Koronayı bırak! Doktora bak!

06 Ekim 2020 Salı

“Allah Allah” demiştim o günlerde kendi kendime, “bu işin içinde bir iş var ama dur bakalım!.”

Korona salgınının başlarında, mart ve nisan aylarında “halkı doğru bilgilendirmesi” dolayısıyla, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, medya ve de sosyal medya tarafından yere göğe sığdırılamıyordu. Doğrusu, bileşik kaplar kuralı gereği şeffaflıkla bir ilgisi olmayan bir iktidarın yine  şeffaflıkla ilgisi olmayan bir mensubunun koronavirüs konusunda birden tavır değiştirip şimdiye kadar görülmemiş bir şeffaflıkla hareket etmesi bana pek inandırıcı gelmedi. Sonradan Bakan’ın doğruları söylemediği açıklıkla ortaya çıkınca, AKP’nin bir kere daha medyayla elbirliği içinde başarılı bir algı operasyonu yönettiği belli oldu.

Koronavirüs salgını konusunda Sağlık Bakanı’nın verdiği bilgiler hiç de sağlıklı değildi. Gerçek bilgilere dayanmayan boş şişinmelerden sonra aldatıldığımız, hem de fena aldatıldığımız ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’yi doğru bilgilendirme konusunda uyarırken İngiltere de salgın konusunda sağlıklı bilgilendirme yapmayan Türkiye’ye gidecek olanları 14 gün karantinaya alacağını açıkladı.

Geleneksel “bişşiiy olmaz abi”ci tavrı yüzünden, salgın musibetinin, henüz ekonomik felaket kadar farkında olmayan halkımız ise daha hâlâ maske- sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uymayı takmayıp, lay lay lom yaşamayı sürdürüyordu.

***

Salgının etkisinin azalmayıp her geçen gün arttığı bu durumda, iktidarın vakit geçirmeden seferberlik ilan etmesi, kolları sıvaması gerekiyordu.

Nitekim öyle de yapıldı. Tek farkla ki bu kez hastalığa değil, onunla çok elverişsiz koşullar altında büyük özveriyle savaşan sağlık personeline saldırıldı.

Öyle görünüyordu ki emir yüksek yerden gelmişti:

- Korona salgınını bırakın, doktorlara bakın!

Aslında salgın ile daha iyi mücadele etmek için doktorlar da dahil olmak üzere sağlık personelinin durumuna eğilmek gerekiyordu. Salgında özverili çalışma sürecinde canlarından olan sağlık personelinin koşullarının düzeltilmesi, ücretlerinin artırılması zorunluydu. Korona ile mücadele ederken hastalık kapan sağlık personelinin statülerinin yeniden düzenlenmesi, ücretlerinin artırılması, koronanın meslek hastalığı kabul edilmesi gerekirken, bunların hiçbiri yapılmıyor; iktidarın gözbebeği imamların maaşlarına rekor zamlar yapılırken, sağlık personeli düşman olarak nitelendirilip doktorların meslek kuruluşu, salgın konusundaki gerçekleri kamuoyuna açıklayan  Türk Tabipleri Birliği (TTB,) bu tavrı dolayısıyla hain ilan edilerek tepkilerin hedef tahtasına konuyordu.

***

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gerçeği yansıtmayan açıklamalarıyla ilgili olarak şunları söylemiştir:

- Salgınla mücadelede devletimiz, halkının sağlığı kadar, ulusal çıkarlarını da korumaktadır.

Bu açıklamaya bakınca, insanın halkın sağlığı ile ulusal çıkarların birbiriyle çelişen kavramlar olduğunu düşünesi geliyor.

Bizde âdet böyledir. Ne zaman bir iktidar, halkın sağlığı, esenliği, mutluluğunu zedeleyen bir davranışta bulunsa, kendisini eleştirenlere karşı tartışılmaz kutsal kalkanın ardına sığınır:

“Ulusal çıkar.”

Oysa ulusal çıkar ile halkın sağlığı esenliği ve mutluluğu birbirleriyle çelişen kavramlar değildir.

Halkın sağlıklı olması ve ücretsiz sağlık hizmetlerinin doğru olarak, aksatmaksızın verilmesidir ulusal çıkar.

Halkın esenliğidir ulusal çıkar.

Halkın mutluluk aramak ve özgür yaşamak koşullarına sahip olmasıdır ulusal çıkar.

Halkın, sağlığı, esenliği, ekonomik durumu, kamu harcamaları ve tasarrufları konusunda doğru bilgilendirildiği şeffaf bir rejim altında yaşamasıdır ulusal çıkar.

Salgın durumunda salgının boyutlarını saklayıp salgınla değil, salgınla savaşan doktorların üstüne gidilmesi ise ulusal çıkar değil, hamakattır ve hamakat virüslerin en bulaşıcısı, en tehlikelisidir. 


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020