10 Kasım’ın Düşündürdükleri

10 Kasım 2020 Salı

Bugün Atatürk’ün sonsuzluğa uğurlanışının 82. yılıdır.

Onun kurduğu Cumhuriyetin ilkelerini benimseyen, aydınlanma devrimlerini savunan Atatürkçüler için bugün, kuşkusuz acı duyulan bir gündür.

Başlangıçta 10 Kasım’lar bir matem günü olarak kabul ediliyordu.

Cumhuriyet gazetesi için 10 Kasım matem günü değil, durum değerlendirmesi yapma ve geleceğe bakma günüdür.

Son 70 yıldır Cumhuriyet ilkeleri ve Atatürk devrimleri darbe almıştır. Darbeler sürüyor.

Yıkım, aslında Meclis kürsüsünden ilan edilen “halk tarafından kabul edilen-edilmeyen devrimler” ayrımıyla başladı ve devam etti. En önce günlük politik çıkarlarını düşünen politikacılar, yıllar boyu Cumhuriyetin temel ilkelerini zedelemek, törpülemek için uğraştılar ve uğraşıyorlar.

Özellikle son 20 yıldır Cumhuriyete, Atatürk devrim ve kazanımlarına karşı sürdürülen kin ve nefret ileri düzeylere taşındı. Cumhuriyet dönemi bir parantez, boşa harcanmış bir zaman dilimi, hatta bir “reklam arası” olarak kabul ediliyor.

Mevcut siyasi iktidarın 2023 hedeflerinde, “İslamın, devlet planı içinde düşünülmesi” gereğinden, “dindar ve kindar” bir nesilden söz ediliyordu. Önemli soru şudur: Bu nesil kime karşı “kindar” olacaktır?

Anayasa değiştirilerek, mühürsüz oylarla partili cumhurbaşkanlığı sistemine, dünyada bir benzeri olmayan tek adam yönetimine geçildi.

Oysa AKP’nin kendi kökü olarak kabul ettiği Menderes’in DP’sinin 1950 öncesi büyük demokrasi mücadelesinde elindeki en önemli bayrağı, “partili cumhurbaşkanlığı” sistemine karşı olmaktı. Şimdi AKP iktidarında, tek parti dönemindeki “partili cumhurbaşkanlığı sistemi”ne dönüldü.

Parlamenter demokrasi bir kenara itilmiş, Meclis’in gücü en alt düzeye indirilmiştir.

Tüm dünyada çağdaş demokrasinin en önemli kurumlarından birisi olarak kabul edilen Anayasa Mahkemesi tartışılır duruma getirilmiştir.

Cumhuriyetin kazanımları birer birer budanıyor, Cumhuriyet Bayramlarının kutlanması bile her yıl yaratılan yapay nedenlerle engelleniyor.

Yeni Önlemler

Ancak iktidar bloku, elindeki tüm araçlara rağmen, kültürel yaşamda tam hegemonya kuramamıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda ileriye gidemediklerini, eğitimden kültür ve sanata doğru her alanda yeni adımlar atmak gerektiğini açıkladı. Bu konuda yeni girişimlerin başlatılacağı da iktidar sözcüleri tarafından belirtiliyor.

Siyasal iktidar, aklını kullanan bireyler değil, aklını tarikatlara bağlamış kişiler ve bir ümmet toplumu istiyor.

Kemalizmle Hesaplaşma

İktidar yandaşı gazetelerde, “Kemalizmle yüzleşme”den, “hesaplaşma”dan söz ediliyor. Bunlar yapılmazsa yol alınamayacağı belirtiliyor.

Bu gelişmeler karşısında aydınların endişelerini dile getirmeleri, şikâyetlerini haykırmaları doğaldır.

Bir ortamda, 1923’te ilan edilen Cumhuriyetten çok az şey kaldığını belirtmeleri haklarıdır.

Yol Gösterici Akıldır

Büyük önder Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra, çağdaş Türk toplumu idealine ulaşmak için bir dizi aydınlanma devrimini uygulamaya koydu. Bunların temeli laiklik ilkesi, temel yol gösterici akıl ve bilimdir.

Atatürkçülükte umutsuzluğa yer yoktur. Atatürk Samsun’a giderken her şey yok olmuştu. Başkent ve vatanın dört tarafı işgal altındaydı.

Bugün 18 Mayıs 1919’dan daha mı kötü durumdayız?

1 Kasım 1922’de padişahlık (saltanat) kaldırılırken durum bugünkünden daha mı elverişliydi?

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilirken bütün okumuşlar, bütün halk Cumhuriyeti mi istiyordu? Atatürk’ün en yakın silah arkadaşlarının dahi Cumhuriyetin ilanına karşı oldukları unutulmamalıdır.

3 Mart 1924’te halifelik kaldırılırken, Eğitim Birliği Yasası kabul edilirken koşullar çok mu olumluydu?

Teslim Olmak Yok

Cumhuriyetçiler için, Atatürkçüler için teslim olmak yoktur.

Bugün ülkede bir demokrasi cephesi vardır. Laik - Atatürkçü - demokrat olan bu cephenin geçerli oy oranı yüzde elliden fazladır. Kuşkusuz bu durum son derece önemlidir.

Kafamızı kaldırıp sisli havayı elimizin tersiyle itmeliyiz.

Atatürk bize ne dedi?

Birinci görev, Türk bağımsızlığını, Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza dek savunmak ve korumaktır.

Varlığımızın ve geleceğimizin birinci temeli budur.

İçinde bulunulan ortamın koşulları ne derece elverişsiz olursa olsun, görevimiz Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak, savunmak ve geliştirmektir.

Cumhuriyetçiler tükenmez.

Atatürkçüler ve Kuvayi Milliyeciler ölmez.


Yazarın Son Yazıları

Önce Samimiyet... 16 Kasım 2020
Cumhuriyet Susmayacak 2 Kasım 2020
Ekonomi Nereye Gidiyor? 10 Ağustos 2020
Atatürk ve Türk halkı 10 Kasım 2019
Gerginlikler Yılı 2012 31 Aralık 2012
En Kızılan Gazete 10 Mayıs 2012