Fetva makamından

09 Temmuz 2021 Cuma

Kurban Bayramı hazırlıkları sürüyor. Herkesi kasıp kavuran ekonomik kriz ve dinmek bilmeyen zam furyası, kurban kesecek yurttaşı acı acı düşündürüyor:

- Kurban keselim ama nasıl?

Vatandaşın değil büyükbaş veya koç, tavuk kesecek mecali kalmamış.

Yine de dini vecibesini yerine getirmek isteyen yurttaş çözümü bulmuş, ekonomik durumu elvermeyenler, tek başına kurban kesmek yerine, kesilen kurbandan hisse alıyor. Diyanet’in fetvasına göre, ortaklaşa kurban kesmek caiz.

Kredi kartıyla kurban fetvasında da bunun tek çekim veya kredili olması gerektiği açıklanmış.

Diyanet, fetvalar konusunu ciddi tutuyor. Öyle de olması gerek, çünkü sözde laik Cumhuriyetimizin fetva makamı orasıdır.

Kimse de Diyanet’in fetvalarını hafife almamalıdır. Unutmayalım ki artık günlük yaşamımızın her alanında, hepimiz istesek de istemesek de eylemlerimizi fetvalara uydurmak zorundayız.

***

Bir zamanlar laik olan, yani toplumsal yaşamı ve kamu işlerini din kurallarına uydurmak zorunda olmayan Cumhuriyet, AKP iktidarının başlangıcından bu yana dayattığı oldubittiler ile yaşamın her alanının din kurallarına bağlı olarak düzenlendiği bir mollarşiye dönüştürülmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları artık, toplumsal yaşamlarının her evresinde davranışlarını dini vecibelere uydurmak zorundadır.

Burada bir noktayı iyi anlamak gerek. Siz davranışlarınızı yalnız kendi inançlarınız ve pratiğinize uydurmakla değil, aynı zamanda bunu başkalarının inançlarına ve pratiğine de uydurmakla yükümlüsünüz.

Nitekim Diyanet İşleri Başkanı, geçen hafta “ilgili makamlara!” gönderdiği yazıyla bu alanda yeni bir adım atmıştır.

Aydınlanmacı laik Cumhuriyeti tersine çevirmek, yani obskürantist, şeriatçı ve dinci bir mollarşiye dönüştürmek sürecinde, Milli Eğitim, imam hatipler, cemaat ve tarikatlar ile Diyanet, başrolü oynayan kuruluşlardır.

Diyanet, mollarşinin şimdiki fetva makamı olarak, camilerdeki vaazlarda da fırsatı hiç kaçırmadan, masum isteklerle yaşamı dinselleştirme çabasındaki rolünü yerine getirmektedir.

Dilerseniz otobüs yolculuklarında molaların namaz saatlerine göre ayarlanıp molalarda namazın eda edilmesi konusundaki telkin yazısına bir bakalım: Hemen belirtelim ki bugün bir telkin olan istek, yarın kimsenin karşı çıkamayacağı bir dayatmaya dönüşecektir.

Böylelikle otobüs ile seyahat ederken, şoförün nezaretinde (ya da yarın onları uyulup uyulmadığını denetleyecek bir görevli tayin ederlerse bilemem) yolunuzu bir başkasının ibadetine göre düzenleyeceksiniz.

***

Bir kez, toplumsal yaşamı din kurallarına göre düzenlemek yolunu tutunca, buna başka alanlardaki uygulamalar da katılabilecektir. Namaz molalarında şöyle uyarılarla karşılaşmanız hiç de olanaksız olmayacaktır:

- Eee dayı namaz molası, hayrola hiç kıpırdamıyorsun yerinden?

Üstelik Diyanet bu türlü uygulamalarını, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin koruyucusu kurum, kuruluş ve kavramların ana düşüncelerine dayandırdığı savındadır. Otobüslerde namaz molaları uygulamasına kaynak olarak da, anayasanın 24. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne dayandırmaya çalışmaktadır. Gerekçe ise sözü geçen maddelerin öngördüğü herkesin ibadetini alenen hiçbir müdahaleyle karşılaşmadan eda edebilme özgürlüğüdür.

Belirtmeye gerek yok ki laik bir demokraside, bir yurttaşın seyahat süresinin ve molalarının başkalarının ibadet saatlerine görü düzenlenmesinin özgürlüklerle, insan haklarıyla uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur.

Fetva makamına bu gerçeği anlatmak ne mümkün!

Burada benim merak ettiğim konu ise bambaşka:

- Bu kadar icazet mecburiyetine ve her şeyi bu kadar sıkı denetleyen fetvaların çokluğuna karşın bu kadar kokuşmuşluk ve habaset nasıl mümkün olabiliyor?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mahcup laikler 10 Eylül 2021