Acele bir hain aranıyor...

22 Eylül 2020 Salı

TTB’nin siyah kurdeleli “Yönetemiyorsunuz, tükeniyoruz” etkinliği üzerine Devlet Bahçeli, Türk Tabipleri Birliği’ni hain ilan etmiş ve kapatılmasını önermiş.

Ortada şaşıracak bir durum yok. MHP’nin olduğu kadar cumhurbaşkanlığı yönetim sistemini sürdürmesinde payandası olduğu AKP’nin de TTB’den hoşlanmadığı herkesin malumu. Daha doğrusu MHP de Cumhuriyetin bütün kurum ve kuruluşlarına karşı olan AKP gibi, meslek odalarının hiçbirinden hoşlanmıyor. Husumet cephesinin iki ortağının da tüm meslek odalarının çanına ot tıkama niyetinden geçenlerde burada söz etmiş ve korona ortamında, tabiplere dokunmanın kamuoyunda tepki yaratacağını düşünerek TTB’nin hesabının görülmesinin şimdilik ötelendiğini belirtmiştik.

Tabiplerin son eylemi, iktidara TTB’ye savaş açmak için elverişli ortamı bulduğunu düşündürmüş olduğundan, ne büyük özverilerle çalıştıkları ve can verdikleri kamuoyunca da bilinen doktorlara ve meslek örgütlerine saldırılar başlamıştır.

***

Artık “Korona ile mücadele konusuna katkı oluşturacak olan!” yeni bir dönem başlıyor.

Koronaya karşı Türk modeli olarak adlandırabileceğimiz bu yöntem, korona salgını artarken siyasi iktidarın, her şeyi bir yana bırakarak, doktorlar ve meslek kuruluşlarına karşı mücadeleyi yoğunlaştırmasıdır. Bütün dünyada konuşulacak olan modelin ne derecede etkili olacağını yaşayarak göreceğiz. 

AKP ile MHP’nin ortak tavrı bir sorunla karşılaştıklarında, istenmeyen sonucu doğuran nedenleri ortadan kaldırmak yerine, hemen olayın sorumlusu olarak gösterilip suçlanacak bir “hain!” aramaktır. Bunun için ak troller ile yandaş medyaya “netameli bir sorun için acele hain aranmaktadır” anonsu yapılmakta, sonra en fazla fayda sağlayacak sorumlu bulununca, “aranan hain bulunmuştur” talimatıyla, saldırılar yeni hedef üzerinde yoğunlaştırılmaktadır.

Bütün otoriter, totaliter rejimler, yandaşlarını peşinden sürükleyecek politikalar geliştirmek üzere safları sıklaştırabilmek için “düşman” ve “hain” kavramlarına ihtiyaç duyarlar. Ve bu politikayı sürdürürken, baskı ve zulümlerinden daha beter olan, toprağına kin ve nefret tohumları serpilmiş bir toplum yaratırlar.

Bu toplumlarda, iktidara biat etmeyen herkes haindir, herkes düşmandır.

Şu anda Türkiye’deki iktidarın gözünde, avukatlar ve barolar, doktorlar, sağlık çalışanları ve Türk Tabipleri Birliği düşmandır. Yargının biat etmeyen unsurları haindir. Eğer biat etmiyorlarsa ayakkabıcılar düşman, çömlekçiler haindirler. Gazeteciler, hem hain hem düşman hem de casustur, mimarlar hain, mühendisler düşman, bunların meslek kuruluşları TMMOB ise fesat yuvasıdır.

Dış dünya da farklı değildir, Alman da Amerikalı da Fransız da düşmandır. NATO kalleştir, ekonomik durumumuzu kıskanan uluslararası kredi derecelendirme kurumları kıskançtır, diktatör Esad haindir, Sisi düşman...

*** 

Biat etmeyen herkesi hain ve düşman gören bu kafa ile ne sağlıklı bir tarım politikası yürütebilirsiniz, ne eğitimi düzenleyebilir ne dış politika oluşturabilirsiniz ne de pandemi ile mücadele edebilirsiniz. 

Herkesi hain, her yerde düşman gören bu kafa sonunda izole olur, korkunç yalnızlığının içinde debelenir durur.

Türkiye’de bu anda egemen olan iktidarın durumu da budur. 

Burada Türkiye buna layık mı diye sormanın bir anlamı yok. Çünkü “18 yıldır, seçimle bunları işbaşında tuttuğuna göre elbette ki Türkiye buna layıktır” diyenler haksız değildir.

İşin daha vahim yönü ise bunların felakete götürdüğünü nihayet gören halkın, ilk seçimde bu kafayı göndermeye karar verdiği ortamda, seçime her yerde hain ve düşman gören bu kafanın iktidarında gidilecek olmasıdır. Bu kafa uzlaşamaz, çatışır; bu kafa barış yapamaz, savaşır.

Her yandan kin ve nefret filizlerinin boy verdiği bu ortamda nasıl seçim yapacağız?


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020