Deniz Yıldırım

Öncülük ve öncelik

01 Eylül 2021 Çarşamba

Geçmişi anmak ve iyi anlamak gerekiyor. Tarih elbette kuru bir tekrardan ibaret değil; fakat hiçbir ağaç, köksüz gelişmiyor. O kökleri bulmalı ve dallarını göğe serbestçe genişletecek ağaçlara kavuşmalıyız.

Zafer Bayramı’ydı iki gün önce. Kutlu olsun. Bir yandan emperyalist işgale direnişi simgeliyor. Askeri bir kurtuluşun göstergesi. Fakat askeri kurtuluş, büyük oranda siyasal stratejinin ve programın ürünü. Yıldan yıla bunu daha fazla vurgulama ihtiyacı doğuyor. Saraylara sıkışan bir yeni düzen, kendisini milliliğin ve bağımsızlığın sözcüsü gibi sunmaya çalışırken geçmişte kongrelere, Meclis’e dayanan siyasal kurucu stratejiyi daha fazla anmak, anlamak gerekmiyor mu?

Askeri kurtuluş, cephede yitirdiğimiz Mehmetçiklerin ve cefakâr gazilerimizin omuzlarında yükseldi. Fakat iç cephede birlik sağlanmadan, halkın çoğunluğunun istiklal için seferberliği garanti altına alınmadan ve her şeyden önemlisi de hedefi daraltıp cepheyi genişletirken milleti de zafere inandıracak manevi (etik-politik) etken sağlamca pekiştirilmeden ön cephedeki bu kararlılık, inanç, fedakârlık sağlanabilecek miydi?

Bunları iyi düşünmek, iyi yorumlamak gerekiyor. Tekrar etmek, tekrar tekrar vurgulamak, tekrara düşmek pahasına. Çünkü bazen nakarat, şarkının asıl mesajının anlaşılmasına fayda sağlıyor. Her nakarat değil elbette.

Bu noktada öncülük ve öncelik meselesinin önemi de yeniden anlaşılıyor. Dağınık kuvvetleri birleştirme, vatanın bağımsızlığı ve yaşam hakkı gibi son derece haklı ve meşru bir savunma hattı içinde hareket kabiliyeti geliştirme adına öncülük, askeri olduğu kadar siyasal açıdan da hayatiydi Kurtuluş Savaşı’nda. Büyük öncü Mustafa Kemal bunu başardı. 

Gündelik, sosyal yaşamda farklı mı? Çevrenize bir bakın; farklı bir işkolunda, üründe uzmanlaşmış küçük bir dükkân açmaktan tutun da bir dayanışma hareketi başlatmaya kadar en ufak eyleme biçiminde herkes önce birbirine bakıyor. Ne zaman ki bir öncü çıkıyor; başarı sağlarsa arkasından başkaları da geliyor.

AHBAP’TAN KADROCULAR’A

Fakat öncünün varlığı, arkasından gelenlerle, yanına dizilenlerle ve hatta bayrağı devralıp bir süre sonra öne geçmeye cesaret edenlerle daha büyük anlam kazanıyor. Öncünün kitleselleşmesi, tekelleşmeye de set çekiyor. Kireçlenmeyi önleyip değişimlere de damar açıyor. Aksi halde hayatın her alanında öncü tip, bir süre sonra yorgun düşüyor, umutsuzluğa düşüyor, geri düşüyor. Haluk Levent’in, hepimizin gözünde büyük değer kazanan Ahbap dayanışması sürecinde, bayrağı devretmek için başka öncüler ararken zaman zaman içine düştüğü umutsuzluk ve yalnızlık hissinde de benzer bir durum yok mu? Büyük büyük laflara, koskoca puntolarla yazılmış pankartlara, teorik birikime gelince gördüğümüz iddia, en ufak pratiğe, hayatın içine ve özüne dokunmaya gelince ateşle sınanan buza dönüşmüyor mu? O nedenle tek başına öncülük yetmiyor; öncünün etrafında geniş bir cephe ve kadro birikimi yaratmak gerekiyor. Kadrocular’ın önerdikleri geliyor aklıma. Sahi, niye tasfiye edildiler? Bugün öncüyü kadroyla ve sürekli devrimci bir programla canlı tutma arayışını bir de bu gözle değerlendirmek gerekiyor.

Öncülük, kadro elbette kurtuluş için önemli. Kuruluş için de. Rahmetli Bülent Tanör Hoca’nın Kurtuluş Kuruluş kitabını, askeri kurtuluşla siyasal kuruluş diyalektiğini en açık özüyle kavrayıp sunan berraklığıyla burada yeniden anmak gerekiyor. Okumayanlar okusa, okuyanlar okutsa keşke. Cumhuriyet Kitap’tan yeni baskıları çıkıyor. Armağansa buyrunuz kitap armağanı. Yine bununla birlikte, Gawrych’in Genç Atatürk kitabını öncünün gelişimini kavramak ve yine Alev Coşkun’un 6 Ay’ını, hazırlıksız kurtuluşun imkânsızlığını saptamak adına, notlar ve dersler çıkara çıkara okumakta yarar yok mu?

Bir de program zorunlu. Hedefi küçültüp cepheyi genişletirken emekçiyi, yoksulu, ezileni, bağımsızlık ve hürriyet aşkıyla yanıp tutuşan tekmil milleti birleştirecek, hedefte siyasallaştıracak bir program. Atatürk’ün Halkçılık Programı’nın özü bu değil miydi? Kongrelerden Milli Meclis’e uzanan yeni rejimin siyasal inşasında bu programın payı az mıydı? Demek ki öncülük, bir yandan öne çıkmak, bir yandan öngörmek ve en çok da öncelikleri doğru saptamak demek. Bugünün öncelikleri nelerdir? İşte öncünün başarısı, içinden çıkıp geldiği toplumun önceliklerini doğru saptamak, program başlıklarına çevirmek ile de sınanıyor. İş, ekmek, hürriyet, nitelikli eğitim, barış, bağımsızlık, adalet, güvenlik. Sloganların etkisi, bu somut ve öncelikli ihtiyaçları saptamakla, halktaki köklerini arayıp bulmakla ölçülüyor.

Bugün öncelikleri doğru saptamak ve öncülükleri etkili bir ittifaklar sistemi aracılığıyla geliştirmek, memleketin kurtuluş, bağımsızlık mücadelesinde yine hayati. Nakaratları bu vurgulara kaydırabilmek umuduyla.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yeni Zelanda 2 Ekim 2021