Barış Doster

Joe Biden’a haddi nasıl bildirilir?

19 Ağustos 2020 Çarşamba

ABD’de Demokrat Parti’nin başkan adayı, eski başkan yardımcısı Joe Biden’ın, 7 ay önce The New York Times gazetesine verdiği röportaj, aradan hayli zaman geçtikten sonra gündemin ilk sırasına oturdu. Türkiye karşıtı tutumuyla da bilinen küstah politikacı şöyle demiş: “Türkiye’de darbe ile değil, muhalefeti destekleyerek iktidarı değiştireceğiz”.  

Türkiye’de çok haklı ve doğru olarak tepkiler yükseldi. İktidar ve muhalefet, sağdaki ve soldaki partiler sert açıklamalar yaptılar. İktidar, emperyalizmle mücadele söylemini öne çekti. Muhalefet, iktidarın bu konuda kırıklarla dolu karnesini hatırlattı. Soru şu: İktidar ve muhalefet partilerinin bu açıklamaları politik olarak tutarlı mı? Emperyalizmle mücadele etmek için yeterli mi? İdeolojik olarak sağlam mı? Tartışalım...  

Öncelikle belirtelim. Emperyalizmle mücadele hamasetle olmaz. Kararlı, tutarlı, yürekli olmak; bütüncül bir program izlemek, milleti bu yönde örgütlemek gerekir. Akıl ve bilim esas alınmadan; sağlıklı ekonomi, ileri teknoloji, güçlü sanayi altyapısına, etkin ve yetkin bir hukuk devletine sahip olunmadan, emperyalizmle mücadele edilemez. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Kuvayi Milliye’nin kalpaklı başkumandanı, mazlum milletlerin, ezilen dünyanın önderi, dünyada emperyalizme karşı verilmiş en haklı, en destansı Kurtuluş Savaşı’nın lideri Atatürk’e sahip çıkmadan, emperyalizme karşı savaşılamaz. Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere Cumhuriyet kurucularına sövmek; adlarını stadyumlardan, meydanlardan, okullardan, kültür merkezlerinden, kitaplardan silmek, Cumhuriyet için “reklam arası”, “parantez”, “travma yarattı”, “enkaz bıraktı” demek, emperyalizme karşı mücadelede milleti birleştirmez. Böler.  

Emperyalizm ve bağımlılık ilişkisi 

Emperyalizme karşı savaşta nitelikli eğitim, iyi yetişmiş kadrolar, başarılı bürokrasi, bağımsız bilim ve düşünce insanlarının, aydınların katkısı yaşamsaldır. Ehliyet ve liyakatin dışlandığı bir ülke, emperyalizme karşı savaşamaz. ABD’nin gerek doğrudan gerek NATO eliyle Türkiye’nin siyaseti, ekonomisi, ordusu, iş dünyası, bürokrasisi, akademisi, meslek örgütleri, tarikat ve cemaatleri üzerinde kurduğu nüfuz tartışılmadan emperyalizmle mücadele etmek olanaksızdır. Çünkü bu bağımlılık ilişkisi dönemsel değil, yapısaldır. Kökü, 2. Dünya Savaşı sonrasına uzanır.  

ABD, siyasetin sağında ve solunda etkilidir. O nedenle iktidar partisi dahil, ülkemizdeki partilerin maalesef çoğu, İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesini verdikten sonra, soluğu ABD’de alırlar. ABD başkentinde, adeta görücüye çıkarlar. ABD’nin etkili siyasi aktörleriyle, düşünce kuruluşlarıyla, sermaye çevreleriyle, bürokrasisiyle, güçlü lobileriyle ilişki kurup, onların gözüne girmek için türlü sözler verirler.

Emperyalizme karşı mücadelede tutarlı olmak, gerektiğinde özeleştiri yapmak gerekir. Aksi halde, bir zamanlar sıklıkla dillendirilen, “Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanlığı” akla gelir. Irak’ın Süleymaniye kentinde, 4 Temmuz 2003’te Türk askerinin başına çuval geçirilmesi sonrası, ülkemizi yönetenlerin, ABD’ye nota verilip verilmeyeceğini soran gazeteciye, “Ne notası, müzik notası mı?” ve “Büyük devletlere nota verilmez” şeklindeki açıklamaları akla gelir. Kıbrıs’ta Annan Planı’na verilen destek akla gelir. 1 Mart tezkeresinin geçmesi için gösterilen çaba akla gelir. ABD Başkanı Donald Trump’ın küstah açıklamalarına, mektuplarına, sosyal medya paylaşımlarına, Kongre’de alınan Türkiye karşıtı kararlara karşı, gerekli yanıtın verilmemesi, sıradan açıklamalarla işin geçiştirilmesi akla gelir. Bir ABD projesi olan ve ülkemizi bölmeyi amaçlayan Açılım Projesi akla gelir. Ermeni açılımı akla gelir. Türk Ordusu’nun en seçkin komutanlarının, FETÖ ve ABD ile birlikte, tertip - kumpas davalarda tasfiye edilmesi akla gelir. Irak, Suriye ve Libya’da ısrarla ABD ile birlikte hareket etme çabası akla gelir. Yargı kararına rağmen, okullarda Andımız’ın okutulmaması akla gelir. Liberallerle, 2. cumhuriyetçilerle yapılan işbirlikleri akla gelir. Bu liste de hayli uzundur... 

Sözün özü, emperyalizme karşı mücadele, zorlu ve çok onurlu bir savaşımdır. Öncüsü de Atatürk’tür. Emperyalizme karşı savaşmak için özde ve sözde tutarlı olmak, Kuvayi Milliyeci, Müdafaa-i Hukukçu, Cumhuriyetçi olmak gerekir.  


Yazarın Son Yazıları