
Cami açılmasına öncülük ederlerse, cennete kapı açacaklarına...
Ve kılınacak namazlar üzerinden yüzde 10 sevap kazanacaklarına falan inanıyorlar.
Ama Tayyip Bey bu kez herkesi şaşırtıyor.
İlk kez, laik bir ülkenin ve makbul bir dindar siyasetçinin verebileceği en akil, en makul yanıtı veriyor:
“Sultanahmet Camisi dolarsa, Ayasofya’ya da bakarız!”
Oh be!
Ayasofya dosyası böylece kapatılmış oluyor.
Çünkü Sultanahmet Camisi’nin dolacağı yok.
Yakın tarihe kadar hiçbir zaman dolmadı ve dolmayacak da...
Otobüslerle 5 vakit cemaat taşımak veya bölgeye çok sayıda TOKİ konutu yapmak ve konutların da Sultanahmet’te namaz kılma şartına bağlı olarak satılması hali istisna elbette.
Bendenizin babaevi mafyanın eline geçtikten, pederim de göçüp gittikten ve bu semt turist otellerine terk edildi. (Evin mafyaya geçmesi polisiye bir imar romanı konusu ki, dönemin İçişleri Bakanı
Abdülkadir Aksu ile dönemin ATV’sinden Ali Kırca da canlı yayınlarıyla olayın canlı tanıklarıdır!)

\n

***

\n

“Sultanahmet dolsun, Ayasofya’ya öyle bakarız!” tutumunu keşke, 3. havalimanı inşaatı projesi için de gösterseydi.
Sultanahmet gibi, Atatürk Havalimanı da, çevresel kapasitesi bakımından
“dolmamış” durumda.
Havaalanının bugünkü Dünya Ticaret Merkezi arazisi dahil çevrede yapılacak istimlak ve düzenlemelerle, yeni bir havaalanı gereksinmesi bugünkü korkunç maliyetin belki onda biri ile ortadan kalkacaktı.
Ama olmadı.
Olması da mümkün değildi.
Çünkü bu durumda, milyarlarca Avro’luk ranttan yoksun kalınacaktı.
İstanbul’a 3. havaalanı projesi, çılgın kanal İstanbul Projesi’ne yardım ve yataklık sağlama projesidir.
Ve imzalanan şartname ile önümüzdeki 25 yılda işbaşına gelecek iktidarların yapacağı bütçeler ve uygulayacağı ekonomi politikaları da rehin alınmıştır.
Vapurlara vereceği ismi halka soran iktidar, ülkenin çeyrek yüzyılını yükümlülük altına sokarken TBMM yine devre dışıdır.
Dedik ya...
Tek güvenceleri, anayasada
“Türk milleti eşek yerine konulamaz!” maddesinin yokluğu!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020