Barış Doster

NATO zirvesinde ne oldu?

16 Haziran 2021 Çarşamba

Aylardır beklenen NATO zirvesi, Brüksel’de yapıldı. Zirvede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupalı bazı liderler ve ABD Başkanı Joe Biden ile de ikili görüşmeler yaptı. Ülkemizde, NATO zirvesinden daha çok merak edilen Erdoğan - Biden görüşmesiydi. Sonuçta ne bu görüşmeden ciddi sonuç çıktı ne zirvede alınan kararlar şaşırttı. Neden mi? Sıralayalım...  

Birincisi, daha önce de sıklıkla vurguladığımız üzere, bu tür zirvelerden önce büyük beklentiye girmek, bu zirvelere büyük anlamlar yüklemek yanlıştır.  

İkincisi, zirvede, doğal ve kaçınılmaz olarak NATO’nun, yani ABD emperyalizminin öncelikleri, çıkarları, hedefleri, tehdit tanımları, gündemi belirleyici oldu, Türkiye’ninkiler değil.  

Üçüncüsü, Erdoğan - Biden görüşmesi 45 dakika, heyetler arası görüşme 40 dakika sürdü. Tercümeyi de dikkate alırsak, konuşulması gereken konulara, çok daha sınırlı bir zaman dilimi kaldığı anlaşılır. Müzakere masasındaki konu başlıkları çok ve çeşitliydi. İlk akla gelenler şunlardı: ABD’nin PKK - PYD - YPG ve FETÖ terör örgütlerine verdiği destek, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması, F-35 programından çıkarılması, CAATSA yaptırımları, Suriye’deki gerilim, Irak’taki beklentiler, ABD’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a desteği, Halkbank davası, Doğu Akdeniz, Dağlık Karabağ, Joe Biden’ın 24 Nisan’daki konuşmasında sözde soykırım iddialarını tanıması... Tarafların tutumları ve beklentileri de dikkate alındığında, pek çok konunun hiç gündeme gelmediği, gündeme gelenlerin de birkaç dakikalığına ele alındığı görülüyor.  

Dördüncüsü, ikili görüşme sonrası Erdoğan, “yapıcı ve samimiydi” dedi. Biden, “pozitif ve verimliydi” diye konuştu. Bu tür açıklamalar doğaldır. Aksi beklenemez.  

Beşincisi, NATO’nun gündeminde öncelikle Rusya ve Çin vardı. G7, NATO ve ABD - AB zirvesinin ardı ardına toplanmasının, hemen sonra da bugün Cenevre’de Biden - Putin görüşmesinin nedeni de bu. Biden, basın toplantısı yaptığında, gazeteciler ABD başkanına ne zirveyi sordular ne Türkiye - ABD ilişkilerini. Soruların çoğunluğu, Putin’le yapacağı görüşmeye ilişkindi.  

BEKLENTİLER GERÇEKÇİ DEĞİLDİ  

Altıncısı, NATO’nun gündeminde Rusya ve Çin’den sonra, iklim değişikliği, demokrasilerin güçlendirilmesi, demokratik değerlerin savunulması, siber güvenlik, terörizmle mücadele gibi konular da var. Türkiye’nin öncelikleri, beklentileri, Türkiye’ye yönelik tehditler, Türkiye’nin NATO’dan ve NATO üyelerinden yediği kazıklar, NATO’nun gündeminde değil.   

Yedincisi, Türkiye; aylardır NATO zirvesine hazırlanırken alttan alacağını, sesini yükseltmeyeceğini belli ediyordu zaten. Akdeniz’deki enerji aramalarına son vermişti. Cumhurbaşkanı, Avrupalı liderlere seslenirken üslubunu değiştirmişti. Ankara; S-400 konusunu ABD’yle müzakere etmeye hazır olduğunu ilan etmiş, bununla kalmayıp kimi seçenekler, modeller önermişti. Girit modeli, Pakistan modeli, Kıbrıs modeli, İncirlik modeli, Nahçıvan modeli gibi...  

Sekizincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan; Brüksel’e gitmeden önce, Biden’ın sözde soykırım iddialarını ikili görüşmede mutlaka gündeme getireceğini, altını çizerek söylemişti. İkili görüşmede gündeme getirmedi. Dahası “Hamd olsun hiç gündeme gelmedi” dedi. Bu tutum, Türkiye’nin tavrını, beklentisini, ruh halini yansıtıyordu zaten. ABD ise Türkiye’ye ilişkin görüşlerinden geri adım atmadı. En ufak bir yumuşama işareti vermedi temel sorun alanlarında. Türkiye’nin dış politikadaki yalnızlığı, ekonomik kırılganlığı, iç cephedeki gerilim, görüşmelere de yansıdı. 

 Dokuzuncusu, Türkiye; ABD’yle yaşadığı sorunların kolayca çözülemeyeceğini bildiği için, bu konuları bir kenara bırakıp, yeni ve ABD’yi memnun edecek bir hamle yapmıştı zirve öncesinde, Afganistan önerisiyle. Afganistan’ın başkenti Kâbil’deki havalimanının yönetimine ve güvenliğine talip olmuştu, belli koşullar sağlanırsa. Böylelikle bir kez daha Mehmetçik, ABD emperyalizminin nam ve hesabına cepheye sürüldü.  

Sözün özü, zirveye ilişkin beklentiler gerçekçi değildi. Beklenen sonuçlar da alınamadı zaten. Fakat işin acısı, ABD; 2001’de işgal ettiği ve batağa saplandığı Afganistan’dan 20 yıl sonra çıkarken, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başında, Gazi Meclis’i ilk tanıyan devlet olan dost ve kardeş Afganistan’da, Türkiye’nin böylesi bir göreve talip olmasıdır. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları