Barış Doster

Zelenski ve Barzani

21 Mayıs 2022 Cumartesi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 13 Mayıs’ta Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yle yaptığı görüşmede, “Rusya’ya toprak verin ve barışın” deyince, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden şu açıklama geldi: “Ukrayna’nın barış yapması için toprak vermesini öneren tek Avrupa lideri, Fransa Cumhurbaşkanı Macron değil.” Belli ki savaş uzadıkça, Avrupa kapılarında biriken Ukraynalıların sayısı arttıkça, Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar Avrupa ülkelerini de vurdukça, Avrupalıların rahatı kaçtıkça, liderleri de Ukrayna’yı eleştirmeye başladı.  

Ukrayna’nın canını sıkan bir diğer açıklama da Berlin’den geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğinin bugünden yarına gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyledi. Bu ay sonunda yapılacak Avrupa Birliği Konseyi özel zirvesi öncesi, Federal Meclis’te konuşan Scholz, Ukrayna’nın AB üyeliğinin hızlandırılması için özel muamele uygulanmasını kabul etmeyeceğini vurgulayarak AB üyeliği yolunda Ukrayna için yolu kısaltmak, Batı Balkanlar’da üyelik bekleyen ülkelere karşı dürüst bir tavır olmaz” dedi. 

Paris ve Berlin’den yapılan açıklamalara, ipe un sermek de denebilir, ağız değiştirmek de. Ukrayna’nın yüzüstü bırakılmasını özetleyecek, Avrupa’nın ipiyle kuyuya inilmeyeceğini anlatacak yüzlerce deyim ve atasözü var güzel Türkçemizde.  

Peki, Avrupa’nın bu durumuna şaşırdık mı? Hayır. Bekliyor muyduk? Evet. 

Avrupa’dan Amerika kıtasına gidelim. Bugünden düne uzanalım.  

Yıl, 1974. Irak’ın kuzeyindeki Kürtlerin liderlerinden, Kürdistan Demokrat Partisi’nin kurucusu Molla Mustafa Barzani (Mesut Barzani’nin babası), ABD Dışişleri Bakanı, ünlü strateji uzmanı Henry Kissinger’a mektup yazar: “İran ve sizin büyük desteğiniz, Irak yönetiminin saldırganlığına karşı direnişimizi sürdürmemize yardımcı oluyor. Ama Rusların desteklediği Bağdat her açıdan bize karşı üstün. Halkımız gerçek bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya. Türkler Irak’ın talebiyle sınırı kapattığı için binlerce insanımız aç. Bu nedenle sizden bir kez daha bize desteğinizi değerlendirmenizi istirham ediyorum.” Barzani, yanıt alamayınca, dört ay sonra, bir mektup daha kaleme alır: “Kürtlere karşı siyasi ve ahlaki sorumluluğunuz var.” Kissinger, 1975’te kısa bir yanıt verir: “Gizli servis operasyonları, hayır işi değildir.”

TARİH ÖĞRETİR FAKAT AFFETMEZ 

Yukarıdaki örneklere benzer binlerce örnek verilebilir. Kendi gücüne, kendi yeteneklerine, kendi birikimine güvenmeden, başkalarının, hele de emperyalist devletlerin özendirmesi, yönlendirmesi ve kışkırtmasıyla büyük işlere kalkışmanın, sonu hüsrandır, hezimettir. 1. Dünya Savaşı sonunda, İngiliz emperyalizminin sözüne kanıp Anadolu’yu işgal etmeye yeltenen, 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunanistan’ın tutumu da buna örnek verilebilir. 

O nedenle önceki gün kutladığımız Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tarih bilinciyle kavramak ve anmak, Yunan işgal kuvvetlerine karşı ilk kurşunu sıkan ve şehit olan Hasan Tahsin’i, yurt ve ulus bilinciyle yorumlamak, çok önemlidir. Çünkü bu yaklaşım, sadece milletimizi geliştirip güçlendirmekle kalmaz. Aynı zamanda yanlış yapmamızı, maceraya kalkışmamızı da önler.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları