Barış Doster

Montrö’yü tartışmak beka sorunudur

27 Mart 2021 Cumartesi

TBMM Başkanı; sözleşmeleri feshetme yetkisinin cumhurbaşkanında olduğunu belirtirken bunun, Montrö Boğazlar Sözleşmesi için de geçerli olduğunu söyledi. Bu sözleri de büyük tepki çekti. Tepki gösterenler çok haklı. Çünkü konunun sadece ulusal egemenlik ve TBMM’nin yetkileriyle ilgili boyutu yok; aynı zamanda hukuki, siyasi, tarihi, diplomatik, stratejik, jeopolitik boyutu, ulusal güvenlikle ilgili yönleri de var. Dahası, dünyadaki sekiz milyar insan arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni tartışmaya açacak son kişinin de TBMM Başkanı olması gerekir.  

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, cumhurbaşkanının yetkileri, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, TBMM’nin devre dışı bırakılması ve etkisini yitirmesi, partili Cumhurbaşkanlığı konularını çok tartıştık, tartışıyoruz ve tartışacağız. Montrö’nün Türkiye için ne kadar önemli, ne denli vazgeçilmez olduğu da biliniyor, Rusya’nın bu konudaki hassasiyeti de. Lakin ABD’nin Montrö’yü devre dışı bırakmak, bunu yapamasa da en azından delmek, esnetmek istediği de sır değil. İktidar da Montrö konusunda çok hassas davranmadığı gibi Kanal İstanbul projesi de bu yöndeki endişeleri artırıyor.  

Montrö, aynen Lozan Barış Antlaşması gibi Türkiye’nin kırmızı çizgilerinden biri olduğu halde, hiç gereği yokken, bunu tartışmaya açmak neyin nesi peki? Asıl sorun bu. Çünkü iktidar, sıklıkla her sorunu, beka meselesi olarak niteliyor. Yerel seçimleri bile bu kapsamda ele aldı. O nedenle, yanlış beka sorunu tanımını, TBMM Başkanı’nın Montrö’yle ilgili sözlerini fırsat bilip tartışmakta yarar var.  

HER SORUN, BEKA SORUNU MUDUR? 

Her sorunu, her konuyu, beka meselesi olarak görmek, salt güvenlikçi bir yaklaşımla ele almak yanlıştır. Sağlıklı, sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Baskıyı artırmaya, hukuku araçsallaştırmaya, toplumu kutuplaştırmaya zemin hazırlar. Bir başka tehlikesi daha vardır bu yaklaşımın; gerçekten beka sorunu olan, toplumun çoğunluğunun da beka sorunu olarak gördüğü sorunları sıradanlaştırabilir. Önemlerini azaltabilir.  

Bir milletin, bir devletin üç, beş, bilemediniz on tane beka sorunu olur. Doğrudan milletin ve devletin varlığına kasteden düşmanların sayısı, iki elin parmaklarını geçmez. Onlarca, yüzlerce beka sorunu olmaz. Eğer varsa, ya beka sorununun tanımı yanlıştır veya onu beka sorunu olarak tanımlayanların niyeti başkadır.   

Bir ülkenin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği ve siyasal birliğine yönelik tehditler beka sorunudur. İşsizliğin artması, halkın yoksullaşması, dış borçların katlanması, ülkenin kendi kendini doyuramaması, tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olması, gıda güvenliğinin ortadan kalkması, savunma sanayiinde, teknolojide, enerji tedarikinde dışa bağımlılık, beka sorunu olarak tanımlanabilir. İktisadi bağımlılığın giderek siyasi bağımlılığa dönüşmesi; dış politikada manevra kabiliyetinin yitirilmesi, hukuka ve kurumlara olan güvenin azalması da beka sorunudur. 

Beka sorunlarının artmaması için siyasetçilerin azami özeni, dikkati, hassasiyeti göstermesi gerekir. Bunun tersi tavırlar, sorunları artırmaktan başka işe yaramaz.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları