Barış Doster

Soçi zirvesinden ne çıkabilir?

29 Eylül 2021 Çarşamba

Rusya lideri Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Soçi’de buluşacaklar. Masadaki konular arasında Suriye başta olmak üzere, Afganistan ve Libya var. Rusya’dan bir parti daha S-400 hava savunma sistemi alınması, Türkiye’nin Ukrayna’ya sattığı silahlar, Kırım politikası ve doğalgaz ithalatı da mutlaka gündeme gelecek. Masada, Rusya’nın eli daha güçlü, diplomatik kozları daha etkili, kartları daha fazla. Neden mi? Tartışalım... 

Zamanlama açısından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya gezisi, ABD gezisi sonrasına denk düştü. ABD Başkanı Joe Biden ile görüşemeden Türkiye’ye dönen Erdoğan, Rusya’dan bir parti daha S-400 hava savunma sistemi alınabileceğini söyleyince, ABD’den şu açıklama geldi: “Türkiye’nin böyle bir adım atması, yeni bir yaptırımı tetikleyebilir.” Rusya’dan ikinci parti S-400 füzelerinin alınmak istenmesi, sadece bir ihtiyaçtan doğmadı. Aynı zamanda hem ABD’ye bir tepki hem de Putin’e görüşme öncesi yapılan bir jest.  

Salgın hastalık öncesinde çok sık bir araya gelen Putin ve Erdoğan, 1.5 yıl aradan sonra ilk kez yüz yüze görüşecekler. Görüşme öncesi, Suriye Dışişleri Bakanı, ülkesindeki yabancı askerlerin bir an önce Suriye’den çıkmalarını istedi. Kastettiği ülkeler ABD ve Türkiye. Benzer sözleri iki hafta önce Rusya’yı ziyaret eden Suriye lideri Esad da söylemişti. Bugünkü görüşmede Putin’in de bu sözleri yineleyeceği kesin.  

 İdlib, Suriye sorununda kördüğüm olduğu için, iki liderin yapacağı görüşmede en çetin müzakere konusu. Çünkü Suriye ordusu, Rus ordusunun da desteğiyle, muhalifleri, cihatçı grupları, terör örgütlerini, radikal unsurları bu bölgeye sıkıştırdı. Bir an önce tam denetim sağlamak, kördüğümü çözmek istiyor. Türkiye ise buna karşı çıkıyor. İdlib’e yapılacak askeri harekâtın, Türkiye’ye yönelik yeni bir sığınmacı akını anlamına geleceğini biliyor. Zaman kazanmak, harekâtı geciktirmek için çabalıyor.   

TÜRKİYE’NİN AÇMAZLARI NELER? 

Rusya; Türkiye’nin 2018’de İdlib için verdiği sözü bir an önce tutmasını, yani ılımlılarla (ne demekse) radikal unsurları, teröristleri birbirinden ayırmasını, ağır silahları ellerinden almasını istiyor. Bu yönde bir söz vererek, karışık bir bölgede, zor koşullarda, ağır bir yükün altına giren Türkiye’nin, yükümlülüğünü yerine getirmesini bekliyor. Putin, bugün mutlaka bu konuda diretecek, Türk askerinin, Suriye’de kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini, gözlem noktalarını boşaltmasını talep edecektir.  

Türkiye’nin Suriye konusunda en büyük açmazlarından biri de şudur: ABD ve Rusya; PKK - PYD - YPG terör örgütüne, farklı gerekçelerle sahip çıkmaktadır. ABD; terör örgütüne “kara gücüm” demekte, silah, mühimmat, araç, gereç vermekte, eğitmektedir. Son beş yılda 2 milyar dolar destek vermiştir. Rusya; terör örgütüyle görüşmektedir, Moskova’da ofis açmasına izin vermiştir.    

Bir diğer açmaz ise Türkiye’nin, Suriye’de PKK ve türevi olan terör örgütlerinin varlığına haklı olarak karşı çıkıp Türkiye destekli muhalif yapılar için özerk bir bölge, Türkiye’nin etkili olduğu bir cep istemesidir. Bu, tutarlı bir siyaset değildir.  

TÜRKİYE NE YAPMALI?  

Türkiye’nin Ukrayna’ya İHA ve SİHA satması da Rusya’nın tepkisini çekiyor, Kırım’a ilişkin politikası da. Nitekim Moskova bu iki konudaki rahatsızlığını sıkça dillendiriyor. Bugünkü görüşmede bu konu da mutlaka masaya gelir.  

Türkiye’nin Rusya’ya olan doğalgaz bağımlılığı çok yüksek. Bu durum, kaçınılmaz olarak Rusya’nın Türkiye’nin ekonomisi, dış politikası, güvenlik siyaseti üzerindeki etkisini artırıyor. Önümüz kış. Yüksek doğalgaz faturaları, yurttaşın da cebine yansıyacak. Bu, iç siyasette iktidarın işini zorlaştıracak. Mavi Akım ve Türk Akımı’nın tam kapasite çalışmasını isteyen Türkiye’nin, en büyük doğalgaz tedarikçisi olan Rusya’ya karşı bu konuda eli zayıf. Putin, gerekirse bu kartı masaya sürer.  

Türkiye’den meyve - sebze ithal eden Rusya’nın sıklıkla bu ürünleri iade ettiği, uzun süre gümrükte beklettiği, tarife dışı engeller çıkardığı biliniyor. Bu konuyu Erdoğan gündeme getirebilir.  

Yapılması gereken, ABD’yi Suriye’de daha çok inisiyatif almaya davet etmek değildir. 911 kilometre sınıra sahip olduğumuz Suriye’nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını ve egemenliğini, Suriye’yi bölmek isteyen, Suriye’de asker bulunduran ABD’yle korumak mümkün de değildir. Doğrusu, ülkesinin bağımsızlığı, bütünlüğü ve egemenliğini korumaya çalışan Suriye devletiyle görüşerek bu sorunu çözmektir.  

Sığınmacı meselesi böyle çözülür. PKK - PYD - YPG terör örgütleri de diğer terör örgütleri de bu yolla etkisiz hale getirilir. Mısır’la, Birleşik Arap Emirlikleri’yle, İsrail’le ilişkileri normalleştirmek yönünde adım atan, Afganistan’da Taliban’la görüşen iktidarın, Suriye’de de benzer bir adım atması kaçınılmazdır.   


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları