Bir 20 Temmuz sabahı

20 Temmuz 2021 Salı

19 Temmuz akşamı güneş yine Ada’nın çamları, tepeleri üzerinde dolandıktan sonra, lacivert denizi ve göğü kızıla boyayarak battı.

Adalılar bir günü daha olaysız geride bırakmanın rahatlığıyla derin bir oh çektiler.

Peki, ya yarın ne olacaktı?

Gerçekten Ada’nın insanları bir süredir derinden bir oh çekemiyorlardı. Ne yapacağı belli olmayan bir adam yönetimi ele geçirmiş ve o güne kadar yerleşik tüm değerleri altüst etmişti. O güne kadar değer verilen ne varsa hepsi yıkılıyor, yerine Ada’da olmaması gerekenler konmaya çalışılıyordu. Bir süredir etraf toz duman içinde göz gözü görmez haldeydi, Ada’ya dışarıdan gelen ve hayhuy içinde yönetimi ele geçiren bu yeni egemenin yaptıkları, karşı sahil Anadolu’dan da dikkatle izlenir olmuştu.

Doğrusu bu yeni adamın yaptıkları karşı tarafta Ada’nın durumunu çokça tartıştırırken, oradan Ada’ya akma isteklerini de artırmıştı.

Bir bölüm Adalıyı acı acı düşündüren de işte bu karşıdan gelecek olanlardı.

Adalılar düşünüyorlardı. Karşıdan gelecek olanlar hayvanları öldürecek, ürünlerini devşirecek, her şeyi allak bullak edecek, suları kirletecek ve belki ormanları bile yakacaklardı. Biliyorlardı, geçmişte başka yerlerde olmuştu böyle şeyler, karşı kıyıdan gelenler başka adaları yakmışlardı. Şimdi hâlâ yanık yerler karşı kıyıdan gelenlerin acı anıları olarak duruyordu. Adalıların içinde bir bölümü, daha az varlıklı olan bir bölümü ki çok uzak olmayan bir geçmişte onlar da karşı kıyıdan gelip yerleşmişlerdi ve geleceklerin kimileri de hemşerileriydi, heyecanla bekliyorlardı gelecek olanları. Hesaplarını da ona göre yapmışlardı ve “belki yarın çok sayıda gelirler” diye düşünüyorlardı.

20 Temmuz sabahı güneşin ilk ışıkları, Ada’nın koylarını, ormanlarını, kıyılarını, sokaklarını ıssız yakaladı. Etrafta çıt çıkmıyordu. Sanki fırtınadan önceki sessizlikti egemen olan. Biraz sonra Adalılar kuş uykularından telaşla uyandılar.

Gözlerini endişe ile karşı kıyıya diktiler. Biliyorlardı ki onlar hazırlıklarını yapmışlar, yerlerini almışlardı.

Sonra Ada’nın insanları ufuktan gelen gemileri gördüler. Korktukları başlarına geliyordu. Hemen hepsi koşarak evlerine çekildiler. Kediler, köpekler de boşalttılar sokakları. Atlar huysuz huysuz kişnediler, kart sesli horoz bile fark etti bir şeyler olduğunu.

Sokaklar, ormanlar biraz sonra gelecek akıncılar tarafından doldurulana dek birden boşaldı. Yalnızca karşı kıyıdan göçenler, bir kısmı da hemşerileri olanları keyifle ellerini ovuşturarak bekletiyorlardı tezgâhlarının başında.

Mazotla çalışan gemiler yaklaştıkça gürültüleri artıyordu: Güm!... Güm!... Güm!...

Ağzına kadar bir an önce karaya çıkmaya hazır insanla doluydu. Coşkuyla, sanki şenliğe geliyorlardı. Türkü çağırıyorlardı. Davullar vuruyordu: Güm!..Güm !.. Güm!..

Gürültüler, insan sesleri artıyor, Ada’nın kıyılarında yankılanıyordu. Kıyıdakiler kulaklarını tıkamış, dehşet içinde gelenlere bakıyorlardı. Gürültü dayanılmaz bir hal almıştı, denizin üstünde boru gibi bir şey ötüyordu. Yine güm güm sesleri, bağırtılar, bağırtılar.

Sonunda, içlerinden biri iyice yaklaştı. Gürültü iyice dayanılmazlaştı. Ve ilk gemiden iki kişi “Ya Allah” deyip karaya atladı. Bir yandan da bağırıyorlardı:

- Sizlere selamlar, selamlar getirdim, sizlere müjdeler getirdim!

Sonra onları diğerleri izledi. Kollarında dümbelekleri, naylon poşetleri ve sonuna kadar açılmış transistörlü radyo ve teypleriyle arabeskler, bozlaklar, uzun havalar çalarak her yere dağıldılar karadakilerin şaşkın bakışları arasında...

20 Temmuz 1986 Pazar günü Bostancı’dan kalkan 09.35 vapuru Büyükada’ya yanaşmıştı.

***

Değerli okurlarım. Kıbrıs çıkarmasının başladığı 1974 yılından başlayarak her yıl 20 Temmuz’da Kıbrıs Barış Harekâtı anılır. 27 yıldır, her 20 Temmuz’da Kıbrıs anılır da son zamanlarda bir de Arap istilasıyla karşı karşıya olan İstanbul Adalarını ısrarla görmezden geliriz.

Oysa İstanbul Adaları can çekişiyor.

Bugün 20 Temmuz 1986’da yazılmış bir yazıyla bu noktaya dikkat çekeyim dedim..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mahcup laikler 10 Eylül 2021
Bir ulus doğuyor 3 Eylül 2021