Barış Doster

Türkiye’nin Ortadoğu politikasının açmazları

31 Ekim 2020 Cumartesi

Libya’da çatışan taraflar arasında sağlanan ateşkes ve Türkiye’nin desteklediği Ulusal Uzlaşı Hükümeti’nin başbakanı Fayez es Sarraj’ın istifa kararı, Türkiye’nin bu ülkedeki etkisini azalttı. Uzlaşı gereği, Libya’daki yabancı askerlerin bir süre sonra ülkeden ayrılacak olması, askeri caydırıcılığı öne, diplomasiyi arkaya koyan iktidarın, Libya politikasını daha da zayıflatacak. Suriye’de, Rusya ve ABD’yi birbirine karşı dengeleme siyaseti çöktü. O nedenle Mehmetçiğin büyük fedakârlık ve kahramanlıkla kazandığı askeri başarılar, umulan ölçekte diplomasi masasına yansımadı. İktidarın, bir zamanlar çok yakın olduğu Suudi Arabistan ve öncülük ettiği Arap ülkeleri ise hem Türkiye karşıtı adımlarını hızlandırıyor hem de birbiri ardına İsrail’le anlaşma imzalıyorlar.  

Kısacası, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikasını beğenmeyen; Cumhuriyet’in dış politikasını korkak, pısırık, içe dönük bulan; bu siyasetin Türkiye’nin Arap dünyasıyla, İslam âlemiyle bağlarını kopardığını savunan siyasetin Ortadoğu’da Katar’dan başka müttefiki kalmadı. Katar’la muhabbetin ne kadar süreceği de meçhul… 

Durumu daha açık görmek için, birkaç örnek daha verelim… 

Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’den sonra Sudan da İsrail’le ilişkilerini normalleştirme kararı aldı. İsrail - Sudan antlaşmasını, ABD duyurdu. ABD, Sudan’ı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkardı. Anımsatalım, bir zamanlar Türkiye’yle arası çok iyi olan Sudan lideri, darbeci Ömer el Beşir şimdi yargılanıyor. 

ABD, aralarında ciddi sorunlar olan Sırbistan ve Kosova’yı da bir masada buluşturdu. Ekonomik ilişkiler konusunda antlaşma imzalattı. Sırbistan, İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyacağını duyurdu. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Kosova İsrail’i tanıdı. Kudüs’te büyükelçilik açacağını ilan etti. 

Ülkemizi yönetenlerin sandığı ve savunduğunun aksine, İslam dünyasının, Arap âleminin türdeş olmadığı, bir ve bütün olmadığı, Arap Birliği’nin, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın hiçbir ağırlığının olmadığı biliniyor. Fakat Türkiye halen, ısrarla bu dünyanın liderliğine oynuyor. O yüzden de çok hata yapıyor. Örneğin, Bahreyn’i İsrail’le ilişki kurduğu için kınıyor, sanki Türkiye’nin İsrail’le ilişkisi yokmuş gibi. Örneğin, Fas’ı İsrail’e sivil uçuşlara izin verdiği için kınıyor, sanki Türkiye’den kalkan uçaklar, ulusal havayolu şirketimiz dahil, İsrail’e gitmiyormuş, Türkiye İsrail’e giden uçaklara, hava sahasını açmıyormuş gibi…  

Arap dünyası, Filistin’e ne kadar sahip çıkıyor? 

Filistin meselesinde, İsrail ve ABD’nin Kudüs’e ilişkin kararında, bu iki devletin İsrail işgali altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri’ne ilişkin kararında, Arap ülkelerinin ne kadar cılız tepkiler verdikleri hafızalarda. Arap dünyası Irak, Suriye, Libya konularında da kırık not aldı. Emperyalizmle birlikte hareket etti.  

Suudi Arabistan, Türk mallarına boykot uyguluyor. Marketlerdeki raflarda Türk ürünlerinin olduğu yerlere, Yunanistan’dan ithal edilen ürünleri koyuyor. Raflara Yunan bayrağı asıyor. Sık sık Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’la birlikte, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne destek açıklamaları yapıyor. Ankara’ya karşı Atina’nın tezlerini destekliyor Doğu Akdeniz’de, Ege Denizi’nde. Türkiye ise sadece “yok hükmündedir” demekle yetiniyor. Suudi Arabistan Kralı, 2015’te öldüğünde, Türkiye’nin bir günlük milli yas ilan ettiğini, ülkemizde ve dış temsilciliklerde bayrakların yarıya indirildiğini anımsatalım.  

Sözün özü, tarih bilmemek, dış politikayı ideolojik gözlüklerle okumak, Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal hafızasını, yetişmiş kadrolarını, deneyimini, birikimini ve Cumhuriyetin dış politika geleneğini yok saymak, Türkiye’ye kaybettiriyor. 


Yazarın Son Yazıları