Arif Kızılyalın

Kıtalar Arası Koşan Gönüllülük Hareketi

08 Kasım 2014 Cumartesi

Bir kıtada başlayıp ötekinde biten tek yarış Vodafone İstanbul Maratonu.
Ne eşi var, ne benzeri... Asya’dan alıyorsunuz startı, Avrupa’da görüyorsunuz finişi... Birkaç adımda kıta değiştiriyorsunuz... Şark’tan Garb’a koşuyorsunuz...
Üstelik bu yıl, şairin dediği gibi “yaş 35 yolun yarısı”nın bir fazlasına adım atacağız.
Dile kolay 36 uzun sene... Birkaç idealist atletizm sevdalısının “çılgınca” fikriyle başlayıp altın kategoriye erişen, onunla da yetinmeyip dünyanın en büyük 7. maratonu olmaya soyunan global bir organizasyon...
Daha önemlisi kent insanının artık kabullendiğisahiplendiği bir yarış haline geldi İstanbul Maratonu. İşin ilginci önceki yıllarda, “trafik tıkandı, sokağa çıkamadık, sahile inemedik” türünde serzenişleri de duymaz olduk. Evet, yarış günü yollar kapanıyor, 15 milyonluk dev nüfusun çok büyük bölümü bir yerden bir yere gidemiyor ama biliniyor ki, kasım aylarında bir günlüğüne de olsa spor bilinci tüm megapolün ruhuna işleyecek. Atletizm dünyasında yarattığı farkındalık ise sanıyorum katılımdaki nitelik-nicelik ile eşit orantılı olarak büyüyor. Örneğin son 3 yılda katılım 500 bin barajına yaklaşmış. 2011’de lisanslı 8 bin 500 sporcu koşarken bu sayı 2012’de 13 bin atlete, geçen yıl ise 97 ülke, 20 bin koşu tutkunu ile 160 bine yakın gönüllü maratoncuya ulaşmış. Kimi 10 km. koşmuş, kimi 15, kimi 42.195’i bitirmiş.
Elbette koşunun kent ekonomisine katkısı da ayrı bir konu. Maratondan 2-3 gün önce yurtdışından gelen 5 bin atlet, bir o kadar antrenör ve menajerin yarattığı katma değerin yanı sıra dünya TV’lerinden yapılan naklen ve bant maraton yayını olası bir olimpiyat adaylığında İstanbul’un en önemli tanıtım kozu. İşin içine Vodafone girdikten sonra başlayan dijital dönüşüm ise yarışın sosyal sorumluluk yönünü körüklemiş ki, işin püf noktası da bu.
Çoğunluk artık sadece bir spor aktivitesi olarak görmüyor İstanbul Maratonu’nu. “#birsebebivar” sloganı ile yürüyen-koşan bir gönüllülük hareketi oldu bu yarış. Katılımcı sadece spor yapmadığının, bağış toplama ihtiyacı duyan vakıfların destekçisi olduğunun bilincinde. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, bu yılki “sebebi” şöyle açıklıyor: “Vodafone Türkiye yönetimi ve çalışanları, Türkiye Vodafone Vakfı; UNDP ve Alternatif Yaşam Derneği işbirliğiyle 2008 yılından bu yana engelli bireylerin sanat aracılığıyla aktif ve üretken olmalarını destekleyen ‘Düşler Akademisi’ yararına koşacak. Ayrıca, Türkiye Vodafone Vakfı da Düşler Akademisi’ne maraton süresince toplayacağımız bağış tutarında bağış yapacak.”
Bu yılki beklenti 57 sivil toplum kuruluşundan 2 milyon üzerinde bir rakam. Ayrıca akıllı telefonlar aracılığı ile bağış yapılacak olması iletişimin sportif rengi olacak gibi. Renk demişken bu yılki yeşil maraton sloganı da umarız hızla ve şuursuzca betonlaşan İstanbul’un çevre bilincine katkı sağlar. Çünkü “World Marathon Majors” olarak anılan Tokyo, Boston, Londra, Berlin, Şikago, New York’u zorlayıp 7’nciliğe oturacaksa 16 Kasım Pazar sabahı koşulacak Vodafone İstanbul Maratonu, çevreye duyarlılığını da tüm ciddiyetiyle ortaya koymalı.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir Efes hikâyesi! 2 Haziran 2021
TFF yönetimi düşer mi? 23 Mayıs 2021